ABD-İsrail-İran Savaşı’nın Etkileri Varlık Fiyatlarını Sallıyor
ABD-İsrail-İran Savaşı’nın uluslararası piyasalara yayılan etkileri, varlık fiyatlarında önemli dalgalanmalara yol açtı. Savaşın ilk ayını geride bırakmasıyla birlikte, jeopolitik risklerin artması enerji maliyetlerini yükseltti ve bu durum enflasyonist baskılar oluşturdu, bu da ABD Merkez Bankası’nın (Fed) “şahin” politikaları olasılığına dair endişeleri artırdı.
Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri, altının ons fiyatında mart ayında %11,3’lük bir değer kaybına yol açarak, 2008 Küresel Finansal Krizi’nden bu yana en sert aylık düşüşü kaydetmesine sebep oldu.
Orta Doğu’daki artan gerilimler, küresel enflasyon risklerini arttırarak altının ons fiyatının mart ayında 4,099.52 dolara kadar gerilemesine neden oldu. Bu, Kasım 2025’ten bu yana görülen en düşük seviye olarak kaydedildi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıları artıracağına dair endişeler ve yavaşlayan ekonomik büyüme, Fed’in bu yıl faiz indirimine gitmeyeceği yönündeki beklentilerle birleşti. Güvenli liman olarak dolara olan talep, altın fiyatlarının düşüşünde etkili oldu.
Piyasalardaki likidite ihtiyacı nedeniyle merkez bankalarının rezervlerinden altın sattığı haberi de fiyat düşüşüne katkıda bulundu. Altın, ocak ve şubat aylarında sert yükselişlerle başlamasına rağmen, mart ayında %11,3 gerileyerek 1,113.22 dolara kadar düştü.
Altının ons fiyatı, ocak ayında %12,42 artış göstererek Kasım 2009’dan bu yana en iyi aylık performansını sergiledi. Şubat ayında ise %8,9 değer kazanarak, yatırımcılarına üst üste 7 ay kazanç sağlamıştı.
Gümüş fiyatları da benzer bir düşüş yaşadı. Yıl içerisinde 121.7 dolarla rekor seviyeye ulaşan gümüşün ons fiyatı, ocak ayında %17,2 ve şubat ayında %12,6 artış göstermesine rağmen, mart ayında %19,9 düşüşle 75,1 dolara geriledi.
Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, “Altın, çeşitli makro güçlerin etkisiyle geleneksel güvenli liman özelliğini geçici olarak kaybetti ve bu durum, küresel finans krizi dönemindeki en sert aylık kaybı yaşamasına neden oldu.” şeklinde değerlendirdi.
Hansen, piyasalardaki bu keskin düşüşün arkasında, faiz oranlarına dair beklentilerin hızla yeniden fiyatlandırılmasının yattığını belirterek, artan enerji fiyatlarının enflasyon kaygılarını tekrar tetiklediğini vurguladı. Faiz oranları yükseldikçe, getirisi olmayan varlıkları elde tutmanın maliyetinin arttığını ifade eden Hansen, bunun da yatırımcıları varlıklarını satmaya yönlendirdiğini dile getirdi.
Jeopolitik sarsıntılara rağmen, bu durumun talebi çökertici bir kriz değil, arz kaynaklı bir enflasyon olayı olarak değerlendirildiğini belirten Hansen, “Finansal istikrarsızlığa karşı bir koruma aracı olarak altının değer kazandığı krizlerden farklı olarak, mevcut ortam daha geniş bir borç azaltma süreci tetiklemiştir. Bu tür dönemlerde altın, genellikle likidite kaynağı gibi davranır; yatırımcılar, diğer alanlardaki kayıplarını telafi etmek için pozisyonlarını azaltır.” dedi.