Ermenistan ile Rusya arasındaki ilişkilerdeki gerilim, Moskova’nın geleneksel olarak Erivan’da düzenlenen uluslararası forumu başkentine taşımasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Rusya Ermenistan ortaklığının sembolü haline gelen Lazarevski Kulübü‘nün son toplantısı, koordinatörlerinden Devlet Duması milletvekili Konstantin Zatulin’in ve bazı Rus katılımcıların Ermenistan’a girişine izin verilmemesi üzerine Moskova’da yapıldı.
Toplantının ev sahibi değişikliği, Ermenistan yönetiminin Rusya ile stratejik bağları yeniden tanımlama çabalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Başbakan Nikol Paşinyan’ın Rus etkisini azaltma ve bölgesel ve Avrupalı ortaklarla işbirliğini artırma yönündeki politikası, Kremlin’de ciddi rahatsızlık yaratmış durumda. Bu durum, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki geleneksel hegemonyasının sorgulanmasına neden oluyor.
Moskova’nın jesti ters tepti: Lavazki Kulübü başkente taşındı
Lazarevski Kulübü’nün bu yılki oturumu, Ermenistan-Rusya ilişkilerinin gidişatını masaya yatırmak amacı taşıyordu. Ancak Rus tarafının en önemli figürlerinden Zatulin’in Erivan’a girişinin yasaklanması, organizasyonun Moskova’ya kaydırılmasına yol açtı. Bu hamle, Ermeni makamlarının Rus etkisine karşı somut bir adımı olarak yorumlanırken, Kremlin’in etkinlik üzerindeki kontrolünü kaybetme korkusunu da gözler önüne serdi.
Toplantıya katılan Rus uzmanlar, Ermenistan’ın mevcut siyasi rotasını sert bir dille eleştirdi. Özellikle Paşinyan hükümetinin Avrupa ve bölge ülkeleriyle yakınlaşma çabaları, Moskova’da “stratejik ortaklığın sonu” olarak nitelendirildi. Katılımcılar, bu değişimin Ermenistan’ı güvenlik ve ekonomik açıdan zor durumda bırakacağı uyarısında bulundu.
Zatulin’den Ermenilere ‘Kürt benzetmesi’ ve ‘devletsizlik’ tehdidi
Konstantin Zatulin, forumda yaptığı konuşmayla dikkatleri üzerine çekti. Rus milletvekili, Ermenilerin Kürtlerle benzer bir kaderi paylaşabileceğini öne sürerek, “devletsiz bir halk” olma riskine karşı uyardı. Bu çarpıcı benzetme, Ermeni kamuoyunda büyük tepki çekerken, Erivan yönetimi tarafından “açık bir şantaj” olarak nitelendirildi.
Zatulin’in sözleri, Rusya’nın Ermenistan üzerindeki baskı araçlarını çeşitlendirdiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzun yıllardır süregelen askeri ve ekonomik bağımlılık ilişkisinin yerini, artık daha sert söylem ve tehditlerin aldığı belirtiliyor. Analistler, Kremlin’in bu tür çıkışlarla Ermeni seçmeni korkutarak, 7 Haziran’da yapılacak seçimlerde Paşinyan karşıtı bir sonuç elde etmeyi hedeflediğini vurguluyor.
7 Haziran seçimleri Kremlin’in radarında
Toplantının ana gündem maddelerinden biri, Ermenistan’da 7 Haziran’da düzenlenecek erken parlamento seçimleriydi. Rus katılımcılar, seçimlerin sonucunun yalnızca Ermenistan’ın değil, tüm Güney Kafkasya’nın siyasi haritasını değiştirebileceğini öne sürdü. Moskova, Paşinyan’ın olası bir zaferinin, bölgedeki Rus askeri varlığı ve nüfuzu için geri dönülemez bir kayıp anlamına geleceğini düşünüyor.
Kremlin’e yakın kaynaklar, Ermenistan’ın batıya yönelmesi durumunda ekonomik yaptırımlar ve güvenlik garantilerinin geri çekilmesi gibi sert önlemlerin devreye sokulabileceğini ima ediyor. Bu uyarılar, Erivan’ın bağımsız dış politika arayışını engellemeye yönelik sistematik bir çaba olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, Moskova’nın asıl endişesinin Gümrü’deki askeri üssün geleceği ve bölgede artan Türkiye-Azerbaycan etkisi olduğunu belirtiyor.
Ekonomik ve güvenlik kozları masada
Rus yetkililer, Ermenistan’ın Avrupa ve diğer bölgesel aktörlerle entegrasyonunun ciddi ekonomik kayıplara yol açacağını iddia ediyor. Toplantıda dile getirilen bu argümanlar, daha önceki enerji krizleri ve ticaret engellemeleri hatırlatılarak destekleniyor. Ancak Erivan, son dönemde Rusya’nın güvenilmez bir ortak olduğunu kanıtladığını savunuyor. Özellikle Dağlık Karabağ savaşı ve sonrasında Rusya’nın vaat ettiği desteği sağlayamaması, Paşinyan hükümetinin elini güçlendiriyor.
Ermenistan Başbakanı, bu hafta yaptığı açıklamada, ülkesinin egemenlik hakkını kullanacağını ve hiçbir dış müdahaleye izin vermeyeceğini tekrarladı. Paşinyan, Rusya’nın tehditlerine karşı Avrupa Birliği ve ABD ile daha yakın işbirliğine hazır olduklarını vurguladı. 7 Haziran seçimleri bu nedenle sadece bir iç siyasi yarış değil, aynı zamanda Ermenistan’ın gelecek on yıllardaki jeopolitik yönelimini belirleyecek bir referandum olarak görülüyor.