Apple’ın kurucusu Steve Jobs’un, aday seçiminde yalnızca yetenek ve deneyime değil, derin kişisel motivasyonlara da önem verdiği ortaya çıktı. Jobs’un en kritik mülakat sorusu “Neden buradasınız?” şeklindeydi. Ancak bu soruya aradığı yanıt, kendini şirketin başarısına adamak gibi klişe bir yaklaşım değil, adayın kişisel hırs ve tutkularını yansıtan “bencilce” bir motivasyondur.
Jobs, 2010 yılında yaptığı bir konuşmada, bir saatlik bir görüşmede birini tam anlamıyla tanımanın mümkün olmadığını dile getirerek içgüdülere güvenmenin önemine vurgu yapmıştı. Ona göre, adayın verdiği cevabın özünden çok, o cevabın arkasındaki “meta veriler” yani kişinin gerçek tutku ve karakteri belirleyici oluyordu.
Teknik becerilerin bir ön koşul olduğuna inanan Jobs, adayın işi neden istediğine odaklanmayı tercih ediyordu.
Jobs’a göre, adayın “bu iş liderlik becerilerimi geliştirmeme yardımcı olacak” veya “yaptığım işle gurur duymak istiyorum” gibi kişisel hedeflerle gelmesi, onun kendini motive eden bir yapıya sahip olduğunun göstergesiydi. Kendi tatmin ve gelişimi için çabalayan bir çalışanın, şirkete daha fazla katkıda bulunacağına ve daha iyi sonuçlar elde edeceğine inanıyordu.
İyi “Bencil” Cevap Örnekleri:
“Bu pozisyonu, bir gün kendi işimi kurmak için gereken becerileri geliştirmek istediğim için istiyorum.”
“Yaptığım işle gurur duyabileceğim bir ortamda çalışmak istiyorum.”
“Liderlik yeteneklerimi bir üst seviyeye taşımak için buradayım.”
Kaçınılması gereken klişe: “Şirketin büyümesine yardım etmek”
Jobs, “Şirketin büyümesine yardımcı olmak istiyorum” gibi fedakârca görünse de ezbere dayalı yanıtlarla ilgilenmiyordu. Bu tarz cevapların samimi bir tutkudan ziyade, sadece “söylenmesi gereken doğru şey” olduğunu ve adayın gerçek motivasyonunu gizlediğini düşünüyordu.
Jobs’un yaklaşımı, işe alım sürecinde adayın kişisel hırs ve tutkusunun, ezberlenmiş kurumsal cevaplardan çok daha önemli olduğunu vurguluyor.