Sırbistan hükümetinin, Çeçen lider Ramzan Kadırov’un yeğeni Yakub Zakriyev’e vatandaşlık vermesi, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırım rejiminde yeni bir gedik açtı. Belgrad’ın, hakkında ABD ve İngiltere yaptırımları bulunan Zakriyev’i “cumhuriyetin çıkarları” gerekçesiyle Sırp pasaportu sahibi yapması, ülkenin Moskova ile Brüksel arasındaki ikili oyununu bir kez daha gözler önüne serdi.
Yakub Zakriyev ve Yaptırım Geçmişi
Kadırov’un kız kardeşinin oğlu olan Yakub Zakriyev’in Sırbistan vatandaşlığı alması, Rus iş dünyasındaki etkisini pekiştiriyor. Eski Grozni belediye başkanı ve Çeçenistan tarım bakanı olan Zakriyev, 2023’te Danone’nin Rusya’daki varlıklarının devralınmasının ardından “Süt Mantığı” (Logika Moloka) şirketinin genel müdürü oldu. ABD ve İngiltere, 2023-2024 döneminde hem Zakriyev’i hem de babası Salman Alisultanov’u yaptırım listelerine eklemişti.
Sırbistan’ın özel vatandaşlık programı, iş, bilim, spor veya sanat alanında ülkeye katkı sağlayan kişilere oturma şartı olmaksızın pasaport verilmesini mümkün kılıyor. Sırp pasaportu, sahibine 100’den fazla ülkeye, Avrupa ülkeleri dahil, vizesiz seyahat imkânı tanıyor. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 200’den fazla Rus elitinin bu yolla Sırbistan vatandaşlığı aldığı belirtiliyor.
Sırbistan’ın Çifte Oyunu: AB ve Rusya Arasında Denge
Belgrad yönetimi, bir yandan AB üyeliği hedefini dillendirirken, diğer yandan Moskova ile ekonomik ve siyasi bağlarını canlı tutuyor. Sırbistan’ın Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmayı reddetmesi ve Rus iş dünyasına kapılarını açması, ülkenin AB adayı statüsüyle derin bir çelişki oluşturuyor. Uzmanlar, bu politikayı “çifte oyun” olarak tanımlıyor: Brüksel’e uyum söylemi, Moskova’ya ise fiili iş birliği.
Zakriyev’e vatandaşlık verilmesinin arkasında, Sırbistan’ın Rus sermayesini çekme ve ekonomik kazanç elde etme çabası yatıyor. Ancak kararın, Sırp siyasetçileri ile Rus seçkinleri arasındaki gizli anlaşmaların, hatta yolsuzluk iddialarının bir parçası olabileceği değerlendiriliyor. Sırbistan Başbakanı Duro Macut’un imzasını taşıyan kararnamede “cumhuriyetin çıkarları” ifadesi dışında herhangi bir somut gerekçe sunulmaması, şeffaflık endişelerini artırıyor.
Sırp Pasaportu: Yaptırımları Delen Bir Köprü
Sırbistan’ın Rus iş adamlarına ve siyasi figürlere pasaport vermesi, AB’nin yaptırım mekanizmasını fiilen baltalıyor. Sırp pasaportu sayesinde Rus seçkinleri, Avrupa’ya vizesiz erişim, finansal işlemler ve iş faaliyetlerini sürdürme imkânı buluyor. Bu durum, yaptırımların etkinliğini ciddi ölçüde düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda kontrolsüz sermaye akışı ve gölge finansal işlemler için uygun bir zemin yaratıyor.
Özellikle Kadırov’un çevresine yakın isimlerin bu yolu kullanması, Avrupa güvenliği açısından daha da kaygı verici. Kadırov ailesi ve yakınları, insan hakları ihlalleri ve siyasi cinayetlerle anılan bir yapının parçası olarak biliniyor. Sırbistan üzerinden Avrupa’ya açılan bu koridor, sadece yaptırım kaçışı değil, aynı zamanda Rus istihbarat ve kriminal ağlarının kıtaya sızması için de bir araç haline gelebilir.
Avrupa İçin Sistemik Tehdit
Sırbistan’ın bu uygulaması, AB için sadece diplomatik bir rahatsızlık değil, aynı zamanda sistemik bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Rusya’nın hibrit savaş araçları arasında sayılabilecek pasaport ticareti, Kremlin’in Avrupa’da “gri bölgeler” yaratmasına olanak tanıyor. Bu bölgeler üzerinden Moskova, ekonomik ve siyasi nüfuzunu dolaylı yollardan sürdürebiliyor.
AB ülkelerinin, Belgrad’dan vatandaşlık prosedürlerinde şeffaflık talep etmesi ve “pasaport kaçış yollarını” kapatmak için ortak bir strateji geliştirmesi gerekiyor. Aksi halde, Sırbistan’ın adaylık süreci ile Rusya’ya sağladığı bu “arka kapı” arasındaki çelişki, Avrupa’nın yaptırım rejimini ve genişleme politikasını daha da zora sokacaktır.