Birçok bölgede insülin tedariki çöktü, hastalar yeni yıla kadar beklemek zorunda kalıyor
23 Kasım 2025’te Telegram’daki Baza kanalında yayımlanan bilgilere göre Rusya’nın çok sayıda bölgesinde insülin sıkıntısı kritik seviyeye ulaştı. Diyabet tedavisinde kullanılan “Apidra” ve “Levemir” ilaçlarının tedarikindeki kesintiler Penzа bölgesi ile Saha Cumhuriyeti’nde (Yakutistan) özellikle belirginleşti; Krasnoyarsk Krayı ve Novosibirsk bölgesinden de yüzlerce şikâyet bildirildi. Bazı bölgelerde yeni sevkiyatların ancak yılbaşından sonra yapılabileceği belirtiliyor. Eczaneler, “Apidra” ve “Levemir”in son kutularının 4–5 bin ruble aralığında satıldığını doğrulayarak stokların hızla tükendiğini ifade ediyor.
Rusya Sağlık Denetim Servisi (Roszdravnadzor), resmi verilerde söz konusu ilaçların “bölgelerde mevcut göründüğünü” savunuyor ve şikâyet yaşayan hastaların danışma hattına başvurmasını öneriyor. Ancak bölge eczanelerinin ve hastaların deneyimleri bu iddiaları çürütüyor: birçok kişi aylarca ilacını alamadığını, reçeteli tedavinin aksadığını ve zorunlu olarak başka ilaçlara geçmek zorunda kaldığını belirtiyor. Resmi istatistiklerle gerçek erişim arasındaki uçurum, sistemin hastalara kesintisiz tedavi garanti edemediğini ortaya koyuyor.
Kronik hastalar için risk büyüyor ve “gri pazar” yaygınlaşıyor
İlaç eksikliği artık istisnai bir durum olarak görülmüyor; kanser, diyabet, HIV, hipertansiyon ve epilepsi gibi kronik hastalıklarda kesintisiz tedavi hayati önem taşırken, pek çok hasta ilacını kendi imkânlarıyla aramak zorunda kalıyor. Sosyal ağlar, tanıdıklar ve gönüllü kuruluşlar üzerinden ilaç arayışı yaygınlaşırken, tedavinin düzenli sürdürülememesi hastalarda ağır komplikasyon riskini artırıyor. Onkoloji hastalarına yönelik devlet kanallarındaki gecikmeler, kemoterapi süreçlerinin bölünmesine, HIV tedavisindeki aksamalar ise viral kontrolün bozulmasına yol açıyor.
Kemoterapi sırasında toksisiteyi azaltmak için kullanılan “Uromiteksan”ın tedarikindeki kesintiler, hastaların tedaviye dayanma kapasitesini düşürüyor. Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde yaygın kullanılan “Tritace” (Ramipril) gibi ilaçların raflardan kaybolması ek tıbbi riskler yaratıyor. Bu durum, Rusya’nın ilaç pazarının hem ithal bileşenlere hem de kırılgan lojistik zincirlere ne kadar bağımlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Antibiyotik, epilepsi ilaçları ve aşılar da kritik seviyede
Geniş spektrumlu antibiyotiklerde —özellikle amoksisilin türevleri (Amoksiklav, Augmentin, Ekoklav) ve makrolidler (klaritromisin, azitromisin, eritromisin, roksitromisin)— yaşanan eksiklikler hasta tedavisinin etkinliğini düşürüyor ve dirençli bakteri türlerinin artmasına zemin hazırlıyor. Epilepsi ilaçlarına erişimdeki aksamalar ise en hassas alanlardan biri: tedavideki birkaç günlük kesinti bile nöbet sayısının artmasına, travmalara ve hastaneye yatışlara yol açabiliyor.
Ayrıca kızamık, kızamıkçık ve diğer bazı enfeksiyonlara karşı aşı tedarikindeki kesintiler, çocukların rutin aşı takvimlerini bozuyor. Bu durum, uzun vadede aşısız nüfus cepleri oluşturarak salgın riskini artırıyor.
Sistemik kriz: ithal girdilere bağımlılık ve altyapı yetersizliği
Yetkililerin “başarılı yerlileştirme” söylemlerine rağmen 2024–2025 yılları arasındaki uygulamalar, Rusya’nın hâlâ ithal etkin maddelere, yabancı ekipmanlara ve küresel lojistik zincirlerine yoğun biçimde bağımlı olduğunu gösteriyor. Uluslararası tedarik zincirlerindeki en küçük aksama bile Rusya’nın eczane ve hastanelerinde ilaç yokluğuna yol açıyor. Bu koşullar, ülkedeki ilaç tedarik sisteminin yapısal bir kriz içinde olduğunu ve kamu sağlığını güvence altına almakta giderek zorlandığını ortaya koyuyor.