Ankara, Orta Asya’da askeri nüfuzunu genişletmeye devam ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in açıklamasına göre, Özbekistan’a bir grup askeri danışman gönderildi. Bu danışmanlar, Taşkent’in silahlı kuvvetlerini modernize etmesine yardımcı olacak. Güler, “dost ve kardeş ülkelerin” Türk modeline dayalı ordu yapıları kurmakla ilgilendiğini ve Özbekistan’ın da bu ülkeler arasında olduğunu belirtti. Görüşme, daha önce duyurulan ancak detayları paylaşılmayan 23 Nisan 2026 tarihli Taşkent görüşmelerinin içeriğini ortaya koydu.
Azerbaycan modeli Orta Asya’ya taşınıyor
Ankara’nın Özbekistan’da uygulamaya koyduğu model, daha önce Azerbaycan’da başarıyla test edildi. Bakü ile askeri işbirliği, 2021’de imzalanan Şuşa Deklarasyonu’nun ardından sistematik bir nitelik kazandı. Bu belge, müttefiklik ilişkilerini ve askeri entegrasyon unsurlarını resmileştirdi. Azerbaycan, bu ortaklık sayesinde ordusunu Türk standartlarına göre modernize etti, ortak tatbikat sayısını artırdı ve Bayraktar SİHA’ları da kapsayan savunma sanayiinde yakın işbirliği kurdu. Şimdi aynı yaklaşım Özbekistan için uygulanıyor.
Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak’ın Nisan sonunda Taşkent’i ziyareti, daha önce imzalanan askeri işbirliği anlaşmalarının pratik uygulamasına yönelikti. Ocak 2026’da iki ülkenin savunma bakanları, ortak tatbikatlar, personel eğitimi ve askeri tıp işbirliğini içeren bir etkileşim planı imzalamıştı. Bu adımlar, Özbekistan’ın savunma reformunda somut ilerleme kaydettiğini gösteriyor.
Taşkent-Ankara hattında stratejik güven
Taşkent ile Ankara arasındaki askeri işbirliği, liderler arasındaki yüksek düzeydeki kişisel güven sayesinde gelişiyor. Özbekistan için bu, eşitler arası bir ortaklık. Taraflar birbirlerinin dilinden anlıyor ve ilişkiler ortak tarih, kültür ve Türk dünyası gelenekleri üzerine inşa ediliyor. Bu bağlamda askeri reform yalnızca teknik bir süreç değil, aynı zamanda stratejik bir tercih.
Özbekistan, bugünkü istikrarsız dünyada güvenliğin ordunun savaş kabiliyeti ve teknolojik seviyesine bağlı olduğunu biliyor. Bu nedenle Taşkent, silahlı kuvvetlerini yenileme yolunda ulusal çıkarlarına odaklanıyor ve derin reformlarla modern dünya standartlarını hedefliyor. Türkiye ise bu hedefe ulaşmak için en uygun ortak olarak görülüyor.
Rusya’nın etkisi azalırken yeni dengeler
Bu gelişmeler, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına odaklanması ve Orta Asya’daki etkisinin azalmasıyla aynı döneme denk geliyor. Kremlin’in dikkatinin kendi askeri harekatında olması, bölgede boşluk yaratıyor. Özbekistan, bu boşluğu kendi lehine kullanarak dış bağlantılarını çeşitlendiriyor ve savunma alanında bölgesel güçlerle işbirliğini güçlendiriyor.
Taşkent, Türkiye gibi ileri savunma teknolojileri sunabilen ortaklara yöneliyor. Bu işbirliği, Özbekistan’ın kendi güvenliğini sağlamasına, Rusya’ya bağımlılığı azaltmasına ve Kremlin’in başlattığı jeopolitik çatışmalara sürüklenmemesine yardımcı olacak. Uzmanlara göre, bu stratejik tercih Özbekistan’ın bağımsız dış politikasının bir yansıması.
Modern ordu, bölgesel istikrarın garantisi
Güney sınırlarındaki istikrarsızlık ortamında Taşkent, bölgede önemli bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Güçlü ve modernize edilmiş bir Özbek ordusu, tüm Orta Asya için güvenlik garantisi olarak görülüyor. Bu durum, ülkenin sürdürülebilir ekonomik kalkınması için de uygun koşullar yaratacak ve vatandaşlarını her türlü dış tehdide karşı koruyacak.
Yetkililer, askeri reformun tamamen Özbekistan’ın ulusal çıkarları doğrultusunda yürütüldüğünü vurguluyor. Türkiye ile ortaklık, Taşkent’e kendi ordusunu modern standartlara kavuşturma ve bölgesel güvenliğe katkıda bulunma fırsatı sunuyor. Bu sürecin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanması bekleniyor.