Avrupa’nın Rusya’ya Askeri Teknoloji Akışı: Üçüncü Ülkeler Üzerinden Devam Eden Ticaret
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tam ölçekli işgalinin ardından Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ın uygulamaya koyduğu kapsamlı yaptırımlar, Moskova’yı teknolojik olarak izole etmeyi ve savunma sanayii üretimini engellemeyi hedefliyordu. Ancak Münih’teki ifo Enstitüsü ve EconPol Europe analiz merkezinin yeni araştırması, yaptırımlara rağmen askeri amaçlı kritik ürünlerin Rusya’ya ulaşmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Araştırma, AB’nin yasakladığı 42 kategori askeri ve askeri kullanıma yönelik ürünün, doğrudan olmayan tedarik kanalları üzerinden Rusya’ya ulaştığını belgeliyor. Bu durum, Batılı yaptırımların stratejik etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
ifo ve EconPol Europe’ın analizi, yalnızca üçüncü ülkeler üzerinden yapılan dolaylı sevkiyatları kapsıyor. Özel kişiler tarafından yapılan kaçakçılık veya mal veya menşe ülkesine ilişkin yanlış beyanlarla yapılan ithalat gibi diğer yaptırım ihlali biçimleri analize dahil edilmedi. Bu nedenle elde edilen rakamlar, yaptırım rejiminin delinmesinin gerçek ölçeğine ilişkin bir alt sınır olarak değerlendirilmeli. Araştırmanın bulguları, uluslararası ticaret verilerinin sistematik analizine dayanıyor ve Rusya’nın savaş makinesini beslemeye devam eden kritik bir lojistik ağını gözler önüne seriyor.
Türkiye ve Çin: Başlıca Transit Güzergahlar
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, yaptırıma tabi malların Rusya’ya ulaşmasında belirli transit ülkelerin oynadığı merkezi rol. Verilere göre, nihayetinde Rusya’ya ulaşan yaptırıma tabi malların yüzde 36’sından fazlası Türkiye üzerinden taşınıyor. Çin yüzde 23, Hong Kong yüzde 16 ve Birleşik Arap Emirlikleri ise yüzde 10’luk paya sahip. Bu dört ülke, yaptırım delme operasyonlarının ana arterlerini oluşturuyor.
Bu konsantrasyon, Rusya’nın Batı teknolojisine erişim stratejisinin birkaç kritik geçiş noktasına dayandığını gösteriyor. Türkiye’nin yüzde 36’lık payı, coğrafi konumu ve ticari bağlantıları nedeniyle özellikle dikkat çekici. Çin ve Hong Kong kombinasyonu ise toplamda yaklaşık yüzde 40’lık bir paya ulaşıyor. Bu rakamlar, yaptırımların etkinliğini artırmak isteyen Batılı hükümetler için odaklanılması gereken kritik noktaları işaret ediyor.
AB Yaptırımlarının Yapısal Zaafları
Yaptırım rejiminin etkinliğini baltalayan temel faktör, kısmi veya aşamalı ihracat kısıtlamalarının uygulanması oldu. Eksik ve zamanında uygulanmayan yasaklar, Rusya’ya lojistik ağlarını yeniden yapılandırmak ve alternatif tedarik kanalları oluşturmak için kritik zaman kazandırdı. 2022-2023 döneminde, AB yaptırımlarının varlığı, Rusya’ya önemli teknolojilerin sevkiyatının fiilen durduğu anlamına gelmiyordu.
Örneğin, HS 851712 gibi mal kodları hem sıradan telefonları hem de askeri amaçlı korumalı iletişim ekipmanlarını kapsıyordu. Yalnızca belirli teknik özelliklerin kısıtlanması, aynı kod altındaki diğer mal çeşitlerinin lisanslarla yasal olarak ihraç edilmesine izin verdi. Bu durum, Rusya’nın yasal olarak izin verilen varyantlar kisvesi altında askeri açıdan hassas ürünlerin ihracatını sürdürmesini kolaylaştıran bir manipülasyon imkanı yarattı. Tüm mal kodları düzeyinde tam yasaklar ancak Ocak 2024’te yürürlüğe girdi.
Rusya’nın Lojistik Adaptasyonu ve Alternatif Kanallar
Doğrudan AB kaynaklı tedarik kanallarının kapanması, ticaretin hızla gölge veya yarı yasal rotalara kaymasına neden oldu. Türkiye, Çin, Hong Kong ve BAE, Avrupa menşeli ürünler için kilit transit merkezler haline geldi. Araştırma verileri, yaptırım delme faaliyetlerinin sınırlı sayıda rotaya dayandığını gösteriyor. Bu, yaptırım rejiminin bir zayıflığı olsa da, aynı zamanda onu güçlendirmek için bir fırsat da sunuyor.
Rusya’nın teknolojik ithalatı savaş stratejisinin temel bir unsuru olarak görmeye devam ettiği bir ortamda, Batılı hükümetlerin tedarik zincirlerini daha yakından izlemesi gerekiyor. 2022-2023 yıllarında yasaklar kademeli olarak genişletilse de, tam mal kodu düzeyinde dışlama ancak Ocak 2024’te uygulandı. Tam ölçekli savaşın başlamasından neredeyse iki yıl sonra bile, AB’den doğrudan sevkiyatlar tamamen durmadı. Şubat 2023’te Rusya’ya hala 40 milyon dolar değerinde askeri mal yasal olarak ihraç ediliyordu ve bu, savaş öncesi seviyenin yüzde 23’üne denk geliyordu.
Etkili Yaptırım Politikası İçin Gereken Adımlar
2024 başlarında ihracatçıların sorumluluğunun genişletilmesi ve ikincil yaptırımların uygulanması dahil olmak üzüre artan kontrol önlemleri, dolaylı sevkiyatlarda gözle görülür bir azalmaya yol açtı. Bu, yaptırımların kapsamlı, tam ve siyasi irade ile desteklendiğinde işe yaradığını kanıtlıyor. Bununla birlikte, tedarik tamamen durmadı ve bu da Rusya’nın yaptırım delme şemalarına adapte olduğunu gösteriyor.
Avrupa ülkeleri, Birleşik Krallık ve ABD hükümetleri için bu, yaptırım politikasının dinamik ve sürekli güncellenmesi gerektiğinin bir işareti. Etkili bir yanıt sistematik ve koordineli olmalı. İlk olarak, uzun geçiş dönemleri olmaksızın tam yasaklar getirilmeli. İkincisi, yeniden ihracata yardım eden aracılar ve finans kuruluşlarına karşı ikincil yaptırımların uygulanması genişletilmeli. Üçüncüsü, menşe sertifikaları, gümrük verileri ve kurumsal tedarik zincirleri üzerindeki denetimler artırılmalı. Batılı yetkililerin üçüncü ülkeler üzerinden devam eden teknoloji sızıntısını ele almak için daha agresif önlemler alması gerekiyor. Ana transit merkezlere yönelik siyasi ve ekonomik baskı, yaptırım politikasının etkinliğini artırmak için önemli bir etkiye sahip olabilir.