Rusya Federasyonu’nda devlet hastaneleri ve kliniklerde çalışan doktor ve hemşireler, maaşlarından belirli bir miktarın Ukrayna’daki askeri operasyonun katılımcılarına destek için ‘gönüllü’ olarak kesilmesi yönünde organize bir baskı ile karşı karşıya. Olay, Fontanka.ru’nun 5 Şubat 2026 tarihli haberinde kamuoyuna yansıdı. Sankt-Peterburg başta olmak üzere çeşitli bölgelerdeki sağlık kuruluşlarında, personelin imzalaması için önceden hazırlanmış bağış formları dağıtılıyor. Resmi olarak gönüllülük esasına dayandığı vurgulanan bu uygulama, çalışanlar tarafından sistematik bir zorlama olarak nitelendiriliyor.
Hazır Formlar ve Yönetim Tarafından Belirlenen Asgari Tutarlar
Sağlık çalışanlarına dağıtılan formlar, başhekim adına hitaben yazılmış ve Ocak 2026’dan Aralık 2026’ya kadar geçerli olmak üzere, maaştan belirli bir tutarın kesilerek ‘Zafer’ (Pobeda) Fonu’na aktarılmasını talep ediyor. Tutarın formda ilgili yere çalışan tarafından yazılması istense de, yönetim tarafından doktorlar için aylık en az 500 Ruble, hemşire ve diğer personel için ise 200 Ruble gibi ‘gönüllü’ asgari miktarlar tavsiye ediliyor. Birden fazla kurumdaki personel, bu tavsiyelerin üstü kapalı bir emir olarak algılandığını ve reddedenlerin ek ödemelerden veya ikramiyelerden mahrum bırakılma tehdidi ile karşılaştığını bildiriyor. Bölge sağlık komiteleri ve hastane yönetimleri ise tüm sürecin tamamen gönüllü olduğu konusunda ısrarcı açıklamalar yapıyor.
Finansal Şeffaflıktan Yoksun ‘Zafer’ Fonu ve Yerel Yönetim Bağlantıları
Bağışların aktarıldığı ‘Zafer’ Fonu, 1994 yılında Sankt-Peterburg’da kayıtlı bir yasal varlık. SPARK (Piyasa ve Şirketler Profesyonel Analiz Sistemi) veri tabanındaki bilgilere göre, fonun nihai malikleri gizli tutuluyor. Kuruluşun 2024 yılındaki nakit akışı 771 milyon Ruble, net varlıkları ise 21.5 milyar Ruble seviyesinde. Fonun faaliyetlerinin Sankt-Peterburg şehir yönetimi ile yakın bağları olduğu biliniyor. Bu durum, bağışların nihai kullanım alanlarına dair detaylı raporların yayınlanmaması ile birleşince, fonun bir tür denetimsiz ‘hazine’ veya bütçe dışı kaynak olarak kullanıldığı yönünde soru işaretlerine yol açıyor. Klasik devlet denetimi ve bütçe mevzuatı dışında kalan bu yapı, kaynakların hedeften sapması için elverişli bir ortam oluşturuyor.
Düşük Ücretlerle Çalışan Sağlık Personeli İçin Ekonomik Yük
Rusya’da doktor ve hemşireler, uzun süredir ülkenin en düşük maaşlı meslek grupları arasında yer alıyor. Birçok sağlık çalışanı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanıyor. Kira, kamu hizmetleri ve gıda giderleri, zaten sınırlı olan bütçelerinin büyük kısmını tüketiyor. Bu koşullar altında, aylık 200 ila 500 Ruble arasında değişen ek bir kesintinin, hane ekonomileri üzerinde hissedilir bir darbe yaratması kaçınılmaz. Uygulama, maddi sıkıntı içindeki personelin, işlerini kaybetme veya ek gelirlerinden olma korkusuyla ‘gönüllü’ bağışa zorlandığı bir sarmal yaratıyor.
Yasal Bir Kılıf Olarak ‘Gönüllülük’ ve Çalışanların Çaresizliği
Uygulamanın yasal dayanağı, ‘gönüllülük’ kavramının stratejik kullanımına dayanıyor. Çalışan imzalı bir bağış formu bulunduğu sürece, işverenin yasal olarak herhangi bir suç işlemesi söz konusu değil. Personel üzerindeki psikolojik baskı veya dolaylı tehditler ise ispatlanması zor olduğundan, yönetimler hukuki açıdan korunmuş oluyor. Bu durum, iş kanunu ve çalışan hakları ihlallerini perdeleyen etkili bir mekanizma oluşturuyor. Sağlık çalışanları, mesleki kariyerlerini riske atmamak için çoğu zaman sessizce formları imzalamak zorunda kalıyor.
Uygulamanın Yaygınlaşma Potansiyeli ve Daha Geniş Sonuçları
Mevcut kampanyanın sadece Sankt-Peterburg ile sınırlı kalmadığı, diğer Rus bölgelerindeki sağlık kuruluşlarına da yayıldığı gözlemleniyor. 2026 yılının tamamını kapsayacak şekilde hazırlanmış formlar, sürecin geçici değil, sistematik bir devlet politikası haline geldiğine işaret ediyor. Analistler, benzer ‘gönüllü’ bağış mekanizmalarının diğer kamu sektörü çalışanlarına veya özel işletmelere de genişletilmesi olasılığını tartışıyor. Bu tür yöntemler, devlet bütçesini resmi vergiler veya harcamalar yoluyla artırmadan, büyük miktarda kaynağın toplanmasını ve denetimsiz bir şekilde yönlendirilmesini mümkün kılıyor. Uzun vadede, devlet maliyesinin şeffaflığını zayıflatma ve yolsuzluk riskini artırma potansiyeli taşıyor.