Küresel Piyasalarda Jeopolitik Gerilimler Artıyor
Küresel piyasalarda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından tırmanan jeopolitik gerilimler, satış baskısını derinleştiriyor. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimlerin ticaret politikalarında belirsizlik yaratması, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonu daha da güçlendirebileceği endişelerini artırıyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, Hürmüz Boğazı’nın geçişlere kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilere müdahale edileceğini duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın ABD ve İsrail için “acil bir tehdit” oluşturduğunu belirterek, “ABD ordusunun en sert hamlesi henüz yapılmadı. Bundan sonraki aşama İran için daha zorlu olacak,” ifadelerini kullandı. Rubio, petrol fiyatlarındaki artışın enerji maliyetlerini yükselteceğine dikkat çekerek, ABD’nin bu durumu hafifletmek için adım atacağını vurguladı.
Hürmüz Boğazı, enerji arzı açısından kritik bir öneme sahip. Bu boğazdan geçen enerji arzının durması, orta vadede petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle imalat sanayi maliyetlerini artırabilir. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü bu geçişten geçiyor ve ham petrolün yaklaşık üçte biri bu koridor aracılığıyla küresel pazarlara ulaşıyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Orta Doğu üreticileri için bu geçit hayati önem taşıyor.
İran, ABD ve İsrail’in başlattığı saldırılara karşılık olarak bölgedeki petrol ve doğal gaz üretim tesislerini hedef aldı. Suudi Arabistan’da Ras Tanura’daki Suudi Aramco tesislerine yapılan İHA saldırısı ve Katar’daki Ras Laffan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisinde üretimin durdurulması, piyasalardaki yukarı yönlü baskıyı artırdı.
Tüm bu gelişmeler neticesinde Brent petrolün varil fiyatı, Ocak 2025’ten bu yana ilk defa 80 doların üzerine çıktı. Jeopolitik gerginliklerin yaygınlaşması, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politikalarıyla ilgili belirsizlikleri de artırdı.
Piyasalarda oluşan endişeler, Fed’in haziran toplantısında gevşemeye gidebileceği yönündeki tahminleri erteledi. Bankanın temmuz ayına kadar faiz oranını yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağı öngörüleri güçlendi.
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgali, benzer küresel riskler ortaya çıkarmıştı. Bu savaşla birlikte, petrol ve emtia piyasasında yaşanan sert fiyat artışları, Fed’in faiz oranlarını artırmasına neden oldu.
Yeni Bir Maliyet Enflasyonu Dalgası Başlayabilir
Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel enerji piyasalarında ciddi bir arz şoku senaryosunu tetiklediğini belirtti. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik Boğaz’ın trafiğe kapalı olmasının, lojistik maliyetlerini ve sigorta primlerini artırarak Brent petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açacağını ifade etti.
Bu durum, sadece doğrudan petrol fiyatlarını artırmakla kalmayıp aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinde yeni bir maliyet enflasyonu dalgasını başlatma riski taşıyor. Gözgör, piyasalardaki belirsizlik ortamının risk iştahını baskıladığını ve enerji emtialarına yönelik spekülatif talebi artırdığını kaydetti.
Gözgör, gelişmelerin majör merkez bankalarının yol haritasına yansımasının “bekle-gör” politikasının daha katı bir çerçeveye oturmasına yol açacağını öngördü. Enerji fiyatlarındaki artışın çekirdek enflasyona yansıma olasılığı, Fed’in faiz indirim döngüsü takvimini ötelemesine neden olabilir. Fed, enerji şokunun geçici bir arz kısıtı mı yoksa talep dengelerini kalıcı olarak bozan bir stagflasyon sinyali mi olduğunu netleştirene kadar faiz oranlarını yüksek seviyelerde tutmayı seçecektir. Benzer şekilde, yurt içindeki Merkez Bankası’nın da artan enerji maliyetlerini dikkatle izlemesi ve 12 Mart toplantısında faiz indirimlerine ara vermesi bekleniyor.
Risk Odaklı Dengeleme Çabası Öne Çıkabilir
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksinin jeopolitik risklerin etkisiyle oynaklığın arttığı bir süreçten geçtiği belirtiliyor. Enerji maliyetlerindeki artış ve küresel faiz beklentilerindeki değişim, sanayi ve bankacılık endeksleri üzerinde kısa vadeli baskılar yaratıyor.
Bu tür dönemlerde şirketlerin nakit akışları ve döviz pozisyonlarının daha fazla önem kazandığını belirten Gözgör, yatırımcıların haber akışına duyarlı bir şekilde hareket etmesinin uygun olabileceğini ifade etti. Enerji arz güvenliğine yönelik endişeler ve merkez bankalarının enflasyon hassasiyeti, önümüzdeki günlerde piyasalarda temkinli iyimserlik yerine risk odaklı bir dengeleme çabasının öne çıkacağına işaret ediyor.