Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, petrol fiyatlarını aniden 100 doların üzerine taşırken, asıl tehlike gübre kıtlığında ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu kriz sonucunda dünya genelindeki gıda arzının ciddi şekilde tehdit altında olduğunu vurguluyor.
İran’daki savaşın etkileri, enerji hatlarının yanı sıra modern tarımın tedarik zincirini de kırma potansiyeline sahip. İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) başkomutanının danışmanı İbrahim Cabari’nin, Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını belirtmesi, uluslararası petrol ve doğalgaz tedarikinde ciddi bir kesintiye sebep oldu. Ancak bunun yanında, gıda üretimi için kritik öneme sahip olan gübre tedarikinde de büyük bir kriz yaşanıyor.
KÖRFEZ’DE ÜRETİM DURDU
Dünya genelinde ticareti yapılan ürenin neredeyse yarısı ve diğer gübrelerin büyük bir kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç ediliyor. Bu boğazda yaşanan iptaller, küresel tarımın en savunmasız dönemine girmesine neden oldu.
- Katar’ın devlet enerji şirketi QatarEnergy, LNG tesislerine yapılan saldırılar sonrası gaz üretimini durdurdu. Bu, dünyanın en büyük üre tesisindeki üretimin de sona ermesine yol açtı.
- Katar’dan gelen tedarikin azalması sonucu Hindistan, üç üre tesisinde üretimi düşürdü ve Bangladeş beş gübre fabrikasından dördünü kapattı.
- Argus verilerine göre, Orta Doğu’dan üre ihracat fiyatları geçen Cuma itibarıyla yüzde 40 artarak ton başına 700 doların üzerine çıktı. Fiyatlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 daha yüksek seyretti.
DÜNYA GÜBRE ÜRETİMİNİN ÜÇTE BİRİ AKSAYABİLİR
Bu durumun zamanlaması Kuzey Yarımküre için oldukça kritik. Şubat ortasından Mayıs başına kadar süren dikim mevsiminde gübre arzında önemli bir kesinti yaşandı. ABD’de bu döneme yönelik gübre arzında yüzde 25’lik bir açık ortaya çıkmış durumda.
Küresel gübre üretiminin yüzde 20’si, üre arzının yüzde 46’sı Körfez bölgesinden karşılanıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda, uluslararası gübre ticaretinin üçte birinin etkilenmesi bekleniyor.
GÜBREYE EN ÇOK KİM BAĞIMLI?
Veri analiz şirketi Kpler’e göre, Asya ülkeleri bu gübre ihracatına en yüksek oranda bağımlı durumda. Hindistan, üre ve fosfat gübrelerinin yüzde 40’ından fazlasını Orta Doğu’dan temin ederken, Brezilya gübre ihtiyacının neredeyse tamamını ithalatla karşılıyor ve bunun yarısı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor.
ASIL TEHLİKE MUTFAKTA
Dünya’nın en büyük gıda üreticisi olan Hindistan, Brezilya ve Çin, gübre kıtlığı nedeniyle üretim kapasitelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Körfez bölgesindeki blokaj, bu ülkelerin gıda üretimini olumsuz etkiliyor.
- Yüksek fiyatlar nedeniyle, birçok çiftçinin gübre kullanımını azaltması bekleniyor. Bu durum, temel gıda maddelerinde verim kaybına ve küresel gıda arzının daralmasına yol açabilir.
HANGİ ÜRÜN NE KADAR ZAMLANACAK?
Ekonomistlerin ve gıda analistlerinin 18 Mart 2026 itibarıyla hazırladığı rapora göre, mutfaktaki kriz sadece başlangıç. Ürün bazında beklenen fiyat artışları şöyle:
PİRİNÇ VE BUĞDAYDA %50 ARTIŞ
Pirinç ve buğday, bu krizin en çok etkilenecek ürünleri arasında yer alıyor. Gübre tedarikindeki azalmanın küresel pirinç fiyatlarını %40 ile %50 arasında artırması bekleniyor.
Buğday: Ukrayna-Rusya krizinin en başından beri hassas olan buğday fiyatlarının, gübre maliyetlerindeki artışla birlikte yeniden yükselmesi öngörülüyor.
SOYA VE MISIR: HAYVANCILIĞI DA VURACAK
Brezilya, gübre ihtiyacının yarısını Hürmüz Boğazı üzerinden temin ediyor. Soya fasulyesi ve mısır üretimindeki düşüş, yem maliyetleri üzerinden et ve süt fiyatlarını da artıracak.
Beklenen Zam: Soya fasulyesi ve mısır fiyatlarında %30 ile %45 artış bekleniyor.
YAĞLI TOHUMLAR VE ŞEKER
Enerji maliyetlerinin artışı gıda fiyatlarına en çok bu grupta yansıyacak.
Ayçiçek ve Kanola Yağı: %25 – %35 artış.
Şeker: Brezilya’daki üretim aksaklıkları küresel şeker fiyatlarında %20’lik bir artışa yol açabilir.
45 MİLYON İNSAN AÇLIK SINIRINDA!
Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre, Hürmüz Boğazı yıl ortasına kadar kapalı kalırsa, 318 milyon gıda güvensizliği çeken insana 45 milyon yeni kurban eklenebilir. Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, sadece bir enerji çatışması değil; temel gıda maddelerinde arzı kısıtlayarak dünya çapında gıda fiyatlarını artıracak ve özellikle ithalata bağımlı ülkelerde kıtlık yaratabilecek ciddi bir tehdittir.
Kaynak: Al Jazeera, Kpler ve Argus