Rusya’nın Kayıp Şehri: Mologa’nın Hikayesi
Rusya’nın Volga Nehri üzerinde suyun ortasından yükselen çan kulesi, altında yatan trajik tarihin yalnızca bir tanığıdır. Rybinsk Baraj Gölü’nün derinliklerinde, Stalin’in 1930’larda verdiği bir emirle haritadan silinen 700 köy ve Mologa şehrinin, evlerini terk etmeyi reddederek sulara gömülen insanlar hakkında anlatılan hikayeler mevcuttur.
Bu alan, doğal bir afet bölgesi değildir; Moskova’nın enerji ihtiyacını karşılamak ve su yollarını kontrol etmek amacıyla inşa edilen devasa bir mühendislik projesinin, “Rybinsk Denizi”nin ıslak mezarlığıdır.
Bir Medeniyetin Sonu: Neden Sulara Gömüldü?
1930’ların sonunda Sovyetler Birliği, sanayileşme hamlesi içindeydi. Stalin, başkent Moskova’yı büyük denizlere bağlamak ve hidroelektrik santralleri aracılığıyla enerji sağlamak için harekete geçti.
Proje: Döneminin en büyük yapay gölünü oluşturmak.
Bedel: Gulag mahkumları tarafından inşa edilen proje kapsamında 130.000 kişi zorla tahliye edildi.
Yıkım: Yaklaşık 700 köy ve 12. yüzyıldan kalma Mologa şehri su altında kaldı.
Günümüzde “karanlık turizm” meraklılarının ilgi odağı haline gelen bölgenin en ikonik yapısı, su seviyesinin 70 metre üzerinde yükselen Kalyazin Çan Kulesi’dir. Turist tekneleri kulenin etrafında dolanırken, aslında o bölgedeki devasa bir yerleşim ağının çürümekte olan kalıntıları üzerinde geziyorlar. Kule, batık şehrin mezar taşı gibi duruyor.
Direniş: Kendini Eve Zincirleyenler
Sular altında kalan en önemli merkez, köklü bir geçmişe sahip Mologa şehriydi. Tarihçiler aralarındaki anlaşmazlıklara rağmen, bölgedeki sözlü tarih ve bazı belgeler, tüyler ürpertici bir direniş hikayesini anlatmaktadır.
Direniş: Tahliyeyi reddeden yaklaşık 300 kişi olduğu söyleniyor.
Efsaneleşen Ölüm: İddialara göre 294 kişi, sular yükselirken evlerini terk etmemek için kendilerini binalara zincirleyerek can verdi. Bu öykü, bölgenin hüzünlü havasını daha da derinleştiriyor.
Sular Çekilince Ortaya Çıkan Kalıntılar
İklim değişikliği ve kuraklık, bazen geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor. Yaklaşık 12 yıl önce yaşanan şiddetli kuraklık sırasında su seviyesi o kadar düştü ki, Mologa şehrinin kalıntıları yeniden görünür hale geldi.
Arnavut kaldırımlı yollar, evlerin temelleri ve mezarlıklar, uzun yıllar sonra güneşle buluştu. Eski sakinlerin torunları, atalarının evlerinin kalıntılarını ziyaret etmek için çamurlu nehir yatağında yürüdü.
Sovyet Atlantisi, yalnızca bir mühendislik projesi olmaktan öte; ilerleme uğruna nelerin feda edilebileceğinin ve otoriter rejimlerin doğa ve insanlar üzerindeki yıkıcı etkisinin ıslak bir anıtıdır.