Rusya’da yüz binlerce çalışan, resmi işsizlik verilerine yansımayan “gizli işsizlik” olgusuyla karşı karşıya kaldı. Bağımsız Sendikalar Federasyonu, 1 Şubat 2026 itibarıyla ülkede yarı zamanlı çalışma veya kısaltılmış hafta düzenine geçirilen çalışanların oranının yüzde 14,4’e yükseldiğini bildirdi. Bu eğilimin, işverenlerin toplu işten çıkarmalardan kaçınma çabasıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Açıklama, ekonomik yavaşlamanın iş gücü piyasasında yarattığı baskının giderek arttığını ortaya koydu.
Federasyona göre şirketler, nitelikli personeli kaybetmemek için iş sözleşmelerini sonlandırmak yerine çalışma saatleriyle oynuyor. Bu yaklaşım kısa vadede istihdamı korur gibi görünse de, çalışan gelirlerinde belirgin bir düşüşe yol açıyor. Uzmanlar, bu durumun iç talep üzerinde baskı oluşturduğunu ve ekonomik toparlanmayı zorlaştırdığını belirtiyor.
İşverenler işten çıkarmak yerine çalışma saatlerini kısarak maliyetleri dengelemeye çalışıyor
Rusya iş gücü piyasasının ayırt edici özelliği, ekonomik daralma dönemlerinde doğrudan işten çıkarmalar yerine esnek zaman uygulamalarının tercih edilmesi olarak öne çıkıyor. Şirketler genellikle üç yönteme başvuruyor: idari izinler, kısaltılmış çalışma haftası ve geçici üretim durdurmaları. Bu uygulamalar, resmi istihdam rakamlarını korurken çalışanların fiili gelirlerini aşağı çekiyor.
Ekim 2025 itibarıyla 130 binden fazla kişinin yarı zamanlı çalışma veya kısaltılmış hafta düzeninde olduğu bildirildi. Aynı dönemde yaklaşık 85 bin çalışanın işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi. Bu veriler, gizli işsizliğin yalnızca istisnai bir uygulama olmaktan çıktığını gösteriyor.
Yıl sonu itibarıyla risk altındaki çalışan sayısı 250 bini aştı
2025 yılının sonunda, geçici durdurma, eksik istihdam veya işten çıkarılma tehdidi altında bulunanların sayısı 254 bine yükseldi. Bu tablo, iş gücü piyasasındaki kırılganlığın kalıcı hale gelme riskine işaret ediyor. Çalışanların önemli bir bölümü, tam zamanlı istihdam statüsünü korusa da fiilen eksik çalışıyor.
Durumun en belirgin olduğu bölgeler arasında sanayi ağırlıklı alanlar öne çıkıyor. Yaroslavl, Samara ve Sverdlovsk bölgeleri ile Tataristan ve tek sektörlü kentler, gizli işsizliğe karşı en savunmasız bölgeler olarak tanımlanıyor. En yüksek risk ise imalat sanayisi, inşaat ve otelcilik sektörlerinde görülüyor.
Gelir kaybı iç talebi zayıflatıyor ve ekonomik riskleri artırıyor
Uzmanlar, kısmi istihdamın yaygınlaşmasının tüketici talebini doğrudan baskıladığını vurguluyor. Azalan gelirler, hane halklarının harcamalarını kısmasına neden olurken bu durum mal ve hizmet talebini düşürüyor. Talep daralması ise üretim faaliyetlerinin yavaşlamasına ve yatırım ortamının bozulmasına yol açabiliyor.
İş dünyası açısından da gizli işsizlik sürdürülebilir bir çözüm olarak görülmüyor. Tam verimle çalışmayan personelin maaş ve yan giderleri, şirketlerin nakit akışını zorluyor. Analistler, bu dengenin uzun süre korunamayacağını ve ilerleyen dönemde daha sert istihdam kararlarının gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Uzun vadede gizli işsizlik ekonomik toparlanmayı zorlaştırabilir
Çalışma saatlerinin azaltılması ve idari izinler, kısa vadede istihdamı korur gibi görünse de uzun vadede motivasyon ve verimlilik kaybına neden oluyor. Çalışanlar açısından belirsizlik artarken, iş gücü piyasasında güven zedeleniyor. Bu durum, ekonomik toparlanma sürecini daha da karmaşık hale getiriyor.
Bağımsız Sendikalar Federasyonu, gizli işsizliğin büyümesinin yapısal bir sorun haline gelmemesi için kapsamlı önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmeler, sendika verilerine dayanan bir analizde ayrıntılı biçimde ele alındı kısmi çalışma ve gizli işsizlik.