Almanya’daki Leipzig/Halle Havalimanı’nda 5 Ağustos 2026’da bulunan kamikaze drone üzerinde tespit edilen DNA izlerinin, aynı havalimanında Temmuz 2024’te DHL’ye ait depolarda meydana gelen patlama ve kundaklama soruşturmasında elde edilen genetik materyalle eşleştiği bildirildi. Yeni bulgu, iki olayın aynı sabotaj ağıyla bağlantılı olabileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
11 Ağustos’ta yayımlanan haberlere göre Leipzig’te bulunan cihazdaki DNA, Avrupa’daki adli veri tabanında daha önce de yer aldı. Aynı genetik materyalin Litvanya’da yürütülen ve şüphelilerin terör ile yabancı bir devlet adına sabotajla suçlandığı davayla bağlantılı olduğu belirtildi.
DNA izleri farklı soruşturmalarda ortaya çıktı
Leipzig/Halle Havalimanı, Almanya’nın önemli kargo merkezlerinden biri olarak DHL operasyonlarında kullanılıyor. Havalimanında bulunan patlayıcı taşıma kapasitesine sahip drone ile ilgili soruşturma sürerken, cihazdan elde edilen DNA’nın Temmuz 2024’te DHL depolarındaki patlama ve yangın olayında bulunan örneklerle aynı olduğunun saptandığı aktarıldı.
Bu eşleşme, soruşturmacıların iki olay arasında doğrudan adli bağlantı kurmasına imkân veren başlıca bulgu olarak değerlendiriliyor. Ancak kamuya yansıyan bilgilerde DNA örneğinin belirli bir kişiye ait olduğuna ilişkin yeni bir açıklama bulunmuyor. İzlerin farklı ülkelerdeki soruşturmalarda aynı dosya çevresinde değerlendirilmesi, olayların birbirinden bağımsız olup olmadığı sorusunu da soruşturmanın merkezine taşıyor.
Litvanya’da görülen davada şüpheliler, terör eylemleri ve yabancı bir devletin çıkarları doğrultusunda sabotaj yapmakla suçlanıyor. Litvanya savcılığı ile Avrupa Birliği’nin adli iş birliği kurumu Eurojust, 2024 yılında DHL üzerinden Almanya, Polonya ve Birleşik Krallık’a gönderilen paketlerdeki patlamaların arkasında Rusya’nın askeri istihbarat servisi GRU’nun bulunduğu kanaatini paylaşıyor.
2024’teki paket patlamaları soruşturuluyor
Soruşturma dosyasına göre, söz konusu olaylarda posta hizmeti kullanılarak el yapımı bombaların farklı ülkelere gönderildiği öne sürülüyor. Paketlerin lojistik güzergâhı ve olaylar arasında kurulan bağlantılar, davanın yalnızca tek bir ülkeyle sınırlı olmayan bir soruşturma çerçevesinde ele alınmasına neden oldu.
Leipzig’teki drone vakası da bu dosyaya eklenen yeni olaylardan biri olarak değerlendiriliyor. Cihazın 5 Ağustos’ta havalimanında bulunması, olayın fiilen bir patlamaya yol açıp açmadığından bağımsız olarak, kargo taşımacılığının yürütüldüğü bir sivil ulaşım merkezinin hedef alınmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Kaynaklarda drone’un nasıl havalimanına ulaştığına, cihazı kimin kullandığına veya saldırının hangi aşamada engellendiğine ilişkin ayrıntı yer almadı.
Amerikan istihbaratının da Leipzig Havalimanı’ndaki başarısız sabotaj girişimini Rusya ile ilişkilendirdiği bildirildi. Bu değerlendirme, Alman ve Avrupa makamlarının yürüttüğü adli süreçten ayrı bir istihbarat tespiti olarak aktarılıyor. Soruşturmanın kamuya açık bölümünde, saldırı emrinin kim tarafından verildiğine veya doğrudan failin kim olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.
Berlin’deki Rusya Büyükelçiliği suçlamaları reddetti
Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Rusya’ya yöneltilen suçlamaları “provokasyon” ve “Rusya karşıtı histeri” olarak nitelendirdi. Büyükelçilik tarafından paylaşılan bu açıklama, Moskova’nın olayla ilgili sorumluluk iddialarını kabul etmediğini gösteriyor.
Almanya’daki soruşturma, Litvanya’daki dava ve Eurojust’ın değerlendirmeleri birlikte ele alınıyor. Farklı olay yerlerinde elde edilen DNA izlerinin eşleşmesi, savcılık ve güvenlik birimlerinin olaylar arasında bağlantı kurmasına temel oluşturuyor. Bununla birlikte, Leipzig Havalimanı’ndaki drone vakasının tüm ayrıntıları ve olası faillerine ilişkin nihai hukuki değerlendirme henüz açıklanmış değil.
Olayla ilgili yeni bulgular, Almanya’daki kritik ulaşım ve kargo altyapısına yönelik soruşturmanın kapsamını genişletirken, Leipzig’teki adli inceleme ve Litvanya’daki yargı süreci devam ediyor. Ayrıntılar Upday’in haberinde yer aldı.