Nehrin yataklarının değiştirilmesi, taşkınları önlemek amacıyla binlerce kilometrelik kanal sistemlerinin kurulması, geçmişte tarımsal üretimin artmasına yol açmıştı. Ancak bu uygulamalar, zamanla ülkenin en büyük çevre sorunlarından birine yol açtı.

SU YETİŞTİRMEDE GÜÇLÜ ZORLUKLAR

Tuna ve Tisza nehirleri, her yıl çok miktarda su taşırken, bu suyun büyük bir kısmı taşkın kanalları aracılığıyla hızla ülke dışına akıyor. Yağış eksikliği de toprakların su tutma kapasitesini azaltırken, yer altı su kaynakları beslenemiyor. Birçok tarım arazisi, kuraklık tehdidinin etkisini ağır bir şekilde hissediyor.

Uzmanlar, sorunun kaynağının suyun tamamen yok olması değil, mevcut su kaynaklarının doğal alanlarda tutulamaması olduğunu belirtiyor. Bu bağlamda, geçmişte kurutulan sulak alanların ve taşkın ovalarının yeniden suyla buluşturulması, kuraklıkla mücadelede etkili bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

YENİ POLİTİKALAR GEREKİYOR

Bilim insanları, yaklaşık 1 milyon hektarlık eski taşkın alanının kontrol altında su tutan bölgelere dönüştürülmesini öneriyor. Bu, hem yer altı su seviyesini artıracak hem de toprakların yeniden nem kaybetmesini önleyecektir. Ancak bu öneri, aktif olarak tarım yapılan alanların su altında kalma ihtimali nedeniyle tartışmalara yol açmış durumda.

Çiftçilerle çevre uzmanları arasındaki görüş ayrılıkları, yetkilileri daha dengeli bir yönetim modeli geliştirmeye yönlendiriyor; amaç, tarımsal üretimi sürdürürken su kaynaklarını doğada daha uzun süre tutmak.