Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eş genel başkanı Alice Weidel, partisinin federal hükümete girmesi halinde Almanya’nın avro bölgesi ve Schengen alanından ayrılması için çalışacağını söyledi. Weidel ayrıca sınırların kapatılmasını, göç politikasının sertleştirilmesini, sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını ve vatandaşlığa geçişlerin azaltılmasını savundu.
Weidel’in açıklamaları, 24 Ağustos 2026’da Alman kamu yayıncısı ZDF’ye verdiği röportajın ardından gündeme geldi. Konuya ilişkin haberler Türkiye Today ve Anadolu Ajansı tarafından da yayımlandı. AfD lideri, koruma statüsünün süresi sona eren Suriyelilerin geri gönderilmesi de dahil olmak üzere göç ve iltica politikalarında daha kapsamlı geri dönüşler uygulanmasını istedi.
Weidel, Almanya’nın yeniden Alman markına dönmesi gerektiğini savunurken, avronun kullanılmaya başlanmasından önce ülkenin ekonomik durumunun daha iyi olduğunu öne sürdü. “Avronun kullanılmaya başlanmasından önce Almanya çok daha iyi durumdaydı” diyen Weidel, ortak para biriminin Alman ekonomisini zayıflattığını ve hanelerin refahını kötüleştirdiğini iddia etti.
Avrodan çıkış önerisi
AfD’nin avro bölgesinden çıkış talebi, Almanya gibi Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri için para birimi ve finans piyasalarında önemli belirsizlikler yaratabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzman değerlendirmelerine göre ulusal para birimine dönüş, döviz kurlarında dalgalanmalara, şirketler ve tüketiciler için ek dönüştürme maliyetlerine ve kur riskinden korunma giderlerine yol açabilir.
Alman markına dönüş halinde Alman mallarının Avrupa Birliği ülkelerindeki ve dünya genelindeki ticaret ortakları açısından daha pahalı hale gelmesi de olası riskler arasında gösteriliyor. Para birimindeki değişiklik, Almanya’da faaliyet gösteren şirketlerin fiyatlandırma, sözleşme ve finansman süreçlerini yeniden düzenlemesini gerektirebilir. Tek Avrupa pazarıyla bütünleşmiş bankalar ve şirketler açısından sınır ötesi işlemlerin yürütülmesi de daha karmaşık hale gelebilir.
Kaynakta yer alan değerlendirmelere göre, böyle bir süreç sermaye çıkışı riskini artırabilir ve bankacılık sisteminin yanı sıra Avrupa pazarına bağlı şirketlerin faaliyetlerini zorlaştırabilir. Döviz hareketleri, ithalat ve ihracat sözleşmeleri ile finansal varlıkların yeniden fiyatlandırılması, Almanya ekonomisi üzerinde doğrudan maliyet yaratabilecek başlıklar olarak sıralanıyor.
Schengen ve sınır politikası
Weidel’in diğer önerisi, Almanya’nın Schengen alanından ayrılması ve göçmenlere karşı sınırların kapatılması. AfD eş genel başkanı bu çerçevede sınır kontrollerinin güçlendirilmesini, düzensiz göçle mücadele için sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını ve vatandaşlığa geçişlerin sınırlandırılmasını savundu.
Schengen’den çıkış ve kapsamlı sınır kontrolleri, Almanya ile diğer Avrupa ülkeleri arasındaki insan, mal ve iş gücü hareketliliğini etkileyebilir. Kaynakta aktarılan değerlendirmelere göre kamyon taşımacılığı, tedarik zincirleri ve sınır ötesi çalışanların günlük ulaşımı için yeni idari ve mali yükler oluşabilir.
Almanya ekonomisinin yavaş büyüme gösterdiği bir dönemde daha sıkı sınır kontrollerinin işletmelerin maliyetlerini artırabileceği belirtiliyor. Gümrük işlemleriyle doğrudan bağlantılı olmayan sınır kontrolleri dahi teslimat sürelerini uzatabilir, lojistik planlamayı zorlaştırabilir ve Avrupa içindeki üretim ağlarında ek harcamalara neden olabilir.
Weidel, koruma süresi sona eren Suriyelilerin geri gönderilmesini de önerisinin parçası olarak dile getirdi. Ancak açıklamada bu geri dönüşlerin hangi hukuki ve idari süreçlerle uygulanacağına ilişkin ayrıntı verilmedi. AfD’nin göç politikasında temel yaklaşımı, daha hızlı sınır dışı işlemleri ve daha düşük sayıda vatandaşlığa kabul üzerine kuruluyor.
CDU’ya yönelik eleştiri
AfD eş genel başkanı röportajında Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil’i de eleştirdi. Weidel, Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) AfD ile iş birliği yapmayı reddetmesine tepki gösterdi.
Weidel, partisinin önce bazı eyaletlerde yönetimde yer alacağını, ardından federal düzeye çıkacağını söyledi. Bu açıklama, AfD’nin iktidar hedefini eyalet yönetimleri üzerinden kademeli biçimde ilerletmeyi planladığını ortaya koyan parti pozisyonu olarak aktarıldı.
CDU’nun AfD ile iş birliğine ilişkin tutumu ise Weidel’in açıklamalarında doğrudan eleştirilen başlıklardan biri oldu. AfD lideri, partisinin eyaletlerde yönetim sorumluluğu üstlenmesinin federal düzeyde iktidar hedefi için bir sonraki aşamayı oluşturacağını savundu.
Avro bölgesi ve Schengen’den ayrılma önerileri, göç politikasına ilişkin talepler ve CDU’ya yönelik eleştiriler, Weidel’in ZDF röportajında öne çıkan başlıklar oldu. Açıklamaların Almanya’nın para birimi, sınır yönetimi ve göç politikalarına ilişkin parti programındaki yaklaşımı nasıl şekillendireceği, AfD’nin sonraki siyasi adımlarıyla birlikte izlenecek.