Estonya Güvenlik Servisi KAPO’nun yayımladığı bir rapora göre, Estonya Hristiyan Ortodoks Kilisesi’nin (EHOK) 2025’te ilan ettiği idari bağımsızlık, Moskova Patrikhanesi’nin gizli kontrolü altında bir görüntüden ibaret. KAPO’nun analiz ettiği belgeler, kilisenin temel kararlarının ve koordinasyonunun Moskova’daki dini yapılar tarafından yönlendirildiğini ortaya koyuyor.
Moskova’nın Gölgesindeki Kilise Yönetimi
EHOK, 2025 yılında adını ve tüzüğünü değiştirerek Rus Ortodoks Kilisesi’nden (ROK) idari olarak ayrıldığını duyurmuştu. Ancak Estonya istihbaratının tespitlerine göre, bu değişiklikler sadece görünüşte kaldı. Kilisenin ana karar mekanizmaları, Moskova Patrikhanesi’nin “Yakın Yurtdışı” için oluşturduğu özel birimler ve Dış Kilise İlişkileri Dairesi tarafından yönetiliyor. Bu birimler, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tam ölçekli işgalinin ardından oluşturulmuştu.
Rus Vatandaşı Metropolit ve Güvenlik Endişeleri
Kilise yönetiminin başında bulunan Metropolit Yevgeni, Rusya vatandaşı olması nedeniyle Estonya makamlarının güvenlik endişeleriyle karşılaştı. İkamet izninin uzatılmaması üzerine ülkeyi terk etmek zorunda kalan metropolitin arka planı, Moskova’nın dini kurumlar üzerindeki etkisinin boyutlarını gözler önüne serdi. Son iki yılda, EHOK’a bağlı yedi din adamı, Rusya’nın Ukrayna savaşını destekledikleri gerekçesiyle Estonya’ya giriş yasağı aldı.
Dini Kurumların İstihbarat Amaçlı Kullanımı
Rus Ortodoks Kilisesi’nin, Rus devleti ve istihbarat servisleriyle iç içe geçmiş yapısı, uzun süredir uluslararası gözlemcilerin dikkatini çekiyor. Patrik Kirill’in KGB geçmişi ve kilise yapılanmasının modern Rus güvenlik aygıtıyla entegrasyonu, dini kurumların istihbarat faaliyetleri için kullanıldığına dair somut kanıtlar sunuyor. Rusya’nın “Rus Dünyası” konseptini yaymak ve yabancı ülkelerin iç işlerine müdahale etmek için dini araçları sistematik olarak kullandığı biliniyor.
Estonya’nın Ulusal Güvenliğine Yönelik Riskler
Estonya güvenlik yetkilileri, EHOK’un görünürdeki özerkliğine rağmen Moskova kontrolünü sürdürmesini, ülkenin ulusal güvenliği açısından uzun vadeli bir risk olarak değerlendiriyor. Rusya’nın hibrid savaş stratejisinin bir parçası olarak dini kurumları kullanması, özellikle Baltık bölgesinde istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Kilise içindeki Rus yanlısı din adamlarının, Kremlin propagandasının yayılmasında ve toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesinde araç olarak kullanılma ihtimali endişe kaynağı.
Hibrid Savaşın Dini Cephesi
Rusya’nın komşu ülkelerde dini kurumları manipüle etme stratejisi, geleneksel savaş alanlarının ötesine uzanan hibrid bir tehdit oluşturuyor. Estonya örneği, Moskova’nın resmi olarak bağımsız görünen dini yapılar üzerinden bile etki alanını koruyabildiğini gösteriyor. Bu durum, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin, Rusya’nın dini araçları istismar etme kapasitesine karşı daha kapsamlı savunma mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Estonya makamlarının, Rusya bağlantılı din adamlarına yönelik vize yasakları ve sınır dışı kararları, bu tür hibrid tehditlere karşı alınan önlemlerin somut örneklerini oluşturuyor. Ancak KAPO raporu, dini kurumların istihbarat faaliyetleri ve etki operasyonları için kullanılması riskinin devam ettiğine işaret ediyor.