Rusya’da 2024’ün sonlarında oluşturulan A7 finans platformu, şirketin kendi verilerine göre ülkenin dış ticaret ödemelerinin yaklaşık yüzde 20’sini işlemden geçiriyor. Bu hacim, yılda 100 milyar doların üzerinde ödemeye karşılık geliyor. Wall Street Journal’ın 10 Ağustos 2026’da yayımladığı soruşturmaya göre platform, Rus şirketlerinin Batı yaptırımlarını aşmak amacıyla kullandığı başlıca finansal kanallardan biri haline geldi.
A7, rubleye sabitlenmiş A7A5 adlı bir kripto varlık, paravan şirketler ve üçüncü ülkelerdeki finansal aracılar üzerinden çalışıyor. Platformda kullanılan A7A5 tokeni, Rusya’nın yaptırım uygulanan bankalarından Promsvyazbank’ın mevduatlarıyla destekleniyor ve daha sonra Tether gibi dolar bazlı sabit kripto paralara dönüştürülebiliyor. Bu mekanizma, Rus şirketlerinin rubleleri kripto varlıklara çevirerek yabancı tedarikçilere ödeme yapmasına imkân sağlıyor.
Soruşturmaya ilişkin ayrıntılar L’Express’in A7 platformuna ilişkin haberinde de yer aldı. Haberde, sistemin Kırgızistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve diğer ülkelerde kayıtlı şirketlerden yararlandığı aktarıldı.
Promsvyazbank ve Şor’un rolü
A7’nin arkasındaki yapıda Moldova kökenli oligark İlhan Şor ile Rusya’nın savunma sektörüne hizmet veren ve yaptırım listelerinde bulunan Promsvyazbank öne çıkıyor. Bankanın şirkette yüzde 49 paya sahip olduğu bildiriliyor. Promsvyazbank, Rus devletinin savunma sanayisine ve askeri tedarik zincirine hizmet eden finans kuruluşlarından biri olarak konumlanıyor.
Platform, Kremlin yönetiminin siyasi desteğiyle faaliyet gösteriyor ve kendisini SWIFT ile dolar sistemindeki kısıtlamalardan bağımsız bir “Rus Western Union’ı” olarak tanımlıyor. A7’nin hizmetlerinden yalnızca özel şirketlerin değil, bazı devlet kurumlarının da yararlandığı belirtiliyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam ölçekli işgalin ardından ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarafından geniş kapsamlı finansal yaptırımlar uygulanmıştı. Önde gelen Rus bankalarının SWIFT sisteminden çıkarılması ve diğer mali kısıtlamalar, ülkenin dış ticaret ödemelerinde ciddi bir aksama riski oluşturdu. A7, bu dönemde oluşturulan alternatif finansal mekanizmalar zincirinin merkezindeki yapılardan biri olarak ortaya çıktı.
Ödemelerde Çin ve üçüncü ülkeler
A7’nin işlemlerinde Çin yuanı önemli bir yer tutuyor. Platform üzerinden gerçekleştirilen ödemelerin önemli bir bölümünün Çin üzerinden ve yuan cinsinden yürütüldüğü ifade ediliyor. Rus şirketleri, üçüncü ülkelerdeki aracı kuruluşlar aracılığıyla ödemelerin Rusya kaynaklı olduğunu gizlemeye ve uluslararası bankacılık sistemine erişimi sürdürmeye çalışıyor.
Platformun kullandığı yapı yalnızca kripto paralardan oluşmuyor. Veksiller, nominal yöneticiler tarafından yönetilen şirketler ve sahte ya da gerçeği yansıtmayan ticari faturalar da sistemin unsurları arasında gösteriliyor. Bu araçlar, çift kullanımlı ürünler, insansız hava araçları için parçalar ve sivil amaçlı mallar için yapılan ödemelerde kullanılıyor.
Paravan şirketlerin Kırgızistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hong Kong gibi merkezlerde kurulması, ödeme zincirinin farklı ülkeler üzerinden ilerlemesini sağlıyor. İşlemlerin bu şekilde bölünmesi, Rusya’daki şirketlerle yabancı tedarikçiler arasındaki doğrudan bağlantının tespit edilmesini zorlaştırıyor.
Yaptırımlara rağmen faaliyet sürüyor
ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği’nin A7 ve platformla bağlantılı kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulamasına rağmen sistemin çalışmaya devam ettiği bildiriliyor. Yaptırımlar, platformun kamuya açık kurumsal unsurlarını hedef alsa da üçüncü ülkelerdeki banka kanalları, kripto para borsaları ve nominal yöneticilerden oluşan ağın faaliyetlerini sürdürdüğü aktarılıyor.
A7’nin işlem hacmine ilişkin rakamlar platformun kendi açıklamalarına dayanıyor. Şirket, Rusya’nın dış ticaret ödemelerinin yaklaşık beşte birinin kendi sistemi üzerinden geçtiğini ve bu tutarın yıllık 100 milyar doların üzerine çıktığını belirtiyor. Bu verilerin bağımsız biçimde doğrulandığına ilişkin kaynakta ayrı bir bilgi yer almıyor.
Platformun kullandığı mekanizmalar, yaptırım uygulanan kurumların doğrudan uluslararası bankacılık sistemine erişemediği durumlarda aracı ülkeler, kripto varlıklar ve farklı ödeme araçları üzerinden işlem yapmasına dayanıyor. Rusya’nın dış ticaretinde geleneksel bankacılık kanallarının yanında bu tür alternatif yapıların da kullanıldığı görülüyor.
Altın ve yeni pazarlar
A7’nin altın alanında yeni projeler geliştirdiği ve Afrika, Orta Doğu ile Latin Amerika’daki varlığını genişletmeyi planladığı bildiriliyor. Platformun bu girişimleri, Rusya’nın finansal işlemlerini Batı merkezli bankalar ve dolar ağı dışında çeşitlendirme arayışının bir parçası olarak sunuluyor.
Bu tür yapıların gelişmesi, Rusya’nın sınır ötesi ödemelerinde üçüncü ülke şirketleri, sabit kripto paralar, alternatif para birimleri ve emtia bağlantılı işlemlerin daha fazla kullanılmasına yol açıyor. Kaynakta, A7’nin bu alanlardaki faaliyetlerinin yaptırımların uygulanmasını ve işlemlerin taraflarının belirlenmesini zorlaştırdığı aktarılıyor.
Finansal denetim kurumları açısından temel sorunlar arasında aracı bankaların, kripto para borsalarının ve ödeme zincirinde kaynak sağlayan şirketlerin tespit edilmesi bulunuyor. A7 örneğinde veksiller, paravan şirketler ve fatura işlemleri aynı finansal yapı içinde kullanılıyor.
İncelemeye göre, farklı ülkelerdeki finansal istihbarat birimleri arasında bilgi paylaşımı yapılması, şüpheli işlemlerin daha erken tespit edilmesinde önem taşıyor. Üçüncü ülkelerdeki banka ve şirketlerin Rusya merkezli ödeme ağlarıyla bağlantılarının incelenmesi de yaptırım uygulamalarının kapsamındaki başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
A7’nin faaliyetleri, Rusya’nın SWIFT ve Batı merkezli finans kuruluşlarına getirilen sınırlamaların ardından oluşturduğu alternatif ödeme sisteminin bir bölümünü oluşturuyor. Platformun işlem hacmi, kullanılan şirketler ve yeni faaliyet alanlarına ilişkin bilgiler izlenmeye devam ediyor.