İtalya’nın Sicilya Adası’nda yer alan 3.400 metre yüksekliğiyle Etna, yalnızca bir yanardağ değil; yerin derinliklerinden gelen karmaşık bir bilmece. Jeologlar, yıllardır “nasıl bu kadar sık ve çeşitli lav püskürtüyor?” sorusunun yanıtını arıyor. Sonunda, Etna’nın içindeki nadir mekanizmayı deşifre etmeyi başardılar.
TÜM TEORİLERİ ÇÖKERTEN KEŞİF
Geleneksel olarak bir yanardağ üç ana mekanizma ile oluşur: Levhaların ayrılması, dalma-batma (bir levhanın diğerinin altına girmesi) veya mantodan çıkan “sıcak noktalar”. Etna ise teknik olarak bir dalma-batma bölgesinde yer almasına rağmen, lavlarının kimyası, Hawaii gibi “sıcak nokta” yanardağlarına benzemektedir. Ancak bu bölgede böyle bir sıcak nokta bulunmamaktadır.
80 KİLOMETRE DERİNDE SIKIŞAN KADİM MAGMA
Araştırmacılar, son 500 bin yıl içerisinde elde ettikleri lav örneklerini incelediklerinde şok edici bir benzerlik tespit ettiler: Yarım milyon yıldır Etna’nın lav bileşimi hiç değişmemiştir. Bu durum, Etna’nın her seferinde yeni magma üretmek yerine, yerin 80 kilometre derinliği altında üst manto ile levha tabanı arasında sıkışmış kadim bir magma havuzundan beslendiğini kanıtlamaktadır.
ADETA SÜNGERDEN SIKILAN SU GİBİ
Bilim insanları, Etna’nın aslında devasa bir “petit-spot” (küçük nokta) yanardağı olabileceğine dikkat çekiyor. Afrika levhası, Avrasya levhasının altına girerken devasa bir basınç oluşturmakta. Derinlerde hapsolan o eski magma, bu basınçla tıpkı bir süngerin sıkılması gibi çatlaklardan yukarıya doğru sızıyor. Bu fenomenin, Etna gibi büyük bir volkanda gözlemlenmesi, jeoloji alanında devrim yaratacak niteliktedir.
1 MİLYON KİŞİYİ BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE
Etna’nın eteklerinde, Catania ve Messina gibi toplamda yaklaşık 1 milyon insanın yaşadığı büyük şehirler bulunmaktadır. Etna’nın bu “derin sızıntı” mekanizmasını anlamak, olası patlamaların şiddetini ve zamanını öngörmek açısından hayati bir önem taşıyor. Zira Etna yalnızca lav püskürtmekle kalmıyor; yerin en derin katmanlarından gelen bir mesajı yeryüzüne iletiyor. Bu sızıntının beklenmedik şekilde artma ihtimali, bilim dünyasını endişeye sürüklemektedir.