Rusya’da Batı yaptırımlarına rağmen lüks tüketim malları piyasadan kaybolmadı, ancak fiyatları keskin biçimde yükseldi. 1 Ocak 2026 itibarıyla yayımlanan bir analiz, Moskova’daki tüketicilerin Avrupa menşeli lüks ürünlere erişebildiğini, fakat bu ürünlerin Avrupa Birliği’ndeki fiyatların en az iki katına satıldığını ortaya koydu. Özellikle başkentteki büyük alışveriş merkezlerinde Burberry, Gucci, Bottega Veneta, Valentino, Chloé ve Dolce & Gabbana gibi markalara ait binlerce ürün, ciddi fiyat farklarıyla raflarda yer alıyor. Bu tablo, Moskova’da lüks markaların yaptırımlar sonrası fiyat artışıyla satılması olgusunu görünür kılıyor.
Reeksport zinciri fiyatları şişiriyor
Premium segmentteki ürünlerin büyük bölümü Rusya’ya doğrudan değil, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin üzerinden yeniden ihracat yoluyla ulaşıyor. Yapılan karşılaştırmalar, Moskova’daki ortalama lüks ürün fiyatlarının AB’ye kıyasla en az iki kat daha yüksek olduğunu, en sert artışın ise çanta ve saatlerde görüldüğünü gösteriyor. Avrupa Birliği mevzuatı, birim fiyatı 300 avronun üzerindeki lüks ürünlerin Rusya’da herhangi bir kişi ya da kuruluşa satılmasını yasaklıyor. Ancak bu eşik, ihracat beyannamesinde belirtilen bedel üzerinden hesaplandığı için, üçüncü ülkelerdeki aracılar ürünleri serbestçe satın alabiliyor ve Rus pazarına yüksek kâr marjlarıyla yönlendirebiliyor.
Lüks, dar bir kesimin erişebildiği ayrıcalık haline geldi
Bu maliyetli yeniden ihracat modeli, lüks tüketimi Rusya’da daha da sınırlı bir alana hapsetmiş durumda. Ürünler teknik olarak satışta olsa da, mevcut fiyat seviyeleri yalnızca çok yüksek gelir grubundaki tüketicilere hitap ediyor. Orta sınıf için markalı giyim ve aksesuarlar büyük ölçüde erişilemez hale gelirken, daha düşük gelirli kesimler için bu ürünler tamamen piyasadan silinmiş durumda. Yaptırımların uygulandığı yıllar boyunca, fiyat artışları nedeniyle görece varlıklı kesimler arasında dahi talebin belirgin biçimde düştüğü gözleniyor.
Yaptırımlar, yerli alternatif eksikliğini daha görünür kıldı
Yaklaşık dört yıldır süren yaptırım ortamına rağmen, Rusya’da lüks segmentte yerli ve ikame ürünlerin geliştirilemediği dikkat çekiyor. Yüksek fiyatlara rağmen ithal markalara yönelik sınırlı da olsa süren talep, gri ithalat kanallarını canlı tutuyor. Lojistik ve ithalat ağları, üçüncü ülkeler üzerinden yasal boşluklardan yararlanarak faaliyetlerini sürdürüyor. Bu durum, Moskova’nın “kendine yeterlilik” ve “ithal ikamesi” söylemiyle keskin bir tezat oluştururken, yaptırımların nihai maliyetinin büyük ölçüde Rus tüketicilere yansıdığını ortaya koyuyor.