Venedik, Adriyatik Denizi’nin yükselen sularıyla karşı karşıya kalarak, tarih boyunca süregelen fırtınalara dayanma yeteneğini tehdit eden bir durumla mücadele ediyor.
Son bilimsel araştırmalar, mevcut bariyerlerin yetersiz kalacağını ortaya koyarak, tarihi kentteki anıtların “başka bir yere taşınması” fikrinin en uygulanabilir çözüm olabileceğini gösteriyor.
23 yılda 18 büyük sel yaşandı
Venedik, yalnızca “Acqua Alta” (Yüksek Su) dönemlerinde değil, yılın büyük bölümü boyunca sularla mücadele etmekte.
Bilim insanları, küresel deniz seviyelerinin önümüzdeki 300 yıl içinde 7 metre, en kötü senaryoda ise 16 metreye kadar yükselebileceği konusunda uyarıyor.
Şehrin güvenliği için tasarlanan MOSE sistemi ve mevcut pompalar, yalnızca 1,25 metrelik bir yükselmeyi karşılayabiliyor. 22. yüzyılda bu sınırın aşılmasının kesin gözüyle bakılıyor.
Araştırmacılar, lagünü kurtarmak için dört farklı senaryo değerlendirdi:
- Mevcut sistemlere ek teknolojik bariyerler eklemek.
- Lagün çevresine kalıcı duvarlar inşa etmek.
- Venedik lagününü denizden tamamen izole edecek dev bir baraj inşa etmek.
- Tarihi anıtları söküp daha yüksek bir bölgeye yeniden inşa etmek.
90 milyar euroluk ‘tahliye’ senaryosu
Deniz seviyesinin aşırı yükselmesi durumunda, bilim insanları tarafından en gerçekçi (ancak en üzücü) seçenek şehrin terk edilmesi olarak değerlendiriliyor.
Tarihi yapıların başka bir yere taşınmasının maliyeti yaklaşık 90 milyar euro olarak tahmin ediliyor.
Bu durumda, turistler taşınan San Marco Bazilikası’nı yeni yerinde ziyaret edebilecek; ancak derin sular altında kalan “gerçek” Venedik zamanla çürüyerek okyanus tabanına çökme tehlikesiyle karşılaşacak.