Monako Prensliği, 2026 yılında da 2 kilometrekarelik alanında düşük vergi rejimi ve yüksek yaşam maliyetleri ile ekonomik modelini sürdürmeye devam ediyor. Küresel servet sahipleri için cazibe merkezi olma özelliğini koruyan Monako’nun bu statüsü, katı yasal ve finansal kriterlere dayanıyor.
KİŞİSEL GELİR VERGİSİ %0 OLARAK UYGULANIYOR
1869 yılından bu yana %0 oranındaki kişisel gelir vergisi politikası ile dikkat çeken Monako, yerleşik bireylerin maaş, borsa kazançları ve dünya genelindeki yatırımlarından elde ettikleri gelirler üzerinden vergi almıyor. Doğrudan miras alan varisler için miras vergisi ve genel varlık vergisi de bulunmuyor.
YERLEŞME ŞARTLARI VE EMLAK PİYASASI
Monako’nun vergi avantajlarından yararlanmak isteyenler için belirlenen katı oturum koşulları, doğal bir “ekonomik filtre” görevi görüyor. Oturum izni başvurusunda bulunanların Monako merkezli bir banka hesabında en az 500.000 € nakit bulundurması zorunludur.
Monako, dünyanın en yüksek metrekare birim fiyatlarına sahip bölgelerinden biri olarak, vergi tasarruflarını gayrimenkul giderlerine aktaran birçok servet sahibi tarafından tercih edilmektedir. Stüdyo daire kiraları, diğer Avrupa metropollerindeki lüks konutlarla eşdeğer düzeydedir.
DEVLET GELİRLERİ BU ŞEKİLDE FİNANSE EDİLİYOR
Kişisel gelir vergisi almadığı için Monako, kamu hizmetleri ve yüksek güvenlik standartlarını şu kaynaklar üzerinden finanse ediyor:
Ülkede mal ve hizmet alımları üzerinden %20 oranında katma değer vergisi uygulanmakta. Gelirlerinin %25’inden fazlasını yurtdışındaki ticari faaliyetlerden elde eden şirketler, kurumlar vergisine tabi tutuluyor.
Ayrıca, gayrimenkul satış işlemlerinden alınan yüksek oranlı harçlar bütçenin önemli bir kalemini oluşturuyor.