Süveyş Körfezi, Arap plakası ile Afrika plakasını ayıran Kızıldeniz Yarığı’nın kuzey uzantısını oluşturuyor. Jeologlar, yıllarca bu bölgedeki fay hatlarının inaktif olduğunu varsaydılar. Ancak Geophysical Research Letters’ta yayımlanan yeni bir çalışma, görünüşte “uyuyan” bu fayın aslında öngörülenden daha aktif olduğunu ortaya koydu.
KAYMA HIZLA DEVAM EDİYOR
Araştırma ekibi, Süveyş Fayı’nın yapısını ve bölgedeki eski mercan resiflerinin yükselme seviyelerini inceledi. Yapılan analiz, bölgedeki kabuğun yılda yaklaşık 0,55 milimetre hızla kaymaya devam ettiğini gösterdi. Bu, insan yaşamı açısından dikkate değer gibi görünmese de, jeolojik zaman diliminde anlamlı bir değişimi ifade ediyor.
“ÖLÜ FAY” KAVRAMI GÖZDEN GEÇİRİLEBİLİR
Bilim insanları, bulguların yarık sistemlerine dair mevcut sınıflandırmayı tamamen değiştirebileceğini belirtiyor. Çalışma, bir yarığın yalnızca “aktif” veya “tamamen kapanmış” olamayacağını, bazıların zaman içinde sessizce yeniden faaliyete geçebileceğini vurguladı. Araştırmacılar, Dünya kabuğundaki fayların daha geniş bir davranış yelpazesine sahip olabileceğinin altını çizdi.
Ancak, Süveyş bölgesindeki bu hareketliliğin Afrika ile Asya’yı yakın bir zamanda fiziksel olarak ayıracağı düşünülmüyor. Tektonik süreçlerin büyük ölçekli sonuçları milyonlarca yıl alıyor. Ancak bu küçük kaymalar, gelecekte gerçekleşebilecek daha büyük kıtasal ayrılmaların öncü işaretleri olarak değerlendiriliyor.
DOĞU AFRİKA RİFTİ’NDE DEV AYRILMANIN İZLERİ
Süveyş Fayındaki bu hareketlilik, bölgede genel tektonik aktivitenin arttığını gösteren tek bulgu değil. Etiyopya’dan Mozambik’e kadar uzanan Doğu Afrika Rift Sistemi’nde de büyük bir ayrılma süreci devam ediyor. Çok sayıda jeolojik veri, Somali plakasının Nubian plakasından yavaşça uzaklaştığını ve uzun vadede bölgeyi ikiye bölecek yeni bir denizin kurulabileceğini ortaya koyuyor.
Bu süreç tamamlandığında, Doğu Afrika’nın anakara Afrika’dan tamamen ayrıldığı yeni bir kıta düzeni oluşacak. Ancak bu dönüşümün milyonlarca yıl süreceği öngörülüyor.
Bilim insanları, söz konusu bulguların Dünya’nın yüzeyinin göründüğü kadar durağan olmadığını bir kez daha kanıtladığını ifade ediyor. Yüzeydeki kayalar sabit gibi görünse de, gezegenin kabuğunun derinliklerinde sürekli bir şekil değiştirme süreci yaşanıyor.