3. Körfez Savaşı, dünya genelinde petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yüzde 20’sinin kesilmesine neden oldu ve iklim taahhütlerini bir anda sorgulanır hale getirdi. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla, büyük elektrik kesintileri riskiyle karşı karşıya kalan Asya ve Avrupa ülkeleri, enerji geçiş planlarını erteleyerek kömür ve nükleer enerjiye yönelme kararı aldı.
Son on yılda kömürden daha az kirletici bir alternatif olarak öne çıkan LNG’nin, lojistik zayıflıkları gün yüzüne çıktı.
Asya, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ham petrol ve doğal gazın yüzde 80’inden fazlasını ithal ediyor. Krizin en ciddi boyutu ise, Asya ülkelerinin Batı’nın aksine yer altı doğalgaz depolama tesislerinden yoksun olmaları olarak belirlendi.
Güney Kore’nin 52, Japonya’nın 21 günlük doğalgaz rezervi bulunurken, dünya çapında önemli bir çip üreticisi olan Tayvan’ın rezervi yalnızca 11-12 gün ile sınırlı. Analistlerin ifadesiyle: “Eğer LNG gemisi pazartesi gelmezse, salı günü elektrikler kesilmiş olacak.”
KÖMÜR YENİDEN YÜKSELİYOR
Hürmüz Boğazı’ndan bağımsız olan kömür, en kirletici enerji kaynağı olmasına rağmen yeniden “hayat öpücüğü” olarak görülüyor.
Güney Kore ve Japonya: Seul yönetimi, kömür santralleri için yüzde 80 kapasite sınırını kaldırdı. Japonya, daha az verimli kömür santrallerinin bir yıl boyunca tam kapasiteyle çalışmasına izin verdi.
Hindistan: Başbakan Narendra Modi’nin “büyük zorluk” uyarısının ardından Yeni Delhi yönetimi, enerji devlerine tam kapasiteyle işletme emri verdi.
Ancak bu geri dönüşün bir sınırı bulunuyor. Uluslararası bankacılık sektörü, iklim taahhütleri nedeniyle yeni kömür santrallerinin finansmanını reddediyor, bu da ülkeleri eski ve kirli altyapılarını kullanmaya mecbur kılıyor.
NÜKLEER ENERJİ YENİDEN GÜNDEME GELDİ
LNG’nin yarattığı güvenlik açığı, nükleer enerjiye yönelik siyasi ön yargıları da aşındırdı. 2016’da “nükleerden arındırılmış bir ülke” olma taahhüdünde bulunan Tayvan, kapalı iki reaktörünü yeniden işletme kararı aldı. Filipinler ve Vietnam da nükleer enerjiye geçişlerini hızlandırdı.
Bu kriz, nükleerden uzaklaşmanın “stratejik bir hata” olduğu değerlendirmesini yapan Avrupa Birliği’nde de etki yarattı. Brüksel, Küçük Modüler Reaktörlerin (SMR) geliştirilmesi için 200 milyon euro tahsis etti. Fransa’nın kendi nükleer altyapısını koruması ve İber Yarımadası ile enerji bağlantılarını kesmesi, Avrupa içinde kıtasal enerji bölünmesini ortaya çıkardı.
Enerji kıtlığı, Asya’da günlük yaşamı savaş dönemi koşullarına döndürdü.
Filipinler, “ulusal enerji acil durumu” ilan etti.
Güney Kore, ailelerden kısa duş almalarını isterken, işletmeler çalışanlarına araç kullanımı kısıtlamaları getirdi.
Tayland’da kamu çalışanları dört günlük çalışma haftasına geçti ve enerji tasarrufu amacıyla klimalı ortamlarda kravat takılması yasaklandı. Durum o kadar ciddi bir hal aldı ki, Tayland’daki ambulanslar yakıt bulmak için sosyal medyada çağrıda bulunmak zorunda kaldı.
ÇİN’İN SOĞUKKANLILIĞI VE KARBON TUZAĞI RİSKİ
Pekin yönetimi, çeşitlendirilmiş enerji yapısı, 120 günlük stratejik rezervleri ve ablukayı aşan “gölge filosu” sayesinde bu krizden en az etkilenen ülke oldu. Ancak, Çin’in yakıt ihracatını askıya alması, komşu ülkelerde uçuşların ve madenlerin durmasına yol açtı.