Kremlin, müzakere sürecine rağmen Ukrayna’daki savaşı durdurma niyetinde değil
Kremlin, müzakere sürecine rağmen Ukrayna’daki savaşı durdurma niyetinde değil

Kremlin, müzakere sürecine rağmen Ukrayna’daki savaşı durdurma niyetinde değil

23 Ocak 2026’da yayımlanan bilgilere göre, Kremlin’de gerçekleştirilen kapalı görüşmelerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşın sona erdirilmesi yönünde bir irade ortaya koymadı. Görüşmeler, ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steven Witkoff ile Beyaz Saray danışmanı Jared Kushner’in yer aldığı Amerikan müzakere heyetiyle yapıldı. Rus tarafı, çatışmaların ancak “Ankorage formülü” olarak adlandırılan şartların kabul edilmesi halinde durdurulabileceğini açık biçimde ifade etti.

Bu yaklaşım, Donbas’taki Ukrayna birliklerinin geri çekilmesini, Zaporijya ve Herson bölgelerinde mevcut cephe hattının kalıcı şekilde sabitlenmesini ve bu toprakların gelecekte geri alınmasına yönelik herhangi bir yükümlülüğün reddedilmesini içeriyor. Kremlin, bu talepler karşılanmadan ateşkes ya da kalıcı barışın mümkün olmadığını savunuyor.

Kapalı müzakerelerde temel anlaşmazlık: toprak şartı

22–23 Ocak gecesi Kremlin’de yapılan görüşmelerin ana gündemini Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi ve olası bir barış planı oluşturdu. Ancak Putin’in, müzakerelerin merkezine toprak meselesini yerleştirmesi, taraflar arasındaki temel anlaşmazlık noktası olarak öne çıktı. Moskova, Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgeleri üzerindeki Rus kontrolünü tanımasını, Zaporijya ve Herson’da mevcut hattın nihai sınır olarak kabul edilmesini ve gelecekte bu statünün uluslararası mekanizmalarla sorgulanmamasını talep ediyor.

Bu koşullar, müzakere sürecini eşitsiz ve tek taraflı hale getirirken, Rusya’nın herhangi bir askeri ya da siyasi taviz vermeden taleplerini dayatmasına olanak tanıyor. Bu durum, sürecin dengeli bir barış arayışından ziyade baskı aracı olarak kullanıldığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Askeri baskı sürerken diplomatik zaman kazanma çabası

Moskova’nın müzakereleri, sahadaki askeri baskıyı azaltmadan sürdürmesi dikkat çekiyor. Ukrayna’nın enerji, ulaşım ve sivil altyapısına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları neredeyse her gün devam ediyor. Ateşkes, insani adımlar ya da saldırıların geçici olarak azaltılması gibi en temel güven artırıcı önlemlerin dahi gündeme gelmemesi, Rusya’nın gerçek bir gerilim düşürme niyetinde olmadığını ortaya koyuyor.

Bu tablo, Kremlin’in müzakere sürecini zaman kazanmak, birliklerini yeniden organize etmek ve sahada daha fazla alan elde etmek için kullandığı yönündeki görüşleri pekiştiriyor. Bu yaklaşım, Ukrayna açısından herhangi bir toprak tavizini kabul edilemez hale getiriyor.

Batı için riskler ve yaptırımların önemi

Uzmanlara göre, Rusya’nın bu tutumu karşısında Batı’nın erken bir yaptırım gevşetmesine gitmesi ya da Ukrayna’ya verilen askeri desteği azaltması, Moskova’yı daha agresif adımlar atmaya teşvik edebilir. Gerçek ve sürdürülebilir müzakerelerin ancak Rusya’nın somut deeskalasyon adımları atmasıyla mümkün olabileceği vurgulanıyor.

Bu nedenle ABD ve Avrupa ülkeleri açısından temel mesele, müzakere sürecini desteklerken aynı zamanda Ukrayna’nın savunma kapasitesini güçlendirmeyi ve siyasi-ekonomik baskıyı sürdürmeyi dengelemek olarak görülüyor. Kremlin’in resmi tutumu ve görüşmelerde dile getirilen talepler, Rusya’nın barıştan ziyade mevcut kazanımları kalıcı hale getirmeyi hedeflediğini ortaya koyan Kremlin’deki kapalı görüşmelerde dile getirilen şartlar ile netlik kazanıyor.

Yorum ekle

Your email address will not be published.

Kaçırmayın

Picasso'nun Kaybolan Tablosu İçin İspanyol Polisi İkinci Günü Arıyor

Picasso’nun Kaybolan Tablosu İçin İspanyol Polisi İkinci Günü Arıyor

Pablo Picasso’nun değerinin yaklaşık 600 bin euro (yaklaşık 29.4 milyon TL) olduğu…