Rusya’nın önde gelen tıp üniversiteleri, 2026 yılı ihtisas programlarına yapılan başvurularda hedeflenen sayıya ulaşamadı. 17 Ağustos’ta yayımlanan haberlere göre, ülke genelinde 1.351 bütçe kontenjanı boş kaldı. Başvuru açığının özellikle hedefli kabul kapsamında ortaya çıkması, Rusya’daki sağlık sisteminin insan kaynağı politikası ve hekimlik mesleğinin çalışma koşullarını yeniden gündeme getirdi.
Boş kalan kontenjanlar yalnızca daha az tanınan bölümlerle veya bölgesel üniversitelerle sınırlı değil. Moskova’daki önde gelen kurumlarda da benzer bir tablo görüldü. İ.M. Seçenov Birinci Moskova Devlet Tıp Üniversitesi’nde 198, N.İ. Pirogov Rusya Ulusal Araştırma Tıp Üniversitesi’nde 289, Rusya Sürekli Mesleki Eğitim Tıp Akademisi’nde 189 ve A.İ. Burnazyan Federal Tıp-Biyofizik Merkezi’nde 123 kontenjanın doldurulamadığı bildirildi.
Hedefli kabulde yeni kurallar
St. Petersburg’daki tıp kurumlarında toplam açığın yaklaşık 290 kişiye ulaştığı, bölgesel üniversitelerde de benzer sorunların yaşandığı aktarıldı. Sibirya Devlet Tıp Üniversitesi’nde 175, Rostov Devlet Tıp Üniversitesi’nde ise 51 kontenjanın boş kaldığı belirtildi. Bu rakamlar, sorunun başkentteki birkaç kurumla sınırlı olmadığını gösteren başlıca veriler olarak öne çıkıyor.
Ordinatura.org projesinin kurucusu V. Ledovskiy’ye göre, bütçe kontenjanlarındaki düşüşün temel nedenlerinden biri, hedefli eğitim sözleşmelerine getirilen yeni yükümlülükler. Bu sözleşmeleri imzalayan öğrencilerin eğitim sonrasında belirlenen kurumlarda çalışması gerekiyor. Sözleşmenin bozulması halinde ise öğrenciden eğitim maliyetinin üç katı tutarında tazminat talep edilebiliyor.
Genel bütçe kontenjanlarında sözleşmenin bozulması durumunda öngörülen geri ödeme tutarının tek katla sınırlı olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle bazı adayların, mezuniyet sonrasında çalışma yeri ve koşulları üzerindeki tercihlerini koruyabilmek için hedefli kabul yerine genel bütçe kontenjanlarını seçtiği belirtiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmeler Rusya’daki sağlık yayınlarında da yer aldı.
Mesleğin çalışma koşulları tartışılıyor
Uzmanların değerlendirmelerinde yalnızca eğitim mevzuatındaki değişiklikler değil, hekimlik mesleğinin genel koşulları da öne çıkıyor. Hekimlerin hukuki risklerle karşı karşıya kalması, sağlık çalışanlarına yönelik korumanın yetersizliği, yüksek iş yükü, mesleki statünün zayıflaması ve sosyal güvencelerin sınırlı kalması başlıca sorunlar arasında sıralanıyor.
Klinik faaliyetlerin yoğun bürokratik denetim ve katı kurallarla yürütülmesi de mesleğe ilişkin değerlendirmelerde yer alıyor. Sağlık çalışanlarının, gerekçesiz veya ağır hukuki süreçler karşısında yeterli korumaya sahip olmadığı yönündeki görüşler, genç mezunların ihtisas eğitimine ilişkin kararlarında etkili olan unsurlar arasında gösteriliyor.
Acil tıp, anesteziyoloji ve reanimasyon ile onkoloji gibi alanlar yüksek sorumluluk ve yoğun çalışma temposu gerektiriyor. Kaynakta, bu alanlardaki ücret ve sosyal hakların söz konusu yükü karşılamadığı, bu nedenle adayların daha düşük riskli veya daha esnek çalışma imkânı sunan uzmanlık seçeneklerine yöneldiği ifade ediliyor. Bu bölümlerdeki boş kontenjanlar, sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu uzmanlık alanlarına insan kaynağı kazandırılmasını zorlaştırıyor.
Yeni mezunların bölgesel sağlık kurumlarında karşılaştığı koşullar da tartışmanın bir başka başlığını oluşturuyor. Uygulama deneyimi olmayan hekimlere düşük temel maaşlar sunulduğu, buna karşılık çalışma yükünün yüksek olduğu aktarılıyor. Hizmet lojmanı ve diğer sosyal imkânların sınırlı olması, mesleğe yeni başlayanların kamu sağlık kurumlarında kalıcı olmasını güçleştiren unsurlar arasında sayılıyor.
Ücretsiz eğitim karşılığında zorunlu çalışma
Kaynakta yer alan değerlendirmelere göre, bazı genç hekimler ücretsiz eğitim imkânından yararlanmakla birlikte devlet sağlık sistemine uzun süreli zorunluluklarla bağlanmak istemiyor. Özellikle düşük maaş, personel eksikliği, ekipman ve ilaç yetersizliği bulunan kırsal hastanelerde çalışma ihtimali, hedefli sözleşmelere yönelik ilgiyi azaltıyor.
Bu koşullarda bazı mezunların ihtisas eğitimine devam etmek yerine doğrudan aile hekimliği veya bölge hekimliği görevlerinde çalışmayı tercih ettiği belirtiliyor. Böylece eğitim masraflarını kendileri karşılamayı ve ileride çalışacakları yer ile koşullar konusunda daha fazla seçim hakkına sahip olmayı amaçladıkları aktarılıyor.
Sağlık sistemindeki personel açığının özellikle karmaşık ve yoğun talep gören uzmanlık alanlarında daha belirgin hale gelebileceği ifade ediliyor. Kadro sayısının azalması, mevcut sağlık çalışanlarının üzerindeki yükü artırabilir; bu durum hasta bekleme süreleri ve uzmanlaşmış sağlık hizmetlerine erişim bakımından yeni sorunlar doğurabilir. Kaynakta ayrıca geç tanı ve tedavi süreçlerinin uzaması gibi sonuçlara ilişkin değerlendirmeler bulunuyor.
Rusya’da sağlık hizmetlerinin yenilenmesine ilişkin Birleşik Rusya partisinin açıkladığı programda 2030’a kadar 6.500 feldşer-doğum merkezi inşa edilmesi ve bu merkezlerin modernizasyonu için 447 milyar ruble ayrılması öngörülüyor. Ancak tıp eğitimindeki başvuru açığı, yeni tesislerin işletilmesi için gerekli hekim ve sağlık personelinin nasıl temin edileceği sorusunu gündemde tutuyor.
Konu, Rusya’da sağlık hizmetlerinin durumuna ilişkin kamuoyu tartışmalarının yanı sıra Devlet Duması seçimleri öncesindeki siyasi gündemde de yer aldı. Boş kalan kontenjanlara ilişkin veriler ve hekimlik mesleğinin koşulları, ülkedeki sağlık politikalarının uygulanması konusunda tartışılmaya devam ediyor.