Yeni Altın Madeni Keşfi: Ama İşçiler İçin Büyük Bir Tehlike Var

Yeni Altın Madeni Keşfi: Ama İşçiler İçin Büyük Bir Tehlike Var

And Dağları, Pasifik Ateş Çemberi’nin doğu tarafında, yüzyıllardır insanlığın en büyük maden ve metal rezervlerinin bulunduğu bir bölge olmuştur. Ancak ABD merkezli maden devleri Lundin Mining ve BHP’nin gerçekleştirdiği son siber jeolojik araştırmalar, bu bölgenin beklenenden çok daha zengin olduğunu ortaya koydu.

2025 yılında tamamlanan, 400 ek arama kuyusundan elde edilen sismik verilerle güncellenen resmi rapora göre, derin mineralizasyon katmanları, mevcut projeksiyonları alt üst etti.

13 milyon ton bakır, tonlarca altın ve gümüş bulunuyor

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, uzmanlar Filo del Sol yatağının kuzey ve güney sınır hatlarında daha derinlere indikçe muazzam bir servet potansiyelinin ortaya çıkacağını belirtiyor. Tescillenen ilk rezerv tahmini haritası oldukça dikkat çekici:

Bakır: 13 milyon ton saf bakır.

Altın: 907 bin kilogram (32 milyon ons) değerinde saf altın.

Gümüş: 18,6 milyon kilogram (659 milyon ons) göz alıcı gümüş rezervi.

Lundin Mining CEO’su Jack Lundin, yaptığı basın açıklamasında “Filo del Sol, son 30 yılda dünya genelinde gerçekleştirilmiş en önemli yeşil alan maden keşiflerinden biridir. Bu ilk veriler, dünyanın en yüksek tenörlü, henüz işlenmemiş açık ocak bakır projelerinden birine ve küresel ölçekteki en büyük altın ve gümüş kaynaklarından birine sahip olduğumuzu tasdik etmektedir” dedi. Keşfedilen bu metaller, küresel yeşil enerji devriminde (elektrikli araçlar, güneş panelleri) önemli bir rol oynamaktadır.

5.000 metrede ölümcül tehlike: İşçiler için risk

Devrim niteliğindeki bu yeraltı zenginliklerini bulmak kolay görünse de, onları o zorlu coğrafyadan çıkarmak büyük bir lojistik savaş gerektiriyor. Maden yatağı, deniz seviyesinden tam 5.000 metre yükseklikte bulunuyor.

Bu yükseklikteki soğuk ve oksijensiz iklim, işçiler üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor; ölümcül dağ hastalığına yol açabiliyor. Sarp ve erişilmesi zor bir And zirvesine ağır iş makinelerini taşımak tarihin en zorlu lojistik operasyonlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Yenilenebilir enerjiyle madencilik: Dizel tüketimi sona eriyor

Geç Kretase döneminde oluşan bu maden kuyularını kazmak, And ekosistemine geri dönüşü olmayan hasarlar verebilir. Çevre kirliliği tepkilerini azaltmak amacıyla maden şirketleri, Atacama Çölü’ndeki faaliyetlerini tamamen yenilenebilir enerjiye kaydırmak için adımlar atmaya başladı.

Arjantin’in en büyük özel elektrik üreticisi Central Puerto, kuzeybatıdaki maden sahalarına temiz enerji taşımak için büyük iletim hatları kurma fizibilite çalışmalarına başladı. Lundin Grubu, dizel tüketimini en aza indirmek ve karbon ayak izini silmek için bölgeye sıfırdan yüksek voltajlı temiz enerji hatları inşa edeceğini açıkladı.

“İnsanlığı kurtarırken doğayı öldürmeyin!”

Ancak tüm bu yeşil dönüşüm çabalarına rağmen çevre örgütleri alarm vermeye devam ediyor. Dialogue Earth raporuna göre, çevre kuruluşu FARN, Lundin Group’u Arjantin’in anayasal Buzul Yasası’nı ihlal etmekle suçluyor. Yasa, buzul alanlarda maden ocağı açılmasını yasaklıyor, çünkü Arjantin ve Şili’deki içme suyunun yüzde 70’i buzul bölgelerinden sağlanıyor. Mevcut siyasi otoritelerin bu yasaları esnetmeye çalışması, büyük bir tepkiyle karşılanıyor.

Maden çıkarma işlemlerinin büyük miktarda suya ihtiyaç duyması durumu daha da kritik hale getiriyor. Örneğin, bölgedeki en büyük maden sahalarından biri olan La Alumbrera, yılda 25 milyar litre su tüketiyor. Bu miktar, bölgedeki yarım milyon yerel insanın bir yılda kullandığı toplam su miktarının yüzde 34’üne eşit!

İnsanlığın fosil yakıtlardan kurtulmak ve temiz enerjiye geçiş yapmak için bu değerli madenlere ihtiyacı var. Ancak, uzmanların da belirttiği gibi, tedavi için hastayı öldürmemek önemli bir denge olmalıdır; yani dünyayı kurtarmaya çalışırken su kaynaklarını korumak büyük önem taşımaktadır.

Yorum ekle

Your email address will not be published.

Kaçırmayın

Rus opera yıldızının Avrupa turnesi, Kremlin'in kültürel nüfuz stratejisini yeniden gündeme taşıyor

Rus opera yıldızının Avrupa turnesi, Kremlin’in kültürel nüfuz stratejisini yeniden gündeme taşıyor

Rus opera sanatçısı Anna Netrebko’nun 18 Haziran 2026’da Paris’teki Théâtre des Champs‑Élysées’de…