Exeter Üniversitesi’nden Prof. Tim Lenton liderliğinde gerçekleştirilen Global Tipping Points (iklim eşiği noktası) adlı çalışma, dünya genelindeki ekosistemlerin karşılaştığı ciddi riski gözler önüne seriyor. Rapora göre, küresel ısınma ilk kez bir “iklim eşiği noktası”nı aşarak bazı ekosistemlerin kalıcı ve geri dönüşü olmayan zararlar gördüğünü ortaya koydu. Özellikle sıcak su mercan resifleri bu durumdan en fazla etkilenenlerden biri olmuştur.
Mercan Resiflerinin Çöküşü
Mercan resifleri büyük ölçüde yok olma aşamasına geldi. Küresel ortalama sıcaklık şu anda 1,4°C değerine ulaşmışken, mercan resiflerinin hayatta kalması için gerekli sıcaklık sınırı 1 ila 1,5°C arasındadır. Bilim insanları, bu ekosistemlerin hayatta kalabilmesi için küresel ortalama sıcaklığın 1,2°C’nin altına çekilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu veriler, mercanların “ısıl eşiği” aştığını kanıtlıyor. Raporda, 2023-2025 yılları arasında tarihteki en büyük mercan beyazlamasının yaşandığı ve bu süreçte resiflerin “benzeri görülmemiş” şekilde yok olduğu vurgulanıyor.
Gıda Krizleri ve İklimsel Tehditler
Mercanlar dışında, kutup buzullarının da ciddi bir tehdit altında olduğu ifade ediliyor. Rapor, buzul erimelerinin geri dönüşsüz bir noktaya ulaşabileceğini ve bunun metrelerce deniz seviyesi yükselmesine yol açabileceğini aktarıyor.
Tehditler burada sona ermiyor. Amazon ormanlarının kitlesel çöküşü ve Atlantik Meridyonal Devrilme Akıntısı (AMOC) sisteminin 2°C’nin altında bile durma ihtimali, iklim krizinin küresel gıda, su ve hava koşulları üzerinde yıkıcı sonuçlara sebep olabileceğini ortaya koyuyor. Bu durum, Avrupa’da sert kışlar ve dünya genelinde gıda krizlerine yol açabilir.
Önleyici Adımların Zamanı Geçmeden Alınmalı
Raporda, sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar yarıya, 2050 yılına kadar ise sıfıra indirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. “Eşikler aşıldıktan sonra harekete geçmek çok geç olur” ifadesiyle, önleyici adımların alınmasının tek güvenli strateji olduğu vurgulanıyor.
Ancak, tüm karamsar tabloya rağmen rapor, bazı olumlu eşik noktalarına da işaret ediyor. Özellikle güneş enerjisi ve elektrikli araçların yaygınlaşması, insanlığın hâlâ dönüşüm gücüne sahip olduğunu gösteren önemli örnekler olarak değerlendirilmektedir.