Hungary, Rusya’dan boru hatlarıyla sağlanan ham petrol ve doğalgaz tedariklerine büyük ölçüde bağımlı durumda — üye olduğu European Union’nun enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarının tam tersine bir yön izliyor. 2024 yılı verilerine göre ülkede doğal gazın yaklaşık yüzde 74’ü ve petrolün yaklaşık yüzde 86’sı Rus kaynaklıydı. Bu durum, Almanya gibi deniz erişimi olan ülkelerin sahip olmadığı lojistik kısıtlarla birleşince Budapeşte’nin alternatif tedarik rotalarındaki esnekliği önemli ölçüde sınırlı hale geliyor.
Acil durum yasası teklifinin arka planı
Ekim 2025 tarihinde hükümet, petrol rafinerisi yangını ve yeni Amerikan yaptırımlarına karşılık olarak “yakıt tedariğinde acil durum” hâline yönelik bir yasa tasarısı hazırladı. Bu tasarı, özel kritik kullanıcılar için sabit yakıt ikmal istasyonlarının devreye alınması gibi tedbirleri içeriyor. Rafinerideki yangın olayı, ulusal enerji arz güvenliği açısından bir kırılma noktası olarak algılanırken, henüz yerel petrol şirketi MOL Nyrt. üretim kesintilerinin boyutunu kamuoyu ile paylaşmadı.
ABD ile yapılacak görüşmelerde gündem yaptırımlar & muafiyet
Başbakan Viktor Orbán, 7 Kasım 2025 tarihinde Washington’da Donald Trump ile görüşecek ve öncelikli hedef olarak Macaristan’a yönelik Rus enerji şirketlerine uygulanan Amerikan yaptırımlarına karşı muafiyet talep edecek. ABD’nin bu yaptırımları, başta Rosneft ve Lukoil olmak üzere büyük Rus enerji şirketlerini hedefliyor ve Macaristan gibi Rus boru hatlarıyla beslenen ülkeler için arz güvenliği riski yaratıyor.
Uluslararası tepkiler ve AB bağlamında riskler
Macaristan’ın bu tutumu, Ukrayna savaşının ardından Rus enerji bağımlılığından uzaklaşmayı hedefleyen AB politikasından sapma olarak değerlendiriliyor. ABD yönetimi ve Brüksel, Budapeşte’nin enerjide Moskova ile hâlâ güçlü bağlar kurmuş olmasından memnun değil. Geçmişte Macaristan’ın AB yaptırımlarını veto etmekle tehdit ettiği, Ukrayna üzerinden gaz geçişinin yeniden başlatılmasını talep ettiği biliniyor. Bu konjonktürde Macaristan’ın arz güvenliği gerekçe göstererek Moskova’ya sıkı bağlılığı sürdürüyor olması AB’nin enerji dönüşümü hedefleriyle örtüşmüyor.
Enerji altyapısında sınırlı çeşitlendirme
Macaristan’ın alternatif tedarik yolları potansiyeli sınırlı durumda. Ülke, güneyden gelen boru hatları ve LNG bağlantıları üzerinden çeşitlendirme yapabileceğini belirtiyor olsa da, mevcut altyapı ve yatırımlar henüz Rusya’ya bağımlılığı azaltabilecek düzeyde değil. Öte yandan, Macaristan’daki Paks Nuclear Power Plant santrali ülke elektrik üretiminin yüzde 40’ından fazlasını sağlıyor ve yeni blok yatırımında Rus firma “Rosatom” yerine Fransız ve Güney Koreli şirketlerin davet edilmesi planlanıyor; ancak hükümetin bu sözünü ne ölçüde tutacağı hâlâ belirsiz.
Sonuç
Macaristan enerji güvenliği argümanıyla ABD’den uygulanmakta olan Rus enerji şirketlerine yönelik yaptırımlardan muafiyet talep ediyor. Bu talep, Ukrayna savaşının ardından AB’nin ve ABD’nin Rus enerjisinden kopma stratejisiyle doğrudan çelişiyor. Başbakan Orbán’ın 7 Kasım’daki görüşmesinde bu muafiyetin verilmesi halinde Macaristan’ın enerji tedarik rotasında kısa vadede rahatlama yaşanabilir; ancak uzun vadede bölgesel enerji dönüşüm hedefleri açısından riskler barındırıyor.