Frengi: Avrupa'nın Tarihinde Dönem Değiştiren Korkutucu Bir Hastalık

Frengi: Avrupa’nın Tarihinde Dönem Değiştiren Korkutucu Bir Hastalık

Amerika’dan Avrupa’ya taşınan ölümcül hastalıklardan biri olan frengi, tarihin önemli bir biyolojik değişim sürecinin parçası olarak öne çıkıyor. Amerikalı evrimsel biyolog Scott Travers, Forbes için kaleme aldığı yazısında frenginin kökenini ve Avrupa üzerindeki etkilerini ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

HIZLA YAYILAN BİR HASTALIK

İlk kez 1495 yılında Napoli kuşatması esnasında kayıtlara geçen frengi, kısa sürede ölümcül hale gelen ve irinli yaralarla seyreden korkutucu bir hastalık olarak Avrupa’nın dört bir yanına yayıldı. Travers’a göre, frenginin kökeni üzerine iki ana teori bulunmaktadır. “Kolomb Hipotezi” frenginin Amerikan kökenli olduğunu ve Kolomb’un 1493 yılındaki seferi sırasında Avrupa’ya taşındığını savunuyor.

Diğer yandan, “Ön Kolomb Hipotezi” hastalığın önceden Eski Dünya’da bulunduğunu, ancak çevresel ya da genetik değişimlerle ölümcül formuna ulaştığını öne sürüyor. Ancak mevcut biyolojik ve paleopatolojik araştırmalar, Kolomb Hipotezi’ni güçlendirmektedir. Özellikle Amerika kıtasındaki 1492 öncesi yerli iskeletlerinde frengiyle ilişkili kemik lezyonları sıkça rastlanırken, Avrupa’daki çağdaş kalıntılarda bu tür izler bulunmamaktadır.

GİZLİ BİR DÜŞMAN

Frengiye neden olan Treponema pallidum bakterisi, mikroskop altında ince ve sürekli titreşen bir tel olarak görünmektedir. Bu özellikleri sayesinde insan dokularına kolayca nüfuz edebilir, vücuda girdikten sonra uzun yıllar belirti vermeden gizlenebilir. Bu noktada bağışıklık sisteminden kaçabilen bakteri, tekrar aktif hale gelebilir.

Kolomb’un Avrupa’ya taşıdığı bu bakteri, kıtayı savunmasız bir nüfusa çarparak hızla yayılmasına neden oldu. Yoğun şehirler, ordular ve genelevler, hastalığın yayılması için birer sıçrama noktasıydı.

SAVAŞLARLA BÜYÜYEN YAYILIM

15. yüzyılın sonlarında yaşanan İtalyan Savaşları, orduların hareketliliği ile frenginin Napoli’den Fransa’ya, ardından Almanya’ya kadar yayılmasına yol açtı. İlk dönemlerdeki formu, günümüzdeki kronik formundan çok daha ölümcüldü. Travers’a göre, zamanla hastalığın evrimi, patojenlerin daha az ölümcül formlarının avantaj sağladığı bir süreci tetikledi. Hızla ölen bir ev sahibinin mikrobun yayılmasına engel olacağı düşünülmektedir.

Günümüzde frengi, daha sinsice ilerlemektedir. İlk evrede genellikle ağrısız bir yarayla başlar; yara iyileşse dahi bakteri vücutta kalır. İkinci evrede ise vücutta döküntüler, lenf bezlerinde şişme ve yorgunluk gibi semptomlar gözlemlenir. Hastalık, yıllarca sessiz kalabilir ve geç evrede, kalp, beyin ve sinir sistemi gibi hayati organları tahrip ederek ciddi sorunlara neden olabilir.

1500’lerin başından itibaren frengi, Avrupa’dan Afrika ve Asya’ya, ardından yeniden Amerika’ya yayıldı. Bu hastalık, kökeni olan topraklara daha ölümcül bir şekilde döndü. Küresel ticaretin artması, frenginin dünya genelinde yayılmasını hızlandırdı. Penisilinin keşfine kadar frengi; körlük, düşüklere ve doğuştan gelen sakatlıklara yol açarak milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiledi.

Bugün bile, Dünya Sağlık Örgütü her yıl 7 milyondan fazla yeni frengi vakası bildirmektedir. Hastalığı tetikleyen bakterinin laboratuvar ortamında tam olarak üretilememesi nedeniyle, biyolojisi hâlâ tam anlamıyla çözülemedi.

Yorum ekle

Your email address will not be published.

Kaçırmayın

İstanbul'da taksi ücretlerine yüzde 30 zam talep ediliyor

İstanbul’da taksi ücretlerine yüzde 30 zam talep ediliyor

Asgari ücret artışının ardından İstanbul’da taksi ücretlerine zam talebi gündeme geldi. İstanbul…