1 Ekim 2025’te Rusya Devlet Duması’nda, vatandaşlara ait boş ya da uzun süredir kullanılmayan konutların devlete geçirilmesini öngören bir yasa tasarısı gündeme alındı. Tasarı, aynı zamanda borçlu ve terk edilmiş dairelerin belediyelere devredilmesini de kapsıyor. İlgili girişim, Duma’nın inşaat ve konut komitesi üyesi Aleksandr Yakubovskiy tarafından sunuldu.
Hangi konutlar devredilebilecek
Tasarıya göre bir dairenin “boş” olarak tanımlanması için çeşitli kriterler aranacak. Bunlar arasında uzun süredir ödenmeyen konut ve belediye hizmetleri (ЖКУ) borçları, vergi borçları ve bir yıldan uzun süre elektrik ve su tüketiminin olmaması gibi göstergeler bulunuyor. Ev sahibinin mülkiyetten resmi olarak feragat etmediği durumlarda ise karar özel bir komisyon tarafından verilecek. Böylece konut, belediyeye geçecek ve sosyal kiralama kapsamında sıra bekleyenlere tahsis edilebilecek ya da riskli yapılardan tahliye edilenler için kullanılabilecek.
Tasarının gerekçeleri
Yakubovskiy, özellikle Rusya’nın kuzeyi ve Sibirya bölgelerinde çok sayıda terk edilmiş daire bulunduğuna dikkat çekti. “Bu binlerce konut ve yüz binlerce metrekareyi bulan bir alan. Amacımız, belediyelerin bu sorunu sistematik şekilde çözebilmesi için yasal çerçeve oluşturmak” dedi.
Borçların affı ve mevcut düzenlemeler
Devlet Duması, vatandaşların biriken ЖКУ borçlarını silme imkanına sahip olduğunu da hatırlattı. Komite başkanvekili Sergey Kolunov, 50 ila 500 bin ruble arasındaki borçların mahkeme dışı iflas prosedürüyle silinebileceğini, 500 bin rubleyi aşan borçlarda ise yargıya başvurulması gerektiğini belirtti. Ancak uzmanlar, mevcut uygulamalar kapsamında küçük borçlar için de icra süreçlerinin başlatılabileceğine dikkat çekiyor.
Kamuoyundaki tartışmalar
Girişim, özellikle son yıllarda hızla artan yaşam maliyetleri ve коммунal тарифlerdeki yükseliş nedeniyle toplumda endişe yaratıyor. Eleştiriler, tasarının ekonomik yükü vatandaşlara yüklediği ve devletin el koyma yetkilerini genişlettiği yönünde yoğunlaşıyor. Analistler, bu düzenlemenin borcunu ödeyemeyen vatandaşların daha da savunmasız hale gelmesine yol açabileceğini, konut hakkı tartışmalarını gündeme taşıyabileceğini vurguluyor.