Rusya’nın Ufa kentinden gelen iddialar, ordudaki baskı yöntemlerinin ulaştığı noktayı yeniden gündeme taşıdı. News-Bash sitesinde yayımlanan bilgilere göre, Başkurtistan’dan gelen bazı zorunlu hizmet askerleri, sözleşmeli asker olmayı reddettikleri için günlerce aç bırakıldı ve aileleriyle iletişimleri kesildi. Durum, bir milletvekilinin ve askerî savcıların müdahalesi sonrasında son buldu.
Baskı ve aç bırakma iddiaları
Olay, askerî birlikte görevli bir albayın emriyle başlamıştı. Askerlerin aktardıklarına göre, sözleşme imzalamayı reddedenler yetersiz beslendi ve telefonlarını kullanmaları yasaklandı. Komutan, bu baskıyı kıdemli askerler aracılığıyla yürütüyordu. Ailelerin, milletvekili Alfit Nigmatyanov’a ulaşmasının ardından, Nigmatyanov durumu Merkez Askerî Bölge Savcılığı’na bildirdi. Yapılan inceleme, askerlerin ifadelerini doğruladı.
MKset.ru haberine göre, olaydan sorumlu subay cezalandırılmadı; yalnızca başka bir birliğe nakledildi. Askerlere yönelik yasa dışı uygulamalara ise son verildiği bildirildi.
Zorunlu askerlik sisteminde sertleşen kurallar
1 Ekim 2025’te başlayan sonbahar celp döneminde Rusya Savunma Bakanlığı, askerlik sisteminde “kesintisiz” bir uygulamaya geçti. Yeni düzenlemeler kapsamında muafiyet nedenleri azaltıldı, çağrı işlemleri dijitalleştirildi ve askerlik artık yıl boyu sürecek bir uygulamaya dönüştürüldü. Bu yıl 18–30 yaş arası 135 bin kişi orduya alınacak. Bu sayı, önceki sonbahar dönemlerindeki 133–152 bin kişilik celplerle kıyaslandığında, ülke tarihinin en yüksek seviyelerinden biri.
Gençleri sözleşmeli askerliğe yönlendirme çabaları
Resmî söyleme göre yeni stratejinin amacı, gönüllü sözleşmeli asker sayısını artırmak. Ancak artan maaşlara ve bölgesel teşviklere rağmen, savaş bölgesine gitmeye istekli gençlerin sayısı hızla azalıyor. Başkurtistan’da sözleşme imzalayanlara verilen 1 milyon rublelik ödül 31 Ekim 2025’e kadar uzatılmasına rağmen, gönüllü sayısı düşmeye devam ediyor.
Bu nedenle, yetkililerin çeşitli baskı yöntemlerine başvurduğu bildiriliyor. Bazı askerî birliklerde sözleşme imzalamayanlara karşı fiziksel şiddet, aç bırakma ve tehditler uygulanıyor. Geçmişte, Primorye bölgesinde bir teğmenin sözleşmeyi reddeden bir askeri öldürdüğü olay hâlâ hafızalarda.
Toplumda artan hoşnutsuzluk
Resmî makamlar, zorunlu askerlerin cepheye gönderilmediğini iddia etse de, Ukrayna’daki çatışmalarda yer alan birliklerde bu askerlerin bulunduğu defalarca kanıtlandı. “Moskva” kruvazörünün batışı sırasında da zorunlu hizmetteki askerlerin hayatını kaybettiği biliniyor.
Kamuoyu araştırmaları, toplumun büyük bölümünün savaşa karşı çıktığını gösteriyor. Rusların neredeyse yarısı (yaklaşık %49’u), Ukrayna’daki işgal altındaki bölgelerden ordunun çekilmesi gerektiğini düşünüyor. Sadece %10’luk bir kesim zorunlu askerliğin anlamlı olduğuna inanıyor. Genişletilen celp uygulamaları ve orduya yönelik baskı yöntemleri, bu hoşnutsuzluğu daha da derinleştiriyor.