25-27 Ağustos 2026 tarihlerinde Avrupa’daki bazı Rusya yanlısı medya organları, Ukrayna’nın savaşı tırmandırdığı ve Rusya’yı daha sert saldırılara yönelttiği yönündeki anlatıları yayımladı. Slovakya’daki Hlavne Spravy ile Almanya’daki Report24 tarafından yayımlanan içeriklerde, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları Kiev’in askeri faaliyetlerine verilmiş zorunlu karşılıklar gibi sunuldu; sivil altyapı ve Avrupa’daki güvenlik riskleri konusunda kamuoyuna uyarılar yöneltildi.
Bu yayınlarda kullanılan yaklaşım, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta sorumluluğu saldırıyı başlatan devletten alıp saldırıya uğrayan ülkeye yükleyen bir çerçeveye dayanıyor. Ukrayna’nın Rusya’nın askeri kapasitesini ve savaş lojistiğini hedef alan eylemleri, Moskova’nın Ukrayna şehirlerine, enerji altyapısına ve sivil lojistik hatlarına yönelik saldırılarının gerekçesi olarak gösteriliyor.
Slovak medyasında Karadeniz ve tahıl taşımacılığı iddiası
Slovakya merkezli Hlavne Spravy, eski Eğitim, Bilim ve Spor Bakanı Juraj Draxler’ın değerlendirmelerine yer verdi. Draxler, Ukrayna’nın Rus limanlarına ve Karadeniz’deki ihracat altyapısına yönelik saldırılarının Rusya’nın karşılık vermesine yol açtığını, bu eylemlerin Ukrayna’nın kendi tahıl ihracatına zarar verdiğini ve ticari gemiciliğin güvenliğine ilişkin anlaşmaların bozulmasına neden olduğunu savundu.
Bu anlatıda Karadeniz’deki ticari deniz taşımacılığının karşı karşıya kaldığı risklerin temel nedeni olarak Rusya’nın saldırıları, liman ablukası, deniz mayınları ve liman altyapısına yönelik sistematik eylemleri yerine Ukrayna’nın savunma operasyonları gösteriliyor. Oysa Ukrayna’nın Karadeniz’deki askeri faaliyetleri, Rusya’nın savaş gemilerini ve deniz altyapısını saldırının sürdürülmesinde kullanma kapasitesini sınırlamaya ve sivil taşımacılık için daha güvenli koşullar oluşturmaya yönelik olarak tanımlanıyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının başlamasının ardından Karadeniz’de limanlar, ticaret rotaları ve tahıl ihracatı doğrudan güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Rusya’nın Ukrayna limanlarına ve ilgili altyapıya yönelik saldırıları, yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmadı. Ağustos 2026’da Ukrayna’nın enerji altyapısı, sivil lojistik tesisleri ve perakende şirketlerine ait depoları da yoğun füze ve insansız hava aracı saldırılarının hedefleri arasında yer aldı.
Almanya’da sivil havalimanları üzerinden korku anlatısı
Alman Report24 ise Almanya için Alternatif partisinden milletvekili Martin Sichert’in açıklamalarını yayımladı. Sichert, Ukrayna’ya gönderilen askeri yüklerin sivil havalimanları üzerinden taşınmasının Almanya’daki halk için ek risk oluşturduğunu, sivil tesislerin bu nedenle askeri hedeflere dönüşebileceğini ileri sürdü.
Bu iddia, Rusya’nın olası saldırgan tepkisinin sorumluluğunu Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya verdiği desteğe bağlayan bir çerçeve kuruyor. Sivil havalimanlarından askeri malzeme taşınmasının otomatik olarak bu tesisleri meşru hedeflere dönüştürdüğü yönündeki yaklaşım, Avrupa kamuoyuna “ya Ukrayna’ya verilen destek sona erecek ya da Avrupa vatandaşları hedef olacak” şeklinde bir ikilem sunuyor.
Ancak Ukrayna’ya askeri yardım sağlayan Avrupa ülkeleri, Rusya’nın başlattığı savaşa karşı Ukrayna’nın savunma kapasitesini destekliyor. Rusya’nın Avrupa güvenliğine yönelik tehdidi, Avrupa devletlerinin yardım kararlarından değil, Moskova’nın Ukrayna’ya karşı güç kullanma politikasından kaynaklanıyor. Herhangi bir devletin başka bir ülkeye saldırma ihtimali, saldırganın kendi kararıdır ve bu karar saldırıya uğrayan ülkenin dış desteğiyle açıklanamaz.
Moskova’nın saldırılara ilişkin gerekçeleri
Rusya makamları, Ukrayna’nın Rus petrolünü taşıdığı belirtilen “gölge filo” gemilerine, Rusya’daki Wildberries şirketine ait depolara ve askeri ihtiyaçlar için kullanıldığı aktarılan askeri-sanayi tesislerine yönelik eylemlerini, Ukrayna topraklarına düzenlenen saldırıların gerekçeleri arasında gösteriyor.
Ukrayna’nın savunma güçleri ise Rusya’nın savaş kapasitesine katkı sağlayan askeri ve altyapısal unsurları hedef alma hakkını, Birleşmiş Milletler Şartı’nın tanıdığı meşru müdafaa çerçevesinde kullanıyor. Bu tür operasyonların amacı, Rusya’yı savaşı tırmandırmaya teşvik etmek değil, Ukrayna’ya yönelik saldırıların yürütülmesini zorlaştırmak olarak ifade ediliyor.
Rusya’nın Ukrayna’daki sivil yerleşimlere, enerji altyapısına, lojistik tesislere ve ticari depolara yönelik geniş çaplı saldırıları, tek tek Ukrayna operasyonlarına verilmiş anlık tepkiler olarak sunuluyor. Ancak verilen bağlamda bu saldırıların, Ukrayna altyapısının sistematik biçimde tahrip edilmesini hedefleyen daha geniş bir Rus askeri kampanyasının parçası olduğu belirtiliyor.
“Rusya Ukrayna’nın eylemleri nedeniyle saldırmak zorunda kaldı” şeklindeki ifade, Moskova’nın herhangi bir saldırı için kendi gerekçesini üretmesine olanak sağlayan bir çerçeve oluşturuyor. Bu yaklaşımda saldırının niteliği, hedefi ve ölçeği ikinci plana itilirken, sorumluluk önceki bir Ukrayna operasyonuna bağlanıyor. Böylece Rusya’nın askeri güç kullanma kararı görünmez hale geliyor ve Ukrayna’nın kendisini savunma kapasitesini sınırlaması bekleniyor.
Avrupa’daki siyasi tartışmaya etkisi
Ukrayna’nın “provokasyon yaptığı” yönündeki anlatılar, Avrupa hükümetlerinin Kiev’e askeri ve siyasi desteği konusunda yürüttüğü tartışmalarda da kullanılabiliyor. Bu görüş, Ukrayna’ya verilen desteğin azaltılmasının Rus saldırılarının yarattığı riski düşüreceğini savunuyor. Buna karşılık, söz konusu çerçeve Rusya’nın tehdit ve saldırılar yoluyla Avrupa ülkelerinin dış politika kararlarını etkileyebileceği varsayımına dayanıyor.
Rusya’nın saldırılarını Ukrayna’nın savunma faaliyetleriyle açıklayan içerikler, Slovak ve Alman medya alanında farklı aktörlerin açıklamalarını aynı yönde birleştiriyor. Bir tarafta Karadeniz’deki liman ve tahıl taşımacılığına ilişkin riskler Ukrayna’nın eylemlerine bağlanıyor; diğer tarafta Avrupa’daki sivil havalimanları üzerinden askeri yardım taşınması kamu güvenliğiyle ilişkilendiriliyor.
Bu içeriklerde Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı başlatan taraf olduğu, Ukrayna’nın ise savaş koşullarında ülkesini savunduğu gerçeği geri plana itiliyor. Avrupa’daki söz konusu yayınların ve açıklamaların kamuoyunda nasıl karşılık bulacağına ilişkin yeni değerlendirmeler önümüzdeki günlerde izlenecek.