Moskova, Moldova’nın yeni askeri stratejisine sert tepki gösterdi
Kremlin, Moldova’nın Avrupa Birliği ile yakınlaşma yönündeki adımlarını sert bir dille eleştirdi. 12 Ekim 2025 tarihinde, Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, TASS’a yaptığı açıklamada, Moldova’nın Rusya’yı “başlıca tehdit” olarak tanımlayan yeni askeri stratejisini hedef alarak, bu yolun Kişinev için “hiçbir iyi sonuca” yol açmayacağını belirtti. Peskov, “Moldova’nın mevcut yönetimi ciddi bir hata yapıyor. Avrupa’yla ilişkileri geliştirmek adına Rusya ile çatışma rotasına giriyorlar. Aynı hatayı daha önce başka bir ülke yaptı, o ülke için de sonuçlar olumlu olmadı” ifadelerini kullandı.
Yeni strateji Moskova’yı rahatsız etti
8 Ekim 2025’te Moldova hükümeti, 2035 yılına kadar geçerli olacak yeni askeri stratejiyi onayladı. Belgede, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, ülkenin güvenliği açısından doğrudan bir risk olarak tanımlanırken, özellikle Rusya’nın kara koridoru oluşturma girişimlerinin Moldova’ya sıçrama ihtimali vurgulandı. Ayrıca, Transdinyester bölgesinde konuşlu yaklaşık 1000 Rus askerinin varlığı da ulusal güvenliğe tehdit olarak değerlendirildi.
Bu çerçevede Moldova, ordusunun mevcudunu üçte bir oranında artırma ve savunma harcamalarını GSYİH’nın %1’ine çıkarma kararı aldı. Strateji ayrıca NATO standartlarına geçiş hedefini içeriyor. Bu hamleler, Kremlin’in uzun süredir Moldova üzerindeki etkisini sürdürme çabalarına karşı atılmış açık adımlar olarak görülüyor.
Seçim zaferi sonrası yön değişikliği hız kazandı
28 Eylül 2025’te düzenlenen parlamento seçimlerinde, Avrupa yanlısı “Eylem ve Dayanışma Partisi” iktidarını korudu. Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, seçim sürecinde Rusya’yı defalarca iç işlere müdahale etmek ve seçim sonuçlarını etkilemeye çalışmakla suçlamıştı. Peskov’un ifadeleri, Moldova’nın Avrupa ile entegrasyon sürecini hızlandırma çabalarına Kremlin’in siyasi baskıyla karşılık verdiğini bir kez daha ortaya koydu.
Kremlin’in mesajı: bölgeye hâlâ hakim olmak istiyor
Peskov’un Telegram’daki açıklamaları, Moskova’nın sadece Moldova’ya değil, tüm Doğu Avrupa’ya yönelik baskı politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya, 2013 sonrası Ukrayna’da olduğu gibi, komşu ülkelerin Batı’ya yönelmesini tehditlerle engellemeye çalışıyor. Moldova özelinde ise bu tehditler, siyasi, ekonomik ve medya alanında daha yoğun baskıların habercisi olabilir.
Ayrıca Kremlin, Moldova gibi ülkeleri propaganda, enerji bağımlılığı ve bölgesel istikrarsızlık üzerinden kontrol altında tutma stratejisini sürdürüyor. Bu bağlamda, Peskov’un sözleri, Rusya’nın bölgede nüfuzunu koruma çabasının açık bir uzantısı olarak okunuyor.
AB ve NATO için uyarı niteliğinde
Moskova’nın tehditkar söylemleri sadece Moldova’ya değil, Avrupa Birliği sınırlarına da yöneltilmiş bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Brüksel için bu durum, Rusya’nın bölgedeki reform süreçlerini baltalama girişimi anlamına geliyor. Bu nedenle uzmanlar, AB ve NATO’nun Kişinev’e yönelik mali ve askeri desteğini artırmasının hem sembolik hem stratejik açıdan önemli olduğunu vurguluyor.
Ters etki riski: Moldova’nın Batı’ya entegrasyonu hızlanabilir
Rusya’nın Moldova’ya yönelik tehditleri, tıpkı Ukrayna örneğinde olduğu gibi, halk nezdinde tam tersi bir etki yaratabilir. Kremlin’in saldırgan söylemi, Moldova toplumunda Batı’ya entegrasyonu destekleyen kesimleri daha da güçlendirebilir. Bu durum, Maia Sandu yönetimine hem iç hem dış politikada reformları hızlandırma konusunda ilave meşruiyet kazandırıyor.
İç kamuoyu ve propaganda hedefi
Peskov’un açıklamaları, yalnızca Moldova’ya yönelik bir mesaj değil, aynı zamanda iç kamuoyuna yönelik bir propaganda unsuru olarak da değerlendiriliyor. Kremlin, bu tür açıklamalarla Batı karşıtı söylemini canlı tutuyor ve komşu ülkelerin “ihaneti” üzerinden Rus halkında kuşatma altındaymış hissi oluşturmaya çalışıyor. Bu strateji, iç ekonomik sorunların ve Ukrayna’daki savaşın yarattığı toplumsal baskıları dengelemek için sıkça başvurulan bir yöntem haline gelmiş durumda.
Moldova, bu tehdide karşı yalnızca siyasi birlik değil, aynı zamanda Batı ile stratejik iş birliğini derinleştirme yönünde kararlı adımlar atarak yanıt vermek zorunda kalabilir.