Macaristan’ın yeni hükümeti, Viktor Orbán döneminde devlet kaynakları kullanılarak yurtdışında satın alınan 41 gayrimenkulün nasıl değerlendirileceği konusunda karar vermekte zorlanıyor. Komşu ülkelerde bulunan eski kaleler, tarihi saraylar, kullanılmayan oteller ve ciddi biçimde yıpranmış mimari yapılar için belirlenmiş bir kullanım planı bulunmadığı, restorasyon çalışmalarını finanse edecek yeterli bütçenin de ayrılmadığı bildirildi.
Macaristan basınında 13 Ağustos 2026’da yayımlanan habere göre, söz konusu taşınmazlar önceki hükümet döneminde kamu kaynaklarıyla satın alındı. Yeni hükümetin karşı karşıya olduğu sorun, yalnızca bu mülklerin atıl durumda kalması değil. Yapıların korunması, güvenliği ve temel bakımının sürdürülmesi için devlet bütçesinden harcama yapılmaya devam ediliyor.
Haberde, 41 mülkün önemli bölümünün komşu ülkelerde yer aldığı belirtildi. Listeye eski dönemlerden kalma kaleler ve tarihi sarayların yanı sıra uzun süredir kullanılmayan oteller ile kısmen yıkılmış anıt niteliğindeki yapılar da dahil. Bu taşınmazların mevcut durumlarının ayrıntıları her bir yapı bakımından ayrı ayrı paylaşılmadı; ancak bazı mülklerin restorasyon ve yeniden kullanıma açılma için yüksek maliyet gerektirdiği aktarıldı.
Bakım maliyeti sürüyor
Macaristan’daki bakanlıklar, satın alınan yapıların hangi amaçla kullanılacağına ilişkin ortak ve uygulanabilir bir çerçeve oluşturmuş değil. Restorasyon, işletme veya elden çıkarma seçenekleri bakımından karar alınmadığı için mülkler kullanılmadan bekliyor. Bu süreçte taşınmazların bakımına yönelik giderler devam ediyor ve kamu kaynakları, gelir üretmeyen varlıkların korunması için kullanılmayı sürdürüyor.
Haberde, bakanlıkların bu mülkleri devralarak nasıl yöneteceğine ilişkin net bir stratejinin bulunmadığı ifade edildi. Aynı şekilde, yapıların onarılması için gerekli finansmanın hangi bütçeden karşılanacağı da açıklığa kavuşmuş değil. Böylece önceki hükümet döneminde başlatılan yurtdışı gayrimenkul alımları, yeni yönetim açısından hem idari hem de mali bir dosyaya dönüşmüş durumda.
Satın alma programının kapsamı, taşınmazların farklı niteliklere sahip olması nedeniyle yönetimi daha da karmaşık hale getiriyor. Tarihi yapıların korunması ile otel veya başka ticari amaçlarla kullanılabilecek mülklerin işletilmesi aynı yöntemi gerektirmiyor. Bir kısmı için restorasyon ve koruma kuralları gündeme gelirken, diğerleri için işletme modeli veya satış seçeneğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak mevcut haberde bu seçeneklerden herhangi biri için alınmış kesin bir karar yer almıyor.
Devlet kaynakları üzerindeki yük
Macaristan’ın yeni hükümeti açısından temel sorun, kullanılmayan varlıkların geleceğinin belirlenememesiyle sınırlı değil. Mülklerin boş kalması, yapıların fiziksel olarak daha fazla yıpranmasına yol açarken, bakım ve güvenlik giderlerinin de kamu bütçesinden karşılanmasına neden oluyor. Restorasyon için kaynak bulunamaması ile mevcut giderlerin devam etmesi, taşınmazların mali yükünü artırıyor.
Satın almaların toplam maliyeti, her bir mülk için ödenen bedel ve bugüne kadar yapılan bakım harcamaları haberde ayrıntılı biçimde verilmedi. Bununla birlikte 41 yapının aynı anda yönetilememesi, önceki dönemde yapılan gayrimenkul politikasının sonuçlarını yeni hükümetin üstlenmesine yol açtı. Bakanlıklar, bir yandan atıl durumdaki mülklerin korunması için harcama yapıyor, diğer yandan bu yapıların hangi kamusal veya ekonomik amaçla kullanılacağını belirlemeye çalışıyor.
444.hu’nun haberinde, önceki hükümetin sınır ötesinde 41 yapı satın aldığı ve yeni yönetimin bu taşınmazlarla ne yapacağını belirlemekte zorlandığı aktarıldı. Haberde, yapıların bir bölümünün tarihi niteliği nedeniyle restorasyon gerektirdiği, bazı varlıkların ise kullanılmadığı veya harap durumda olduğu belirtildi.
Dosyanın siyasi boyutu da Macaristan’da kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı tartışmasıyla bağlantılı olarak ele alınıyor. Orbán hükümetleri döneminde devlet destekli yatırımlar ve yurtdışındaki mülk alımları, hükümetin ekonomi politikaları içinde yer aldı. Ancak mevcut tabloda, satın alınan taşınmazların kullanımına ilişkin planların ve uzun vadeli finansman kaynaklarının netleştirilmediği görülüyor.
Bu durum, mülklerin korunması ve geleceğinin belirlenmesi sorumluluğunu yeni hükümete bırakıyor. Taşınmazlar için karar alınmadığı sürece bakım giderleri devam edecek ve yapıların mevcut durumu değişmeden kalacak.