4 Ekim 2025’te yayınlanan bir anket sonuçlarına göre, Almanya’da sağ popülist ve Rusya yanlısı parti Almanya için Alternatif (AfD) oy oranını %26 seviyesinde koruyarak ülkenin önde gelen siyasi gücü konumunda. Mevcut durumda AfD, 630 sandalyeli Bundestag’da 151 milletvekili ile en büyük muhalefet partisi konumunda bulunuyor. Şubat 2025’teki son federal seçimlerde %20,8 oy alarak Hristiyan Demokratlar/ Hristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) blokunun ardından ikinci sırada yer aldı.
Hükümet partilerinin popülaritesi düşüyor
AfD’nin istikrarlı yükselişi, iktidar koalisyonunun popülaritesinde keskin düşüşlere yol açtı. Son ankete göre, CDU/CSU oy oranı %24’e, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) oranı ise %14’e geriledi. Böylece siyah-kırmızı koalisyonun toplam desteği %38 ile tarihinin en düşük seviyesine indi. Şubat 2025’te bu oran %45 seviyesindeydi. Bild’in aktardığına göre, AfD’nin artan popülaritesi parti içinde de endişelere neden oluyor. Özellikle Eylül 2026’daki Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyalet parlamento seçimlerinde mutlak çoğunluk elde etme ihtimali, AfD içinde kendi başına yönetmenin riskleri konusunda tartışmalara yol açıyor.
AfD’nin yükselişinin arka planı ve riskler
Bu trend, Almanya’da siyasi kriz ve seçmen manzarasında ciddi değişimlerin işareti olarak değerlendiriliyor. AfD’nin popülaritesinin artmasında, hükümetin göç ve ekonomik politikalarına yönelik memnuniyetsizlik belirleyici rol oynuyor. CDU/CSU lideri ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, AfD’nin yükselişini görmezden gelmenin mümkün olmadığını belirterek, muhafazakârların ve aşırı sağın programları arasındaki farkların net şekilde açıklanması gerektiğini vurguluyor. Bu çerçevede, seçmenlerin popülist partilere yönelmesini engellemek için yeni stratejiler geliştiriliyor.
Geleneksel partilerin tepki stratejileri
Geleneksel partiler AfD’ye karşı kesin bir işbirliği reddi (brandmauer) politikası izliyor. Bu yaklaşım, ideolojik uçurum ve Anayasa Koruma Teşkilatı’nın (BfV) AfD’yi federal düzeyde aşırı sağcı olarak tanımasıyla pekişiyor. CDU/CSU ve SPD, AfD’nin federal düzeyde güçlenmesinin Almanya’nın demokratik istikrarı açısından risk taşıdığı görüşünde.
Uluslararası ve jeopolitik yansımalar
AfD’nin yükselişi Moskova açısından avantajlı bir durum yaratıyor. Parti, Almanya-Rusya ilişkilerinin güçlendirilmesini savunurken, Batı yaptırımlarına karşı çıkıyor ve Ukrayna’ya silah tedarikinin durdurulmasını talep ediyor. Bu durum, Almanya’nın geleneksel Batı ittifakı duruşunu zayıflatma potansiyeli taşıyor. Rusya destekli medya organları AfD’nin başarılarını, Almanya’daki demokrasi krizi ve göç politikalarına yönelik eleştiriler üzerinden yayarak siyasi istikrarsızlığı körüklüyor.
AfD’nin Avrupa’daki trenddeki yeri
AfD’nin yükselişi, Avrupa genelinde sağ popülist partilerin güçlenme trendinin bir parçası olarak görülüyor. Fransa’daki Ulusal Birlik ve Avusturya’daki Özgürlük Partisi gibi oluşumlarla benzerlikler taşıyan AfD, Almanya’da daha önce nadir görülen sağ popülist dalganın temsilcisi haline geliyor. Bu gelişme, Almanya’nın geleneksel siyasi dengelerini değiştirebilir ve uzun vadede federal düzeydeki seçim sonuçlarını etkileyebilir.