Küresel Borç Piyasalarında Artış ve Zorluklar
OECD’nin 2026 Küresel Borç Raporu, “Artan Baskı Altında Borç Piyasasının Dayanıklılığını Sürdürmek” başlığıyla yayınlandı. Rapor, 2025 yılında küresel borç piyasalarının tarihi zirvelere ulaşan borçlanma seviyelerine rağmen dirençli kalmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
OECD ülkelerinde merkezi hükümet borcu, 2024’teki 16 trilyon dolardan 2025’te 17 trilyon dolara yükseldi. Bu yıl borcun 1 trilyon dolar daha artarak 18 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Bu ülkelerde refinansman gereksinimi, 2024’te 13,5 trilyon dolarla yeni bir zirveye ulaşarak brüt borçlanmanın yaklaşık yüzde 80’ini oluşturdu. Ödenmemiş devlet tahvili borcu ise 2024’teki 55 trilyon dolardan 61 trilyon dolara yükselerek rekor seviyeye ulaştı; bu artış, ABD dolarının değer kaybıyla bağlantılı olarak salgından itibaren görülen en büyük yıllık artış olarak değerlendiriliyor.
OECD ülkelerinde merkezi hükümet borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 83 ile istikrarlı bir seyir izlerken, bu yıl bu oranın yüzde 85 ile 2021’den beri görülmeyen en yüksek seviyeye ulaşması öngörülüyor.
OECD üyesi olmayan gelişmekte olan piyasalarda, devlet tahvili ihracı 2025’te yıllık yüzde 21 artışla 3,4 trilyon dolara ulaştı ve rekor seviyeye geldi. Bu ülkelerdeki toplam borç stoku ise 12,1 trilyon dolarla kayıtlardaki en yüksek seviyeyi gördü.
Rapor, çoğu büyük ihraççının spreadlerinin daraldığına, ancak düşük gelirli ülkelerin zorlu bir finansman ortamıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor. Faiz giderleri, OECD bölgesinde GSYH’nin yüzde 3,3’ü ile yüksek seviyelerde kalmaya devam ederken, bu oran önceki on yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 3,4’e yakın bir seyir izliyor.
Hükümet ve Şirketler Kısa Vadeli Tahvillere Yöneliyor
Hükümetler ve şirketlerin bu yıl piyasalardan toplam 29 trilyon dolar borçlanması bekleniyor; bu rakam, 2024 yılına göre 4 trilyon dolar veya yüzde 17’lik bir artışa işaret ediyor. Hükümetler ve şirketler, uzun vadeli faiz oranlarındaki artışı hafifletmek amacıyla ihraçlarını kısa vadeli tahvillere kaydırmaya yöneliyor. Bu durum, refinansman risklerini artırıyor.
Devlet ve şirket tahvil piyasalarının toplam büyüklüğü 109 trilyon dolara ulaşırken, bu risklerin dikkatli bir şekilde yönetilmesi, hükümetlere ve şirketlere istikrarlı finansman sağlamaya devam etmek için gereklidir.
Merkez bankaları, birçok OECD ülkesinde devlet borçlarının en büyük yurt içi sahipleri olmaya devam etmekte, ancak büyük merkez bankalarının bilançolarını küçülttükçe piyasa fiyat duyarlılığına daha bağımlı hale gelmektedir. Bu geçişin piyasa oynaklığını artırma potansiyeli bulunmaktadır.
Para politikası, kamu borcu ve emeklilik fonları ile ilgili kararların baskı altında olduğu bir dönemde, bu piyasalar yapay zeka yatırımları ve savunma harcamalarının finansmanında giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Teknoloji şirketleri, yapay zeka yatırımlarındaki büyümeyi desteklemek için dış finansmana yönelmesiyle daha büyük ihraççılar haline geliyor. Geleneksel olarak dış finansmana daha az başvuran teknoloji sektörü, yapay zeka yarışıyla birlikte bu eğilimi değiştirmeye başlamıştır.