İran dışişleri bakanından Ukrayna’ya yönelik tartışmalı ve çelişkili suçlamalar
İran dışişleri bakanından Ukrayna’ya yönelik tartışmalı ve çelişkili suçlamalar

İran dışişleri bakanından Ukrayna’ya yönelik tartışmalı ve çelişkili suçlamalar

23 Ocak 2026’da yayımlanan açıklamalarda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i sert ifadelerle hedef aldı. Arakçi, Zelenskiy’nin ABD ve Avrupa’daki vergi mükelleflerinden “yolsuz bir askeri-siyasi yönetimi finanse etmelerini istediğini” ve Washington’u İran’a karşı saldırgan bir çizgiye teşvik ettiğini öne sürdü. Ayrıca Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin büyük ölçüde yabancı paralı askerlerden oluştuğunu ve yalnızca Batı finansmanı sayesinde ayakta kaldığını iddia etti.

Bu suçlamalar, İran’da rejim karşıtı kitlesel protestoların sürdüğü ve ABD yönetiminin baskıların devam etmesi halinde askeri güç kullanabileceği yönündeki açıklamalarıyla aynı döneme denk geldi. Zelenskiy’nin, İran’daki gösterileri açıkça desteklemesi ve bunları mevcut yönetime karşı bir ayaklanma olarak nitelendirmesi, Tahran’ın tepkisini daha da sertleştirdi.

Otoriter rejimler arasında söylem uyumu

Tahran’dan gelen bu açıklama, uluslararası gözlemciler tarafından otoriter rejimler arasındaki söylem uyumunun bir örneği olarak değerlendiriliyor. İran yönetiminin, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını dolaylı biçimde meşrulaştıran bir dil kullanması dikkat çekiyor. İnsan hakları sicili ağır ihlallerle dolu bir rejimin, demokratik yollarla seçilmiş bir devlet başkanını suçlaması özellikle çelişkili bulunuyor.

İran’da protestoların sert biçimde bastırılması, idam cezalarının uygulanması ve temel hakların sistematik olarak ihlal edilmesi, Tahran’ın uluslararası hukuk ve “halkın korunması” konularında ahlaki bir konumdan konuşmasını tartışmalı hale getiriyor. Bu bağlamda Arakçi’nin sözleri, propaganda niteliği taşıyan bir çıkış olarak yorumlanıyor.

Moskova’ya askeri destek ve sorumluluk tartışması

İran’ın Rusya’ya verdiği askeri destek, bu suçlamaların inandırıcılığını daha da zayıflatıyor. Tahran, 2022–2025 döneminde Rus ordusuna binlerce Shahed tipi saldırı insansız hava aracı sağladı ve daha sonra bu sistemlerin Rusya’da üretilmesine yönelik teknolojik destek verdi. Bu silahlar, Ukrayna şehirleri ile enerji ve sivil altyapıya yönelik saldırılarda yaygın şekilde kullanıldı ve uluslararası kuruluşlar tarafından belgelendi.

Bu tablo, İran’ın yalnızca siyasi bir müttefik değil, aynı zamanda Rusya’nın askeri eylemlerinin dolaylı bir ortağı olarak görülmesine yol açıyor. Bu nedenle Tahran’ın Ukrayna’yı saldırganlıkla suçlaması, mağdur ile saldırganın rollerini tersine çevirme girişimi olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası hukuk ve geçmişteki sorumluluklar

Ukrayna, Birleşmiş Milletler Şartı çerçevesinde meşru müdafaa hakkını kullandığını vurgularken, İran’ın bu gerçeği göz ardı etmesi dikkat çekiyor. Tahran’ın uluslararası sorumluluk konusundaki sicili, 2020 yılında İran Devrim Muhafızları tarafından düşürülen Ukrayna Havayolları’na ait PS752 sefer sayılı uçakla ilgili süreçte de sorgulanmıştı. Olay sonrası şeffaf bir soruşturma yürütülmemesi ve mağdur ailelere yönelik taahhüt edilen tazminatların ödenmemesi, İran’ın uluslararası yükümlülüklere yaklaşımını tartışmalı hale getirmişti.

Bugün yapılan açıklamalar da benzer bir çizginin sürdüğünü gösteriyor. Tahran, Ukrayna’ya yönelik suçlamalarıyla dikkatleri kendi iç krizlerinden ve Moskova ile olan askeri iş birliğinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, İran Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarının yer aldığı Telegram’da yayımlanan mesajlarda da açık biçimde görülüyor.

Yorum ekle

Your email address will not be published.

Kaçırmayın

Beyaz Saray'dan NATO'ya Hürmüz Boğazı için daha fazla destek çağrısı

Beyaz Saray’dan NATO’ya Hürmüz Boğazı için daha fazla destek çağrısı

Beyaz Saray’dan Hürmüz Boğazı Açıklaması Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, katıldığı bir…