Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD’nin Rus enerji sektörüne yönelik yeni yaptırımlarının Almanya’daki Rosneft iştiraklerini kapsamayabileceğini açıkladı. Merz, Washington’la istisna konusunu görüşeceklerini belirtti. Yeni yaptırımların, Rosneft Deutschland ve RN Refining & Marketing gibi şirketleri etkileyebileceği, bu şirketlerin 2022’den beri Alman hükümetinin kontrolünde olmasına rağmen hâlâ Rus Rosneft’e ait sayıldığı bildiriliyor. Bu durum, bankalar ve ticaret ortakları için Amerikan pazarına erişim riskini artırıyor.
Berlin istisna için Washington’la görüşüyor
Berlin yönetimi, Rosneft Deutschland ve RN Refining & Marketing’in yaptırımlardan muaf tutulması için ABD ile müzakerelere başladı. Alman hükümeti, Rosneft Deutschland’ın ülkenin enerji güvenliği açısından kritik önemde olduğunu vurguluyor. Şirket, Almanya’daki üç rafineride (PCK Schwedt, MiRo Karlsruhe, Bayernoil Vohburg) pay sahibi ve ülkenin petrol rafinaj kapasitesinin %10’undan fazlasını sağlıyor. Mali veya lojistik erişimin kesilmesi durumunda, bu tesislerin faaliyetlerinin durabileceği ve yakıt arzında aksama yaşanabileceği belirtiliyor.
Yaptırımların amacı ve hukuki karmaşa
ABD’nin Rosneft ve Lukoil’e yönelik yaptırımları, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşı finanse etme kapasitesini sınırlamayı hedefleyen geniş stratejinin bir parçası. Washington, bu ekonomik baskı yoluyla Putin’i barış müzakerelerine zorlamayı amaçlıyor. Ancak Rosneft Deutschland ve RN Refining & Marketing doğrudan yaptırım listesinde yer almasa da, mülkiyet yapıları nedeniyle yasal belirsizlik oluştu. ABD düzenlemelerine göre, yaptırım altındaki şirketlerin %50’den fazlasına sahip olduğu iştirakler de otomatik olarak yaptırım kapsamına giriyor.
Avrupa içindeki farklı yaklaşımlar
Rosneft Deutschland örneği, yaptırım politikasının karmaşıklığını gözler önüne seriyor: hukuki sahiplik her zaman fiili kontrolü yansıtmıyor. Almanya’nın girişimi, Batı ittifakıyla dayanışmayı korurken ulusal çıkarları savunan pragmatik bir yaklaşımı temsil ediyor. 22 Ekim’de Birleşik Krallık’ın aynı şirketlere yönelik yaptırımları kaldırması, Shell gibi küresel enerji şirketleriyle iş birliğini yeniden mümkün kıldı. Bu gelişme, diğer ülkelerin de benzer muafiyet taleplerini gündeme getirebileceği yönünde yorumlanıyor.
Jeopolitik yankılar
Olası bir ABD istisnası, yaptırım sisteminde seçici esneklik yaratabilir ve bu da Batı’nın birliğine yönelik eleştirileri artırabilir. Macaristan gibi ülkeler şimdiden yeni Rus enerji yaptırımlarını aşmanın yollarını arıyor. Moskova ise Almanya’nın “pragmatizmini” propaganda aracı olarak kullanarak transatlantik dayanışmada bölünme algısı yaratmayı hedefleyebilir.