Rusya’da devlet eliyle yürütülen yol ve köprü inşaatı projelerinde ödeme krizi derinleşiyor. Rusya Ulusal Altyapı Şirketleri Birliği (NAİK) verilerine göre, sektörün en büyük sekiz firmasının alacak bakiyesi 2026’nın ilk çeyreğinde 500,7 milyar rubleye (yaklaşık 170 milyar TL) ulaştı. Bu rakam, bir yıl öncesine göre 2,5 kat artış anlamına geliyor. Borcun bu denli hızlı büyümesinin temel sebebi, devlet kurumlarının tamamlanmış işlerin ödemelerini bilerek geciktirmesi. Türk müteahhitlik firmaları, Rusya pazarında uzun süredir aktif olduğu için bu kriz doğrudan Türkiye’yi ilgilendiriyor. Özellikle büyük ölçekli yol ve köprü projelerinde alt yüklenici olarak çalışan Türk şirketleri, ödeme gecikmeleri ve sözleşme şartlarının ağırlaşması nedeniyle nakit akışı sıkıntısı çekebilir.
Söz konusu sekiz firmadan altısı, Rusya ekonomisi için ‘sistem oluşturucu’ statüsünde. Bu firmaların 2025 yılı cirosu 378 milyar ruble olarak gerçekleşti ki bu, federal yol fonunun yüzde 27’sine denk geliyor. Öte yandan, tahakkuk etmiş ancak müşteriye sunulmamış gelir kalemi dört kat artarak 196 milyar rubleye yükseldi. Bu durum, devlet müşterilerinin faturaları kabul etmeyi reddettiğini veya süreci uzattığını gösteriyor.
Rus devlet müşterileri ödemeleri neden geciktiriyor?
Kremlin’in askeri harcamalarındaki rekor artış, bütçe disiplinini zorlarken altyapı projelerine ayrılan kaynaklar ciddi şekilde kısıldı. Yol ve köprü inşaatındaki maliyet artışlarına rağmen devlet müşterileri, sözleşme bedellerini mevcut bütçe limitlerine göre belirlemek zorunda kalıyor. Bu uygulama, sözleşme fiyatlarının yapay olarak düşük tutulmasına yol açıyor. Sonuçta müteahhit firmalar, işin gerçek maliyetini karşılayamayan bir bedelle çalışmak durumunda kalıyor. Bu da maaş ödemelerinde gecikme, ekipman yenileme yatırımlarının durması ve nihayetinde kalite düşüşü anlamına geliyor.
Uzmanlara göre, bu ‘ekonomi yapma’ modeli kısa vadede bütçeye nefes aldırsa da uzun vadede tüm sektörü çökertme riski taşıyor. Çünkü firmalar artık karlılık sınırının altında çalışıyor. Rusya’da faaliyet gösteren Türk inşaat şirketleri, benzer fiyatlandırma baskısıyla karşı karşıya kaldıkları için projelerden çekilme veya zarar yazma riskiyle karşı karşıya.
Ekipman sektörü çöktü: Satışlar yarı yarıya düştü
Ödeme gecikmeleri ve düşük sözleşme bedelleri, yol inşaatı ekipmanı pazarını da vurdu. Rusya’da satılan yol yapım makineleri sayısı bir yılda yüzde 50’den fazla azaldı. Müteahhit firmalar, nakit akışı sağlayamadığı için eski makinelerini yenilemek yerine onları sonuna kadar kullanmayı tercih ediyor. Bu durum, bakım maliyetlerini artırırken iş verimliliğini düşürüyor.
Türkiye, inşaat makineleri ihracatında Rusya’nın önemli tedarikçilerinden biri. Satışlardaki bu dramatik düşüş, Türk makine üreticileri ve yedek parça tedarikçileri için ciddi bir pazar kaybı anlamına geliyor. Önümüzdeki aylarda bu sektörde faaliyet gösteren Türk firmalarının Rusya’ya yönelik ihracat rakamlarının belirgin şekilde gerilemesi bekleniyor.
Vergi ve leasing borçları katlandı, iflas dalgası kapıda
Ödeme gecikmeleri, inşaat firmalarının kendi yükümlülüklerini yerine getirmesini de imkansız hale getirdi. Sektördeki vergi ve sigorta primi borçları ilk çeyrekte yüzde 31, leasing ödemelerindeki gecikmeler ise üç kattan fazla arttı. Firmalar, devlet bankalarından yüksek faizle kısa vadeli krediler çekerek maaş ödemelerini sürdürmeye çalışıyor. Ancak bu durum, finansal maliyetleri şişiriyor ve şirketlerin öz sermayesini eritiyor.
Uzman değerlendirmelerine göre, mevcut dinamik devam ederse altı ay ila bir yıl içinde bu firmaların bir kısmı iflas başvurusu yapmak zorunda kalabilir. Sistem oluşturucu statüsündeki bu şirketlerde on binlerce kişi çalışıyor. Türk müteahhitler, bu firmalarla ortak projeler yürüttüğü için olası iflaslar, alacaklarını tahsil edememe riskini doğuracak.
Sosyal kriz büyüyor: Maaşlar düşüyor, işten çıkarmalar artıyor
Düşük sözleşme bedelleri nedeniyle firmalar, nitelikli iş gücünü elinde tutmakta zorlanıyor. Reel ücretler enflasyon karşısında erirken, birçok çalışan sektör dışına yöneliyor. Rusya’da inşaat sektöründe istihdam edilen Türk vatandaşlarının sayısı da azalma eğiliminde. Büyük projelerde çalışan Türk işçilerin maaş ödemelerinde gecikme yaşandığına dair raporlar bulunuyor.
İşsizlik endişesi, özellikle yol inşaatının yoğun olduğu bölgelerde sosyal huzursuzluğu tetikliyor. Rus hükümeti, kısa vadede bu krizi çözecek bir kaynak aktarımı yapmazsa sektördeki daralmanın Türkiye’ye yönelik göç dalgasına yol açabileceği de değerlendiriliyor.
Kalite düşüşü gelecekte daha büyük maliyet getirecek
Bütçe baskısı altında çalışan müteahhitler, malzeme kalitesinden ödün veriyor, bakım harcamalarını kısıyor ve işçilik standartlarını düşürüyor. Bu durum, yeni yapılan yolların ve köprülerin ömrünü ciddi şekilde kısaltıyor. Uzmanlar, birkaç yıl içinde bu yapıların bakım ve onarım maliyetlerinin bugünkü ‘tasarruftan’ katbekat fazla olacağını belirtiyor.
Rus altyapısının bozulması, Türkiye’ye yönelik lojistik maliyetlerini de etkileyebilir. Rusya’dan ithal edilen hammaddelerin taşıma süreleri uzayabilir, nakliye maliyetleri artabilir. Bu da Türk tüketicisinin karşılaştığı nihai ürün fiyatlarına yansıyabilir.