24 Şubat 2022’de başlayan geniş çaplı işgalin ardından Rusya, AB ülkelerinde enformasyon faaliyetlerini daha sofistike ve koordineli bir şekilde yürütmeye başladı. Moskova, klasik propaganda yöntemlerini modern teknolojilerle harmanlayarak; sahte internet siteleri, yerelleştirilmiş Telegram kanalları, otomatik bot ağları, yapay zeka destekli içerik üretimi ve derin sahte (deepfake) teknikleri üzerinden etkisini genişletiyor. Finansal kanallar ise offshore şirketler, kripto paralar ve karmaşık hukuk sistemleri aracılığıyla gizleniyor.
Stratejik Amaçlar ve Mesajlar
Rusya’nın hedefi yalnızca kendi propagandasını yaymak değil, AB içindeki siyasi ve toplumsal uzlaşıyı parçalamak, NATO ve AB kurumlarına olan güveni sarsmak ve Ukrayna’ya desteği azaltmak. Ayrıca Moskova, Avrupa’da Rusya ile ilişkilerin normalleşmesini sağlayacak “gri bir alan” oluşturmayı amaçlıyor.
Kampanyanın Merkezi ve Koordinasyonu
Bu operasyonların merkez üssü Moskova’da yer alıyor. Yönetim, Kremlin’in Sosyal Süreçler Analiz Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Direktifler, Sergey Kiriyenko’nun gözetiminde hazırlanıyor. Haftalık medya planları, Moskova’nın güncel stratejik önceliklerine göre belirleniyor. Planlarda genellikle; bölgesel politika, savaş hattındaki gelişmeler, batı ile ilişkiler, Ukrayna hükümetine eleştiriler ve diplomatik girişimler gibi konular yer alıyor.
İçerik Üretimi ve Yayılım Mekanizmaları
Hazırlanan içerikler, Russia Today (RT), Gazprom-Media, Rossiya Segodnya gibi büyük medya grupları aracılığıyla hem iç hem de dış pazara yayımlanıyor. Bu mesajlar, Avrupa’daki hedef kitlelere “savaş yorgunluğu” ve “yaptırımların etkisizliği” temalarıyla yeniden paketlenerek sunuluyor. Sahte medya siteleri, yerel influencerlar, popülist siyasetçiler ve kültürel gruplar, bu sürecin kritik aktörleri arasında.
Moldova Seçimleri: Stratejinin Güncel Örneği
Bloomberg’in raporuna göre, 28 Eylül 2025’teki Moldova parlamento seçimlerine Moskova müdahale planı hazırladı. Amaç, Avrupa yanlısı PAS partisinin gücünü kırmak ve Moldovalı seçmenleri yanlış bilgilendirerek sonuçları manipüle etmekti. Rusya, sahte haber kampanyaları, sosyal medya dezenformasyonu, diaspora üzerinden oy manipülasyonu ve seçim günü provokasyonlar düzenledi. Ancak Moldova, güçlü karşı önlemlerle pro-Avrupa yöneliminden sapmadı.
Kremlin Mesajlarını Yayan Aktörler
Rus propagandası yalnızca devlet kanallarıyla değil, popülist siyasetçiler, etkili medya figürleri ve “kamuoyu liderleri” aracılığıyla da yayılıyor. Bazı isimler bilinçli şekilde, bazıları ise farkında olmadan Kremlin’in söylemlerini aktarıyor. Bu aktörler arasında eski Alman Şansölyesi Angela Merkel’in söylemleri ve açıklamaları Moskova açısından önemli propaganda malzemesi oldu.
“Yumuşak Güç” ve Kültürel Diplomasi
Kremlin, “Russkiy Mir” gibi kurumlar aracılığıyla kültürel diplomasi maskesi altında faaliyet gösteriyor. “Rus Evleri” gibi kültürel merkezler, aslında Kremlin’in yerel nüfuz alanını genişleten stratejik merkezler olarak işlev görüyor. Bu yapı, yerel lobicilik ağlarıyla birleşerek Rusya’nın siyasi etki alanını güçlendiriyor.
Avrupa ve Dünya Genelinde Yayılım
Kremlin, propaganda mesajlarını sadece kendi mecralarında değil, uluslararası medya platformlarında da yaymaya çalışıyor. The New York Times, Bloomberg, Le Figaro gibi prestijli medya organlarında yer alan sponsorlu içerikler ve yorumlar aracılığıyla geniş kitlelere ulaşıyor. Bu faaliyetler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde organize edilmiş medya ağlarıyla destekleniyor.
Politik Etki Ağı ve Sonuçlar
Kremlin’in bu propaganda ağı, hem siyasi figürler hem de medya aktörleri aracılığıyla Avrupa kamuoyunda derinlemesine bir etki bırakıyor. Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde, demokratik kurumların direnci zayıflıyor, dezenformasyon saldırılarına karşı savunma mekanizmaları güç kaybediyor. Moldova örneği, Rusya’nın dezenformasyon stratejisine karşı koymanın mümkün olduğunu gösterse de, bunun sürekli çaba gerektirdiği net bir şekilde ortaya çıkıyor.