Ukrayna, Rusya’yı müzakere masasına zorlamak amacıyla 25 Haziran-4 Ağustos 2026 tarihleri arasında yürütülen 40 günlük kampanyanın başarısız olduğu yönündeki Rusya yanlısı anlatıları reddetti. Ukrayna’nın değerlendirmesine göre operasyon, Rusya’nın askeri ve enerji altyapısına önemli zarar verdi; kampanya sırasında 100’den fazla stratejik hedef, 14 büyük petrol rafinerisi ve petrol depolama tesisi ile mühimmat ve ikmal noktaları vuruldu.
Bu açıklamalar, 9-10 Ağustos tarihlerinde Avrupa’daki Rusya yanlısı bilgi alanında yayılan ve Ukrayna’nın Rusya’nın saldırganlığına karşı yürüttüğü savunmayı itibarsızlaştırmayı amaçlayan mesajlara yanıt olarak yapıldı. Söz konusu anlatılarda, Ukrayna ve NATO’nun Rusya’yı barışa zorlama amacıyla başlattığı öne sürülen 40 günlük kampanyanın daha en başından başarısızlığa mahkûm olduğu savunuldu.
Eski ABD istihbarat subayı Scott Ritter, bu iddiayı destekleyen açıklamasında Batılı müttefiklerin Ukrayna’yı terk ettiğini öne sürdü. Ritter’ın aktarılan sözlerine göre Ukrayna’ya hava savunma sistemi, Patriot lisansı veya füze sağlanmadı ve Batı, Ukrayna’nın stratejik yenilgisinin kaçınılmaz olduğunu fiilen kabul etti.
Rusya yanlısı çevrelerde ayrıca 40 günlük operasyonun “devlet terörü kampanyası” olarak tanımlanması ve Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya kredi sağlama kararı nedeniyle bu sürecin suç ortağı olduğu ileri sürüldü. Savaşın ise büyük uluslararası yatırımcıların kazanç sağlaması amacıyla sürdürüldüğü iddiası da aynı içerik akışı içinde yayıldı.
Kampanyanın hedefleri
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, operasyonun başlangıcını 25 Haziran 2026’da Ukrayna Güvenlik Servisi yönetimiyle yapılan toplantının ardından duyurdu. Onaylanan kapsamlı baskı planı, 25 Haziran ile 4 Ağustos arasındaki dönemi kapsıyordu.
Plana göre Ukrayna yapımı uzun menzilli insansız hava araçları ve silah sistemleri kullanılarak Rusya’nın askeri-endüstriyel altyapısı ile enerji tesisleri hedef alınacaktı. Operasyonun açıklanan amacı, Rus işgal ordusunun ihtiyaç duyduğu kaynakları azaltmak, ülkenin savaş ekonomisinin kapasitesini zayıflatmak ve Kremlin’i savaşı sona erdirmeye zorlamaktı.
Ukrayna’nın sunduğu verilere göre 40 günlük dönem boyunca Rusya’nın cephe gerisindeki 100’den fazla stratejik tesisi vuruldu. Bunlar arasında 14 büyük petrol rafinerisi ve petrol deposu, kritik mühimmat depoları ve geçici olarak işgal edilen bölgelerdeki başlıca ikmal merkezleri yer aldı.
Aynı değerlendirmede, saldırıların ardından Rusya’daki petrol işleme hacminin günlük 3,6 milyon varile gerilediği belirtildi. Bu seviyenin Mayıs 2002’den bu yana kaydedilen en düşük hacim olduğu öne sürüldü. Rusya’nın enerji sektöründeki kayıplarının yalnızca bir ay içinde 13,5 milyar dolar olarak hesaplandığı ve Moskova’nın son yıllarda ilk kez bölgelerin üçte ikisinde yakıt kısıtlamalarına başvurduğu ifade edildi. Rusya’nın ayrıca benzin ithal etmek zorunda kaldığı iddia edildi.
Ukrayna tarafı, petrol işleme kapasitesinin yüzde 30 azalmasına ve Rusya işgal ordusu için yakıt sıkıntısı oluşmasına rağmen operasyonun “fiyasko” olarak nitelendirilmesini, verilerin bilinçli biçimde çarpıtılması olarak değerlendiriyor.
Askeri ve lojistik hedefler
Ukrayna’nın açıklamasına göre operasyon sırasında çok sayıda yüksek maliyetli askeri uçak imha edildi veya ağır hasar gördü. Ukrayna güçlerinin altı önemli askeri havaalanına saldırı düzenlediği, deniz ve kara lojistiğine ait 200’den fazla noktanın da vurulduğu belirtildi.
Bu rakamlar, Ukrayna’nın kendi değerlendirmesinde Rusya’nın askeri ikmal hatlarında ciddi kesintiler meydana geldiğine işaret ediyor. Kiev, Rusya’nın bu ölçekteki kayıpları kısa sürede telafi edemeyeceğini savunuyor. Bununla birlikte operasyonun hedeflerinden biri Rusya’nın savaşı sürdürme kapasitesini azaltmak olarak tanımlanırken, Moskova’nın 40 günlük süre içinde barış anlaşmasını kabul etmediği de belirtiliyor.
Ukrayna’nın temel itirazı burada ortaya çıkıyor: Kampanyanın doğrudan hedefi, Rusya’nın askeri ve ekonomik kapasitesini zayıflatmaktı; Rusya’nın süre sonunda savaşı durdurmamış olması, Kiev’in açıklamasına göre bu dönemde elde edildiği bildirilen askeri sonuçları otomatik olarak “başarısızlık” haline getirmiyor.
NATO ve AB’ye ilişkin iddialar
Ukrayna, operasyonun NATO tarafından yürütülen bir “terör kampanyası” olduğu yönündeki suçlamaları da dezenformasyon olarak nitelendiriyor. Kiev’in açıklamasına göre operasyona Ukrayna Güvenlik Servisi ve İnsansız Sistemler Kuvvetleri dahil oldu; saldırılarda Ukrayna’nın uzun menzilli silahları ve insansız hava araçları kullanıldı.
Ukrayna tarafı, Batı ülkelerinin verdiği desteğin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde hukuken temellendirildiğini savunuyor. Askeri ve lojistik hedeflere yönelik saldırıların “devlet terörü” olarak tanımlanmasının, saldırıyı başlatan taraf ile saldırıya uğrayan taraf arasındaki sorumluluğu birbirine karıştırdığı ifade ediliyor.
Savaşın yalnızca silah şirketlerinin kârı için sürdürüldüğü yönündeki iddia da Ukrayna tarafından reddediliyor. Kiev’in açıklamasında savaşın nedeni olarak Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik gerekçesiz geniş çaplı işgali gösteriliyor. Avrupa’nın savunma sanayisini güçlendirmesi ise Avrupa güvenlik düzeninin zarar görmesine verilen bir yanıt olarak tanımlanıyor.
Ukrayna, Rusya üzerindeki ekonomik ve askeri baskının, uluslararası hukuk temelinde diplomatik çözümler için gerekli koşulları oluşturabileceğini belirtiyor. Kiev’e göre kalıcı bir barış için Rusya’nın savaşı sürdürmesinin ekonomik maliyetinin artması gerekiyor. Bu yaklaşım, çatışmanın yalnızca geçici olarak dondurulması yerine Rusya’nın askeri kapasitesinin sınırlandırılmasını öne çıkarıyor.
Avrupa’daki Rusya yanlısı bilgi akışında yayılan mesajlar ise operasyonun sonuçlarını, kullanılan silahları ve Batı’nın Ukrayna’ya desteğinin hukuki gerekçelerini farklı bir çerçevede sunuyor. Ukrayna’nın 40 günlük kampanyaya ilişkin değerlendirmeleri, bu anlatılara karşı askeri hedefler, enerji kayıpları ve lojistik hasar üzerinden hazırlanmış bir karşı açıklama niteliği taşıyor.
Ukrayna’nın açıkladığı veriler ve Rusya yanlısı çevrelerin bunlara ilişkin yorumları, operasyonun sonuçlarına dair bilgi mücadelesinin 4 Ağustos’tan sonra da sürdüğünü gösteriyor.