Macaristan’da Seçim Öncesi Sokak Gösterileri
Macaristan’da 12 Nisan’da gerçekleştirilecek tarihi seçimler öncesi, on binlerce kişi ulusal bayramda sokaklara döküldü. Ülke, 3 yıldır süren ekonomik durgunluk ve artan yaşam maliyetlerinin gölgesinde, 16 yıllık iktidarını koruma çabası içinde olan Başbakan Viktor Orbán’ın meydanlarda düzenlediği gösterilere tanıklık etti. Anketlerde önde görünen muhalefet partisi Tisza ve lideri Péter Magyar, Orbán’a meydan okuyarak devasa bir kalabalıkla protesto düzenledi.
Başbakan Viktor Orbán, Parlamento binasının önündeki Kossuth Meydanı’nda yaptığı konuşmada, seçimin bir “beka” meselesi olduğunu vurguladı. Brüksel’in “savaş ekonomisine” geçtiğini söyleyen Orbán, Batılı askerlerin Ukrayna’ya girebileceğine dair iddialarda bulundu ve Macaristan’ı bir “barış adası” olarak koruma sözü verdi. Orbán’ın kitleleri konsolide etmek için kullandığı keskin söylemi dikkat çekti: “Macarlar Ukrayna için ölmeyecek, Macaristan için yaşayacaklar. Şimdi soruyorum: Ben mi, yoksa (Ukrayna Cumhurbaşkanı) Zelenskiy mi? Çok daha güçlü bir şekilde kazanmalıyız.”
Péter Magyar ve Tisza Partisi’nin Yükselişi
Orbán konuşurken, Tuna Nehri’nden Kahramanlar Meydanı’na uzanan yolu muhalefet destekçileri doldurdu. Orbán’ın en büyük rakibi olan Péter Magyar, Başbakan’ın “savaş veya barış” söylemini gülünç bir “korku propagandası” olarak tanımladı. Tisza Partisi, Avrupa yanlısı bir çizgi izlemesine rağmen Ukrayna konusunda temkinli bir tutum sergiliyor. Parti, Kiev’in Avrupa Birliği’ne “hızlandırılmış” girişine karşı çıkıyor ve iktidara gelmeleri halinde konuyu referanduma götürme sözü veriyor.
Orbán’ın karşılaştığı en büyük zorluk, yalnızca siyasi rakipleri değil, aynı zamanda 3 yıldır süregelen ekonomik durgunluk ve halkın yaşam pahalılığı. Bağımsız anketler, muhalefetteki Tisza Partisi’nin önde olduğunu gösteriyor. Ancak iktidardaki Fidesz Partisi, kendi anketleriyle hâlâ zafer yolunda olduklarını savunuyor. Muhalefet, hükümetle bağlantılı kurumlar tarafından yapılan anketlerin güvenilirliğini sorguluyor.
28 gün sonra sandık başına gidecek olan Macaristan halkı, sadece yeni bir hükümet seçmeyecek; aynı zamanda Avrupa Birliği ile olan gerilimli ilişkilerin ve ekonomik rotanın geleceğini de belirleyecek.