Forbes Russia’nın 28 Aralık 2025 tarihli haberine göre, Rusya bütçe açığı ve mali baskılar altındayken Türkiye’de inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali için 9 milyar dolarlık yeni finansman sağladı. Türkiye Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, bu kaynağın büyük olasılıkla 2026–2027 yıllarında kullanılacağını belirtti. 2010 tarihli anlaşmaya göre Rosatom tarafından inşa edilen santralin ilk ünitesinin 2025’te devreye girmesi bekleniyordu, ancak proje bir kez daha ertelendi ve Ankara artık 2026’yı hedefliyor.
Proje, Rusya açısından ciddi finansal ve yaptırım riskleri barındırıyor. Daha önce ABD yaptırımları nedeniyle Rosatom’un bazı transferleri bloke edilmiş, bu durum Moskova ve Ankara’yı alternatif finansman modelleri aramaya itmişti. Gazprom’un Türkiye’ye bedelsiz gaz vermesi ve bu kaynağın Akkuyu’ya yönlendirilmesi gibi senaryolar dahi gündeme gelmişti. Tüm bu belirsizliklere rağmen Kremlin’in 9 milyar dolarlık yeni kaynak ayırması, projenin siyasi öneminin ekonomik rasyonalin önüne geçtiğini gösteriyor.
Rosatom için artan riskler ve Türkiye’nin manevra alanı
Akkuyu, “yap-sahip ol-işlet” modeliyle fiilen Rusya’ya ait bir tesis olmayı sürdürüyor. Rosatom kontrol hissesini elinde tutarken, tüm finansal, operasyonel ve çevresel riskleri de üstleniyor. Özellikle kullanılmış nükleer yakıtın yönetimi Rusya’nın sorumluluğunda ve bu durum, ileride Rusya topraklarında yeni nükleer atık depolama tesislerinin inşasını kaçınılmaz kılabilir. Toplam maliyeti 20 milyar doları bulan proje, Rus vergi mükellefleri için uzun vadeli bir yük anlamına geliyor.
Uluslararası yaptırımların derinleşmesi halinde Türkiye’nin Akkuyu’yu millileştirme ihtimali de uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Daha önce yaptırım altındaki Lukoil varlıklarında görülen uygulamalar, böyle bir senaryonun emsal oluşturabileceğini gösteriyor. Bu tür bir adım, diğer ülkeler için de Rus projelerine karşı cesaret verici bir sinyal olabilir ve Rosatom’un küresel itibarını daha da zedeleyebilir.
İç kamuoyu ve enerji politikası çelişkileri
Akkuyu’nun inşası sürecinde yaşanan gecikmeler ve teknik sorunlar Rosatom’un güvenilirliğini sorgulatıyor. Siemens’in 2024’te kilit elektrik ekipmanlarını tedarik etmeyi reddetmesi, Rusya’yı Çinli alternatiflere yöneltti. İnşaatta yaşanan her yeni sorun, Rosatom’un yeni uluslararası sözleşmeler kazanmasını zorlaştırıyor ve şirketi daha fazla siyasi destekle ayakta kalmaya zorlayan bir yapıya sürüklüyor.
Bu tablo, Rusya iç kamuoyunda da çelişkili bir algı yaratıyor. Türkiye’ye 9 milyar dolar bulunabilirken, Yakutya gibi bölgelerde kış ortasında kömür sıkıntısı yaşanması ve ısınma için yeterli kaynak ayrılamaması dikkat çekiyor. Akkuyu’ya aktarılan kaynaklar, Kremlin’in önceliklerinin iç sosyal ihtiyaçlardan ziyade dış politik ve jeopolitik projelere yöneldiğini açık biçimde ortaya koyuyor.