Dijital Dönüşüm, Çalışma Hayatını Değiştiriyor
Dünya genelinde dijitalleşme ve yapay zekâ odaklı dönüşüm, sosyal güvenlik sistemlerini köklü bir şekilde etkiliyor. Batı Avrupa ülkelerindeki azalan nüfus ve robot teknolojilerinin gelişimi, sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılmasına neden oluyor.
İsa Karakaş, bu süreci ele aldığı köşe yazısında, “Dünya değişiyor, dijital teknoloji ve yapay zekâ, iş yapış biçimlerini kökten sarsıyor. Batı Avrupa ülkeleri azalan nüfus, robotik gelişmeler ve yapay zekâ karşısında sosyal güvenlik sistemlerini baştan tasarlıyor” ifadeleriyle değerlendirdi.
Karakaş, küresel ölçekte artık “bütüncül yaklaşım” ve “yaşam boyu güvence” anlayışlarının ön plana çıktığını belirtti.
TÜRKİYE “YAŞLI ÜLKE” KATEGORİSİNDE
Türkiye, iki yıldır resmi olarak “yaşlı ülke” kategorisinde yer alıyor, ancak sosyal güvenlik sisteminde kapsamlı bir reform gerçekleştirilmedi. Karakaş, değişen sanayi ilişkileri, yaşlanan nüfus, maaş ve yaş adaletsizlikleri ile sistemin sürdürülebilirliğinin zorlandığını vurguladı.
Yazıda, emeklilik sistemine yönelik artan eleştirilerin, mevcut yapının toplumsal beklentileri karşılamada yetersiz olduğunu gösterdiğine dikkat çekildi. Ayrıca, hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) ve Cumhurbaşkanlığı programlarında sorunların tespit edildiği, ancak 2023’ten bu yana planlanan düzenlemelerin hayata geçirilemediği belirtildi.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE PRİM GELİRLERİ HEDEFTE
KONUSUNDA OVP kapsamında dijital dönüşüme yönelik düzenlemelerin gündeme alınması bekleniyor. Bu hedeflerin temel amacı, SGK’nın mali yapısını güçlendirmek.
OVP hedefleri şu başlıklarla özetleniyor:
- Kayıt dışılıkla daha etkin mücadele ve kapsam dışındaki nüfusun sisteme dahil edilmesi,
- Yeni çalışma modellerine uyum sağlanarak yaşlanan nüfusun oluşturacağı yükün hafifletilmesi,
- Sağlık hizmetlerinde verimliliğin artırılması ve israfın önlenmesi.
Karakaş, bu önlemlerin sosyal güvenlik sistemine ilave yükler karşısında tam çözüm olmasa da kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
ÇALIŞTIKÇA MAAŞ DÜŞÜYOR
Mevcut sistemdeki çarpıcı bir soruna da dikkat çekildi. Asgari ücret ve benzeri düzeylerde çalışanların, çalışmaya devam ettikçe emekli maaşlarının düşmesi veya aynı taban maaşta kalması önemli bir çelişki olarak ifade edildi.
Yüksek enflasyon dönemlerinde sistemde daha uzun süre kalıp prim ödeyenlerin maaşlarının düşebildiğine işaret eden Karakaş, bu durumun çalışanları sistemden uzaklaştırdığını belirtti. Birçok kişinin ya erken emekliliği tercih ettiğini ya da kayıt dışı çalışmaya yöneldiğini açıkladı.
“EMEKLİLİKTE ÇALIŞTIKÇA KAZANDIRAN DÖNEM” ÖNERİSİ
Karakaş, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli mali sürdürülebilirliğini güçlendirmek gerektiğini vurguladı. “Maaş bağlama oranlarındaki (ABO) düşüşler, özellikle 1999 ve 2008 sonrası dönemde çalışanları cezalandırır hâle geldi. Oysa sistemin mantığı basit olmalı: Çok çalışan, çok kazanan daha yüksek maaş almalı. Şu anki tabloda SGK hem prim gelirinden mahrum kalıyor hem de daha erken maaş ödemeye başlıyor. Bu, ‘kaybet-kaybet’ senaryosudur” dedi. Eğer “Çalışmayı Teşvik Edici Ödüllendirici Sistem” hayata geçirilirse, hem kurum hem de sigortalı kazanç sağlayacaktır.
Yazıda, sosyal güvenlik sisteminin kapsamının genişletilmesi, prim tahsilat süreçlerinin etkinleştirilmesi ve istihdam teşviklerinin sadeleştirilmesi gibi düzenlemelerin planlandığı da vurgulandı.
FEROFM İHTİYACI ERTELENEMEZ
İsa Karakaş’ın analizleri, Türkiye’nin yaşlanan nüfus ve dijital dönüşüm sürecinde sosyal güvenlik sistemini yeniden ele almasının kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Emekliliği teşvik eden ve prim ödemeyi ödüllendiren bir modelin hayata geçirilmesi, SGK’nın mali yapısını güçlendirecek ve çalışanların sisteme olan güvenini artıracaktır.