Türkiye, İran Savaşı'nda Tarafsızlığı Korurken Tarihsel Dönüşümü Yeniden Yaşıyor

Türkiye, İran Savaşı’nda Tarafsızlığı Korurken Tarihsel Dönüşümü Yeniden Yaşıyor

Türkiye, İran Savaşında Tarafsızlığını Koruma Çabasında

ABD merkezli yayın organı Foreign Affairs’in analizine göre, Türkiye, İran savaşında tarafsızlığını koruma çabası içerisinde, İkinci Dünya Savaşı stratejilerini model alıyor. Analizde, Türk politika yapıcılarının, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda yanlış tarafı seçerek çöküşe sürüklenme hatasını tekrarlamamak için kararlı olduğu vurgulanıyor.

Analiz, Türkiye’nin mevcut stratejisini şöyle özetliyor: “Ankara, tarihten ders alarak tarafsızlık politikası izliyor. Ancak, bu yaklaşım 1930’lardan daha karmaşık bir sınavla karşı karşıya.” Bu durum, savaş rüzgarlarıyla çevrili Türkiye’nin politikalarını önemli ölçüde etkiliyor.

Bölgesel Güç Hedefi ve Askeri Kırılganlıklar

Foreign Affairs’e göre, Türkiye, 2024 sonunda Suriye’de bir rejim değişikliği sonrası bölgesel nüfuzunu artırma konusunda özgüven tazeliyor. Ancak, gerekli askeri ve ekonomik kapasiteye sahip olmadığı belirtiliyor.

Analizde Türkiye’nin savunma sanayiindeki sorunlar şu şekilde sıralanıyor:

S-400 ve NATO Krizi: Türkiye, Rusya’dan aldığı S-400 sistemi nedeniyle ABD yaptırımlarıyla yüzleşiyor ve bu yüzden kritik hava savunma programlarından dışlandı.

Hava Sahası İhlalleri: Mart ayında Türk hava sahasına giren İran balistik füzelerine karşı, Türkiye’nin kendi savunma sistemleri devreye girmedi; NATO önleme sistemlerinin kullanılması, Ankara’nın dış bağımlılığını ortaya koydu.

“Ezelî Rakiplerin Hassas Dengesi”

Türkiye ile İran arasındaki tarihi rekabetin analizde önemli bir yer tuttuğu ifade ediliyor. Foreign Affairs, Ankara’nın İran rejimine mesafeli durmasına rağmen, bölgedeki olumsuz gelişmelerden endişe ettiğini belirtiyor.

İran’ın istikrarsızlaşmasının Türkiye için oluşturduğu üç ana tehdit şu şekilde tanımlanıyor:

Mülteci Akını: Savaşın genişlemesiyle oluşacak göç dalgasının Türk ekonomisi ve iç siyasetini olumsuz etkileyeceği öngörülüyor.

Kürt Dosyası: İran’daki karışıklıkların, bölgedeki Kürt gruplar arasında ayrılıkçı eğilimleri artırmasından endişe ediliyor.

İsrail’in Tahakkümü: İran’ın zayıflaması halinde, Türkiye’nin en büyük bölgesel rakibi İsrail’in bölgede mutlak hakimiyet kurmasından kaygı duyuluyor.

İç İstikrar ve Süreç

Foreign Affairs’teki analizin öne çıkan kısımlarından biri de İran savaşının Türkiye’nin iç barış sürecine olası etkilerini ele alıyor. Bu bağlamda, Ankara’nın PKK ile yürüttüğü çözüm sürecinin, sınır ötesindeki silahlanma faaliyetleri nedeniyle tehlikeye girdiği ifade ediliyor. ABD’nin İranlı Kürtleri bir “iç cephe” olarak kullanma ihtimali, Türk yetkililer tarafından büyük bir tehdit olarak değerlendiriliyor.

Ankara İçin Yol Haritası: “Kenarda Kalmak Yetmez”

Analiz, Türkiye’nin bu fırtınadan sadece tarafsız kalarak kurtulamayacağına dikkat çekiyor. Foreign Affairs’e göre Türkiye’nin öncelikleri şunlar olmalı:

Kürt meselesini, bölgesel krizlerden bağımsız iç hukuki reformlarla çözmek.

Irak ve Suriye ile güvenlik koordinasyonunu derinleştirerek bu ülkelerin istikrarına destek vermek.

Ermenistan sınırını açarak, “Orta Koridor” üzerinden ticaret yollarını güvence altına almak.

Analiz, “Tarafsızlık ilan etmek doğru bir karar gibi görünebilir. Ancak Türkiye’nin bu bölgesel türbülanstan zayıflayarak değil, güçlenerek çıkması için sadece kenarda beklemesi yeterli değildir.” şeklinde son buluyor.

Yorum ekle

Your email address will not be published.

Kaçırmayın

Suriye'de Kuyumcu Soygununda İki Kişi Hayatını Kaybetti

Suriye’de Kuyumcu Soygununda İki Kişi Hayatını Kaybetti

Suriye’de Kuyumcu Soygununda İki Kişi Hayatını Kaybetti Suriye’nin Halep kentinde bir kuyumcu…