Rusya, eski Sovyet coğrafyasındaki nüfuzunu kaybetme endişesiyle Ermenistan’a yönelik ekonomik ve siyasi baskıları artırıyor. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Genel Sekreteri Sergey Lebedev, 26 Mayıs 2026’da yaptığı açıklamada, Erivan’ın Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşmasını “görmezden gelmeyeceklerini” söyledi. Lebedev, Ermenistan’ın hâlâ BDT, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyesi olduğunu ve bu yapılardan büyük fayda sağladığını vurguladı. Bu açıklama, Moskova’nın BDT ve AEB kurumlarını Erivan’ı Avrupa rotasından döndürmek için bir araç olarak kullandığını gösteriyor.
Moskova’nın eski Sovyet alanındaki kontrol mekanizmaları
Rusya, BDT çatısı altında “renkli devrimler” ve dış müdahaleler yoluyla parçalanma girişimlerine karşı uyarıda bulunurken, Ermenistan’ın AB’ye yönelimini bu tehditlerin bir parçası olarak görüyor. Lebedev, Gürcistan’ın BDT’den ayrılışını, Ukrayna’nın mevcut tutumunu ve Moldova’nın BDT kurucu belgelerinden çıkma kararını örnek göstererek benzer bir senaryonun Ermenistan için de geçerli olabileceğini ima etti. Ancak Erivan yönetimi bu uyarılara soğukkanlı yaklaşıyor. Ermenistanlı yetkililere göre AEB, tüm üyelerin eşit şartlarda faydalandığı bir ortaklık; Ermeni iş dünyasının kazancı kendi ticari faaliyetlerinden ve Rusya’nın da kullandığı transit avantajlardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla Moskova’nın “büyük fedakârlık” söylemi Erivan’da karşılık bulmuyor.
Güvenlik garantisi arayışı Ermenistan’ı Batı’ya yöneltiyor
Ermenistan’ın KGAÖ’ye olan güveni, 2022’deki sınır çatışmaları sırasında örgütün ve Rusya’nın askeri yardım sağlamamasıyla sarsıldı. Bu hayal kırıklığı, Erivan’ı KGAÖ’deki üyeliğini dondurmaya ve Avrupa’dan güvenlik garantisi aramaya itti. Ermenistan, sınırına Avrupalı gözlemciler davet ediyor ve Avrupa ülkelerinden silah satın alıyor. Başkentteki yetkililer, Rusya’nın ülkeyi etki alanında tutma çabalarına karşı sınırları net bir şekilde çiziyor: Eğer Moskova “cezalandırma” amacıyla doğal gaz fiyatlarını yükseltirse, Erivan KGAÖ ve AEB’den tamamen çıkma dahil olmak üzere simetrik adımlar atmaya hazır. Bu tutum, Ermenistan’ın egemenlik vurgusunu ve dış politika bağımsızlığını pekiştiriyor.
Güney Kafkasya’da değişen dengeler Türkiye için ne anlama geliyor?
Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına odaklanması ve Güney Kafkasya’nın Kremlin gündeminde arka plana itilmesi, Ermenistan’ın manevra alanını genişletiyor. Erivan, Batılı ve bölgesel ortaklarının desteğiyle dış politikasını çeşitlendiriyor ve Rusya’ya bağımlılığını azaltıyor. Bu gelişmeler Türkiye için hem risk hem de fırsatlar barındırıyor. Bir yandan Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci ivme kazanabilir; çünkü Erivan Batı’ya açıldıkça Ankara ile ilişkileri düzeltmek stratejik bir öncelik haline gelebilir. Öte yandan Rusya’nın baskıları tırmanırsa, Güney Kafkasya’da yeni bir istikrarsızlık dalgası doğabilir. Bu da Türkiye’nin güvenliğini, Azerbaycan ile ilişkilerini ve bölgedeki enerji projelerini doğrudan etkileyebilir.
Ermenistan-Rusya gerilimi Türk tüketicisine nasıl yansıyacak?
Jeopolitik gerilimin Türk vatandaşlarının günlük hayatına yansıması, öncelikle enerji fiyatları ve ticaret yolları üzerinden olacak. Rusya’nın Ermenistan’a doğal gaz fiyatını artırması halinde, bu durum bölgesel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir. Türkiye, Rus gazının Avrupa’ya transitinde önemli bir rol oynarken, aynı zamanda Azerbaycan ve İran’dan da gaz ithal ediyor. Herhangi bir arz kesintisi veya fiyat artışı, iç pazarda doğrudan hissedilebilir. Ayrıca AEB’den olası bir Ermeni çekilmesi, Türkiye üzerinden geçen Orta Koridor ticaret rotasının önemini artırabilir; bu da lojistik maliyetlerini ve dolayısıyla ithal ürünlerin fiyatlarını etkileyebilir. Kısacası, Moskova ile Erivan arasındaki bu gerilim, Türkiye’nin enerji güvenliği ve ticaret maliyetleri üzerinde belirleyici olacak ve sonuçları vatandaşların cebine yansıyacaktır.