Hürmüz Boğazı’ndaki ABD ablukası, İran’ın petrol ihracatını durma noktasına getirdi. Durumun ciddiyeti nedeniyle Tahran, petrol sahalarındaki üretime hemen ara vermeye başladı. Yıllardır çeşitli yaptırımlarla mücadele eden İran, bu yeni krizi aşmak için “direniş ekonomisi” stratejisini uygulamaya koydu.
ABD Deniz Kuvvetleri’nin Hürmüz Boğazı çevresindeki ablukayı sıkılaştırması, İran’ın petrol ticaretini ciddi şekilde etkiledi. Son haftalarda ihracat rakamları hızla düştü ve depolama kapasitesinin dolmasıyla Tahran, ham petrol üretimini kademeli olarak azaltmaya başladı. Üst düzey bir İranlı yetkili, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, kapasite aşımını önlemek amacıyla üretim düşüşüne gidildiğini belirtti.
WASHINGTON TAHRAN’IN DENEYİMİNİ KÜÇÜMSÜYOR MU?
Orta Doğu’daki gerilim, her iki tarafın geri adım atmasını beklediği bir çıkmaza doğru evrilmekte. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın en hayati gelir kaynağı olan petrolü hedef alarak bu çatışmayı sona erdirmeyi amaçlıyor. Ancak Tahran, yükselen petrol fiyatlarını da koz olarak kullanarak Washington’a maliyet yükleme stratejisini sürdürmekte. İranlı yetkililer, geçmişteki yaptırımlar sonucunda petrol kuyularına zarar vermeden üretimi durdurma ve yeniden başlatma konularında uzmanlaştıklarını dile getiriyor.
“ENDİŞELİ DEĞİLİZ”
İran Petrol, Gaz ve Petrokimya Ürünleri İhracatçıları Birliği Sözcüsü Hamid Hüseyni, yeterli uzmanlığa ve deneyime sahip olduklarını, bu nedenle endişe duymadıklarını ifade etti. Bu tekniklerin özellikle 2018 yılında ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından daha da geliştirildiği vurgulanıyor.
ABLUKA ALTINDA YENİ ZORLUKLAR: GÖLGE FİLO DEVRE DIŞI
Geçmişteki yaptırımlarla İran, “gölge filo” olarak adlandırılan uluslararası denetim dışındaki tankerlerle gizlice petrol satışı yapabiliyordu. Ancak mevcut durumda ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı fiziksel olarak kapatması, milyonlarca varil petrolün denizde mahsur kalmasına neden oldu.
STRATEJİK BEKLEYİŞ VE DEPOLAMA KRİZİ
Analistler, İran’ın bu stratejiyi ne kadar süre sürdürebileceği konusunda farklı görüşler öne sürüyor. Mevcut üretim seviyeleri göz önüne alındığında, İran’ın yaklaşık bir aylık depolama alanının kaldığı tahmin ediliyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’ın ana ihracat merkezi Hark Adası’nın kapasitesinin dolmak üzere olduğunu belirterek, bu durumun İran’ı müzakere masasına zorlayacağına inanıyor.
ALTERNATİF GÜZERGAHLAR: TREN VE KARAYOLU
Petrol ihracatçısı Hamid Hüseyni, deniz yolunun tıkanması durumunda Türkiye, Pakistan, Afganistan ve Özbekistan gibi ülkelere karayoluyla sevkiyat yapabileceklerini dile getirdi. Ayrıca, Çin’e demiryolu üzerinden petrol ürünleri gönderilmesi gibi daha karmaşık ama maliyetli seçeneklerin de masada olduğu belirtildi.
SİSTEM ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR
Kayrros veri ve araştırma şirketinin kurucu ortağı Antoine Halff, “Sistemde ciddi bir stres var” diyerek üretimdeki duraksamanın artık bir zorunluluk haline geldiğine dikkat çekti. İran’ın mevcut stratejisi, ablukanın hafiflemesi durumunda üretimi hızlıca artırma esnekliğini korumak üzerine inşa edildi.
Obsidian Risk Advisors yöneticisi Brett Erickson, Washington’un bu baskı altında İran’ın çökeceği varsayımının yanlış olabileceğini belirterek, “Bu rejimler teslim olmaz, adapte olurlar” uyarısında bulunuyor. İran’ın “direniş ekonomisi”nin ABD’nin ekonomik baskılarına ne kadar direnç göstereceği, gelecek haftalarda netlik kazanacak.