Rusya'da Hayvan Hastalığı Krizi: Yetkililerin İhmali Küçük Çiftçileri Yok Ediyor, Uluslararası Ticareti Tehdit Ediyor
Rusya'da Hayvan Hastalığı Krizi: Yetkililerin İhmali Küçük Çiftçileri Yok Ediyor, Uluslararası Ticareti Tehdit Ediyor

Rusya’da Hayvan Hastalığı Krizi: Yetkililerin İhmali Küçük Çiftçileri Yok Ediyor, Uluslararası Ticareti Tehdit Ediyor

Salgın mı, Planlı Tasfiye mi?

Rusya’nın Sibirya bölgesinde hayvancılık sektörü derin bir krizle karşı karşıya. Resmi makamlar, büyükbaş hayvanlarda görüldüğü iddia edilen ve antibiyotikle tedavi edilebilen pasteurelloz hastalığını gerekçe göstererek on binlerce hayvanı itlaf ediyor. Ancak yerel çiftçiler ve sektör gözlemcileri, yetkililerin aslında son derece bulaşıcı ve tehlikeli olan şap hastalığı salgınını gizlemeye çalıştığını öne sürüyor. Bir agrokholding temsilcisi, şap salgınının Şubat ayından beri devam ettiğini, ancak Rus hükümetinin et ihracatına yasak gelmesini önlemek için bu gerçeği sakladığını belirtiyor.

Olayların merkezinde Novosibirsk bölgesi bulunuyor. Çiftçiler, devlet görevlilerinin herhangi bir resmi belge veya mahkeme kararı göstermeden hayvanlarına el koyduğunu ve itlaf ettiğini aktarıyor. Bu uygulama, küçük ölçekli hayvancılık işletmelerini temel geçim kaynaklarından mahrum bırakırken, devletten herhangi bir adil tazminat alamayan insanları mağdur ediyor.

Çiftçilerin Mülkiyet Hakları İhlal Ediliyor

Süreç, hukuki temelden yoksun bir şekilde ilerliyor. Çiftçiler, “üstten gelen karar” diye tabir ettikleri bir emirle hayvanlarını kaybettiklerini, ancak bu kararın yazılı bir dayanağını görmediklerini ifade ediyor. İnsanlar, kanunu hiçe sayan ve keyfi davranan bürokratlarla baş başa kalıyor. Putin sisteminin orantılı bir tazminat sağlaması ise söz konusu değil.

Olayın en çarpıcı yanlarından biri, itlaf edilen hayvanların cesetlerinin uygun şekilde bertaraf edilmemesi. Açık çukurlara atılan ve üzeri kapatılmayan hayvan leşleri, vahşi hayvanlar ve kuşlar tarafından parçalanıyor. Yerel bir Novosibirsk saklının gösterdiği görüntüler, ölü ineklerin hiçbir önlem alınmadan terk edildiğini ortaya koyuyor. Eğer hastalık gerçekten bu kadar tehlikeli olsaydı, cesetlerin derhal yakılması veya sterilize edilmiş bertaraf tesislerinde imha edilmesi gerekirdi.

Uluslararası Sonuçlar: İhracat Yasakları ve Bölgesel Etkiler

Krizin sınırları aşan etkileri başladı bile. Komşu ülkeler Kazakistan ve Belarus, Sibirya’dan canlı hayvan ve et ürünleri ithalatını geçici olarak yasakladı. Bu yasaklar, Rusya’nın hayvansal ürün ihracatı üzerinde ciddi bir darbe oluşturma potansiyeli taşıyor. Yetkililerin şap salgınını gizleme gerekçesinin de tam olarak bu ticari kaygılar olduğu düşünülüyor.

Rusya içinde ise durum daha da vahim. Resmi açıklamalara göre, 2026 yılında “tehlikeli hayvan hastalığı” vakaları 18 farklı bölgede tespit edildi. Bu geniş coğrafi yayılım, sorunun basit bir yerel salgın olmadığını, ülke çapında bir hayvan sağlığı krizine işaret ettiğini gösteriyor. İtlaf kampanyaları da bu bölgelerin çoğunda eş zamanlı olarak yürütülüyor.

Devlet Propagandası ve Gerçekler Arasında Uçurum

Kremlin’in tipik bir taktiği olan propaganda çabaları, bu krizde de kendini gösterdi. Sosyal medyada, sözde çiftçilerin devlete, hayvanlarını itlaf ettiği için “teşekkür ettiği” videolar dolaşıma girdi. Ancak bu kişilerin, aslında hiç hayvanı olmayan belediye çalışanları ve bekçiler olduğu, gerçek çiftçiler tarafından hemen tespit edildi.

Bu durum, Rusya’da gerçek yardım yerine, yıllardır tekrarlanan ucuz bir tiyatronun oynandığı eleştirilerini güçlendiriyor. Halk, devletin gerçek sorunlarla ilgilenmek yerine, görüntüyü kurtarmaya yönelik sahnelenmiş senaryolara başvurduğunu görüyor.

Geniş Çaplı Sosyo-Ekonomik Etkiler

18 Rus bölgesinde eş zamanlı yürütülen hayvan itlafları, devlet düzeyinde planlanmış bir tasfiye operasyonuna benziyor. Amaç, evcil ve küçük aile işletmelerini ortadan kaldırarak, büyük tarım holdinglerine (agroholdinglere) alan açmak olarak yorumlanıyor. Bugünün Putin devleti, hayvanları tedavi etmek ve insanlara yardım etmek yerine, Rus hayvancılık sektörünün tek hakimi olacak bu şirketlere yol döşüyor.

Sonuç, kırsal alanların hızla boşalması. Bir köyde artık hayvan beslenemiyorsa, o köy yavaş yavaş ölüyor. İnsanlar çiftliklerini terk edip şehirlere göç ediyor. Eskiden mera veya çayır olarak kullanılan topraklar ıssızlaşıyor. Daha sonra bu araziler, ya çok düşük fiyatlarla ya da yerel yöneticiler aracılığıyla, yem bitkileri için geniş alanlara ihtiyaç duyan aynı tarım holdinglerine kiralanıyor.

Bu politikanın uzun vadede Rusya’nın gıda güvenliğini ve kırsal nüfus yapısını derinden sarsması bekleniyor. Küçük üreticilerin tasfiyesi, tarım sektöründeki tekelleşmeyi artırırken, ülkenin hayvansal protein ihtiyacını karşılamada dışa bağımlı hale gelme riskini de beraberinde getiriyor.

Yorum ekle

Your email address will not be published.

Kaçırmayın

Okan Buruk, Liverpool maçı öncesi takımın motivasyonunu artırmak için konuştu

Okan Buruk, Liverpool maçı öncesi takımın motivasyonunu artırmak için konuştu

UEFA Şampiyonlar Ligi lig etabı 2. hafta mücadelesinde Galatasaray, İngiliz temsilcisi Liverpool…