Orta Doğu’daki savaş, nükleer tesislerin doğrudan hedef alınmasıyla “geri dönülemez” bir felaket eşiğine girdi. İran’ın tek nükleer santrali olan Buşehr’e düzenlenen dördüncü saldırı, bölgedeki başkentlerde “ekolojik bir suikast” olarak değerlendiriliyor.
“ZEHİR SİZE AKACAK”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, saldırı sonrası yaptığı açıklamada, rüzgar ve akıntı yönlerine dikkat çekti. Arakçi, “İsrail ve ABD Buşehr’i dört kez vurdu. Ancak bilmeliler ki, radyoaktif bir serpinti Tahran’a ulaşmayacak; doğrudan BAE, Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi Körfez başkentlerini vuracak. Bu saldırılar oradaki yaşamı bitirebilir” dedi.
60 MİLYON İNSAN İÇİN “SUSUZLUK” TEHDİDİ
İranlı yetkililer, Körfez ülkelerinin içme suyu ihtiyacının büyük bir kısmını deniz suyunu arıtan (desalinizasyon) tesislerden karşıladığını vurguladı. Arakçi, Basra Körfezi’ne sızacak en düşük seviyedeki radyasyonun bile 60 milyondan fazla insanın su kaynağını kalıcı olarak zehirleyebileceğini ifade etti. Bu durum, bölge ülkelerinde “nükleer kirlilik” korkusunu artırdı.
IAEA: “REAKTÖR HASAR GÖRMEDİ”
Viyana merkezli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik bir rapor yayınladı. Ajans yetkilileri, Buşehr reaktör çekirdeğinin saldırılarda zarar görmediğini ve bölgedeki radyasyon seviyelerinde şu an için bir artış tespit edilmediğini açıkladı. Ancak uzmanlar, “sürekli saldırı” halinin santralin güvenlik protokollerini her an tehdit edebileceği konusunda uyarıyor.