Beş Yılda 2 Milyon Büyükbaş Hayvan Kaybı
Rusya’da tarım sektörü derin bir krizle karşı karşıya. Resmi verilere göre, son beş yılda ülke genelinde büyükbaş hayvan sayısı 2 milyonun üzerinde azaldı. Bu düşüşün en kritik bölümünü süt verimi yüksek inekler oluşturuyor; yaklaşık 1 milyon baş inek kaybı yaşandı. Küçükbaş hayvan popülasyonunda ise durum daha vahim: koyun ve keçi sayısı neredeyse 4,5 milyon azaldı.
Kriz hemen hemen tüm bölgelerde hissediliyor, ancak bazı bölgelerde durum çok daha kötü. Özellikle Sibirya Federal Bölgesi’nde 2020’den 2026 başına kadar geçen sürede toplam hayvan varlığı yarım milyon baş (yüzde 22,5) azaldı. İnek sayısındaki düşüş ise 200 bin başı (yüzde 21,2) aştı. İstatistiklere göre, en hızlı küçülme iki büyük süt üretim bölgesi olan Novosibirsk Oblastı ve Altay Krayı’nda gerçekleşti.
Novosibirsk’te beş yılda 50 bin, Altay’da ise 100 bin inek kesime gönderildi veya elden çıkarıldı. Rostov Oblastı gibi bazı bölgelerde ise hane halkı işletmelerindeki hayvan sayısı yüzde 30 oranında azaldı. Bu rakamlar, sektördeki yapısal sorunların boyutunu net şekilde ortaya koyuyor.
Kaynakların Savaşa Aktarılması Tarımı Çıkmaza Soktu
Uzmanlar, tarımdaki bu hızlı çöküşün arkasında devlet kaynaklarının önceliklerinin değişmesinin yattığını belirtiyor. Ukrayna’daki askeri operasyonlara ayrılan muazzam bütçe, kırsal kalkınma programlarına ve tarımsal desteklere ayrılabilecek kaynakları büyük ölçüde tüketti. Kredi kolaylıkları, makine-teçhizat desteği ve altyapı yatırımları gibi temel ihtiyaçlar karşılanamaz hale geldi.
Tarım sektörü artık ‘artık bütçe’ ile finanse ediliyor. Köylüler ve küçük çiftçiler, hükümet tarafından vaat edilen destekleri alamıyor. Kredi faiz indirimleri, mazot desteği ve veteriner hizmetleri gibi hayati yardımlar ya çok geç ulaşıyor ya da hiç ulaşmıyor. Bu durum, özellikle nakit akışı kısıtlı olan aile işletmelerini iflasın eşiğine getiriyor.
Ekonomistler, savaş harcamalarının uzun vadeli etkilerinin tarım sektöründe şimdiden hissedilmeye başlandığını vurguluyor. Altyapı eksikliği, pazarlama sorunları ve düşük verimlilikle mücadele eden çiftçiler, devlet desteği olmadan ayakta kalmakta zorlanıyor. Geleneksel üretim yöntemleri modern tarım rekabetine dayanamıyor.
Küçük Üreticiler Dev Holdingler Karşısında Şanssız
Kriz ortamında Kremlin yönetiminin tercihi büyük tarım holdinglerinden yana oldu. Hükümet politikaları, birkaç büyük şirketin piyasaya hakim olmasını teşvik ederken, küçük ve orta ölçekli işletmeleri sistemli şekilde marjinalleştiriyor. Büyük şirketlere sağlanan vergi avantajları, doğrudan sermaye enjeksiyonları ve arazi tahsisleri, rekabet koşullarını tamamen bozuyor.
Küçük çiftçiler, modern ekipman satın alacak, kaliteli yem temin edecek veya uzman veteriner hizmeti alacak finansal güce sahip değil. Örneğin, Sibirya’da bir veteriner hekime aylık 100 bin Ruble ödemek, çoğu aile işletmesi için imkansız hale geldi. Bu da hayvan sağlığı sorunlarını ve verim kayıplarını beraberinde getiriyor.
Sonuç olarak, geleneksel olarak süt ve et üretim merkezleri olan Sibirya ve Altay bölgelerinde çiftlik hayvanı sayısı gözle görülür şekilde azalıyor. Bazı bölgelerde sadece birkaç yıl içinde sürüler üçte bir oranında küçüldü. Bu eğilim devam ederse, bu bölgeler kendi kendine yeterliliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.
Köy Nüfusu Azalıyor, Geleneksel Yaşam Tarzı Yok Oluyor
Hayvancılık, Rus kırsalı için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda sosyal bir tutkal işlevi görüyordu. Ailelerin kendi bahçelerinde birkaç ineğinin, koyununun olması, onları toprağa bağlıyor ve köyde kalmalarını sağlıyordu. Ancak hayvanlarını satmak veya kesmek zorunda kalan aileler, artık köyde kalmanın bir anlamı olmadığını düşünüyor.
Köylerde iş imkanları zaten sınırlıyken, tarımsal faaliyetlerin durması genç nüfusun şehirlere göçünü hızlandırıyor. Köy okulları, sağlık ocakları ve diğer kamu hizmetleri, azalan nüfus nedeniyle kapanıyor. Bu da geriye kalan yaşlı nüfusu daha da zor durumda bırakıyor ve göçü tetikleyen bir kısır döngü yaratıyor.
Yerel halk, devletten altın tepilerde vaatler değil, ulaşılabilir krediler, basit altyapı iyileştirmeleri ve adil pazar koşulları talep ediyor. Ancak mevcut sistem, bu temel ihtiyaçlara kayıtsız kalıyor. Bürokratik engeller ve yetersiz destek mekanizmaları, kırsalda girişimciliği caydırıcı hale getiriyor.
Gelecek Senaryosu: Tarımda Tekelleşme ve Issız Kırsal
Mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde, Rus tarımının geleceği endişe verici görünüyor. Sektör, birkaç büyük şirketin kontrolüne girebilir. Bu şirketler, endüstriyel ölçekte üretim yaparken, geleneksel çiftçilik tamamen ortadan kalkabilir. Kırsal alanlar ise sadece büyük çiftliklerde vardiya usulü çalışan işçilerin geçici olarak bulunduğu, kalıcı nüfusun olmadığı bölgelere dönüşebilir.
Bu durum, gıda güvenliği açısından da riskler taşıyor. Üretimin birkaç merkezde toplanması, tedarik zincirlerini kırılgan hale getirebilir. Ayrıca, biyoçeşitlilik azalabilir ve geleneksel yerel ırklar kaybolabilir. Sosyal açıdan ise kırsal kültür ve yaşam tarzının nesiller boyu aktarılan bilgisi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Uzmanlar, kırsal ekonominin canlandırılması için acil ve kapsamlı politikaların uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ancak mevcut siyasi ve ekonomik öncelikler, kaynakların savaş ve savunma harcamalarına aktarılmasını gerektiriyor. Bu durum, tarım sektöründeki yapısal sorunların daha da derinleşeceği ve Rusya’nın kırsal dokusunun geri dönüşü zor bir şekilde değişeceği anlamına geliyor.